Kentbilimci ve Siyasal İletişim Uzmanı Dr. Ahmet GÜLER, "Gündemin önemli bir konusu olan CHP'de Mutlak Butlan sürecinde parti yönetimi ve liderlik algısındaki önemli değişkenlerin analizini" TGM için kaleme aldı...
Mutlak butlan kararı sıradan bir hukuk tartışması değildi; bir dönemin sonu, bir başkasının başlangıcıydı.
Bir parti içi mesele gibi sunuldu, ama Türkiye’nin muhalefet damarında derin bir kırılma yarattı. Çünkü kimi kararlar yalnızca hukuku değil, kaderi de yazar.
Son kamuoyu araştırması bu kırılmayı çıplak rakamlarla gösterdi. Kılıçdaroğlu’nun verdiği umut on üzerinden 1.6’da kaldı; ona duyulan öfke 7.5’e tırmandı. Bu iki sayı bir görüş ayrılığının değil, bir koparılışın tutanağıdır.
Bir lider tartışılıyorsa hâlâ vardır; ama tabanı ona umut atfetmiyorsa, siyaseten çoktan yoktur. Nitekim seçim senaryosunda Kılıçdaroğlu’nun CHP’si yüzde 2–4’e geriliyor. Mesele bir liderin yıpranması değil, koca bir geleneğin onun elinde erimesidir.
Tutmayan Plan
İşin perde arkası bellidir. Uzun süredir hazırlanan bu karar tesadüf değil, hesaptı. Seçimi kaybedeceğini gören iktidar, muhalefeti dağıtmanın yolunu, on üç yılda CHP’yi bir kez bile zafere taşıyamamış bir isimde aradı.
Kılıçdaroğlu, iktidarın gözünde muhalefeti çözecek en uygun “eleman”dı; mutlak butlan kararıyla zorla partinin başına oturtuldu, CHP’nin parçalanması beklendi.
Plan tutmadı. Kılıçdaroğlu eski başarısızlığını zorla geldiği koltukta derinleştirdi, ama iktidarın umduğu parçalanmayı yaratamadı. Çünkü dışarıdan dayatılan bir liderlik, içeride bir başkaldırı doğurdu. Hesap, halkın öfkesini hesaba katmamıştı.
Doğan Lider
Bu boşluktan Özgür Özel yükseliyor. Aynı anket onun CHP tabanındaki umut skorunu 7.9 ölçtü — Erdoğan’ın kendi tabanındaki 8.1’lik gücüne komşu bir rakam. Bu sıradan bir popülerlik değil, bir tabanın yeniden ayağa kalkma iradesidir.
Özel’in kuracağı partiye CHP seçmeninin yüzde 69’u oy vereceğini, yüzde 52’si gönüllü çalışacağını, yüzde 42’si maddi destek vereceğini söylüyor. Bu pasif bir sempati değil, kollarını sıvamış bir mobilizasyondur. Umut, örgütlenmeye dönüştüğü an siyasi güce dönüşür.
İktidar Şimdi Ne Yapar?
Planı tutmayan iktidar için sıra yeni hamlelere geldi. En güçlü ihtimal, muhalefetin doğan liderini, Özgür Özel’i tutuklamaktır; muhtemelen bu yola başvurulacaktır. Hedef açıktır: muhalefetsiz bir erken seçimle iktidarı beş yıl daha güvenceye almak.
Bu denklemde dış güçlerin rolü de görmezden gelinemez. 7 Temmuz’da Ankara’ya gelmesi beklenen ABD Başkanı Trump’ın, iktidarın devamı için Türkiye’ye 45–50 milyar dolar düzeyinde bir destek sağlayabileceği konuşuluyor. Böyle bir kaynak gelirse senaryo bellidir: asgari ücrete zam, emekli maaşının 20 binden 40 bine çıkarılması ve hemen ardından erken seçim, anayasa değişikliği, beş yıl daha iktidar.
Türk halkı bu tehlikeyi sezmiş durumda. Ama sezmek yetmiyor; bu yazgıyı değiştirebilecekleri bir kapı, kendilerini taşıyacak bir hareket henüz tam önlerinde değil. Özel’in yükselişi de bu yüzden kişisel bir başarı değil, tıkanmış bir umudun çıkış arayışıdır.
Aynadaki Manzara
Bugün o aynada görünen açıktır: bir yanda iktidarın eliyle başa getirilen bir ismin sönüşü, öbür yanda tabanını yeniden tutuşturan bir adın yükselişi. İktidar muhalefeti dağıtmak için bir lider dayattı; halk ise kendi liderini doğurdu.
Tarih, koltuğa oturtulanların değil, milletin gönlünde filizlenenlerin adını yazar. Umut yeniden adres değiştiriyor — ve siyaset, er ya da geç umudun taşındığı kapıya yönelir.
Dr. Ahmet GÜLER