GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 45,6621 ₺ 🇪🇺EUR: 52,9101 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.371,42 ₺ BTC: 3.527.454 ₺ 🇺🇸USD: 45,6621 ₺ 🇪🇺EUR: 52,9101 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.371,42 ₺ BTC: 3.527.454 ₺ 🇺🇸USD: 45,6621 ₺ 🇪🇺EUR: 52,9101 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.371,42 ₺ BTC: 3.527.454 ₺
21 Mayıs 2026 - 01:58

info@turkglobalmedia.com

Kentler Büyüdükçe İnsanlar Küçülür mü?
Köşe Yazısı

Kentler Büyüdükçe İnsanlar Küçülür mü?

20.05.2026 14:23
Prof. Dr. Yiğit UYANIKGİL
47

Prof. Dr. Yiğit UYANIKGİL, "Kent kimliği içerisinde teknoloji ile değişen insanın yaşadığı değişimin felsefi arka planını", TGM için kaleme aldı… Keyifli okumalar…

Bu köşe yazısını paylaş:

Modern hayatın en parlak, en cafcaflı paradoksu bu: Daha hızlı ulaşıyor, daha akıllı teknolojiler kullanıyor, daha kusursuz Kentler inşa ediyoruz; ama aynı zamanda daha kararsız, daha yalnız ve daha yönsüz canlılara dönüşüyoruz.

İşte tam bu noktada, felsefe derslerinin o meşhur "Kontrolden Çıkan Tramvay" metaforu, sadece teorik bir etik problem olmaktan çıkıp, modern kent insanının trajikomik hikâyesine dönüşmekte.

Görünmez Raylar, Mekanik Hayatlar

Freni patlamış bir tramvay hayal edin. Rayların bir tarafında kalabalık bir grup, diğer tarafında tek bir kişi var. Makasın başındasınız. Çoğunluğu kurtarmak için müdahale mi edeceksiniz, yoksa ellerinizi cebinize koyup olayı "doğal akışına" mi bırakacaksınız?

Bugün kent hayatı bize her sabah, her köşe başında tam olarak bu soruyu soruyor.

Modern kent insanı, bitmek bilmeyen bir “yön verme” ve "kontrol etme" illüzyonu içinde yaşıyor.

Navigasyon uygulamaları hangi sokaktan yürüyeceğimizi söylüyor, algoritmalar akşam ne izleyeceğimizi seçiyor, sosyal medya akışları bugün neye öfkelenmemiz gerektiğinin komutunu veriyor. 

Kent, bireye özgürlük vadederken, onu aslında görünmez raylara kelepçeliyor.

Artık yürümüyoruz; sadece yönlendiriliyoruz.

Reflekslerin Yönetimi: Nereye Gittiğini Bilmeyen Kalabalıklar

Eskiden Kentler insanların karakterini şekillendirirdi; bugün ise sadece reflekslerini yönetiyor.

Bir sabah iş saatinde, kırmızı ışıkta bekleyen o devasa kalabalığın yüzlerine bakın: Herkes bir yere yetişiyor ama hiç kimse gerçekten nereye gittiğini bilmiyor.

Ve tramvay problemi burada yeniden devreye giriyor: Sisteme müdahale mi etmeli, yoksa akışa teslim mi olmalı? Çünkü modernlik sadece gökdelenler ve metro hatlarından ibaret değil. 

Modernlik, sorumluluğun paylaşılmasıdır. Devasa kentlerde insanlar artık kararların öznesi değil, sadece sonuçların dilsiz tanığı. Bir kaza olduğunda herkes telefonunu çıkarıp kaydediyor ama kimse ambulansı aramıyor.

Kalabalık arttıkça, vicdan küçülüyor. Sorumluluk binlerce kişiye dağıldığında, insan kendi etkisini yok sanıyor.

 

Raydan Çıkma Cesareti

Oysa bazen hayatı güzelleştirmek için büyük devrimlere gerek yoktur; sadece küçük bir makası, hafifçe değiştirmek yeter.

Bir çocuğun düşen oyuncağını yerden alıp ona gülümsemek... Karşılaştığımız bir yabancıya, gözlerinin içine bakarak sessizce “İyi misiniz?” diye sorabilmek... Ya da o korna seslerinin kalabalığı arasında, acelesi olan birine nezaketle yol vermek…

Bunlar, bu koca dünyanın içinde küçük adımlar gibi görünebilir. Ama modern kent hayatında unuttuğumuz, kalbimizin derinlerinde özlediğimiz şey tam olarak bu: Bir insanın, başka bir kalbe usulca dokunabilme cesareti.

Aynı apartmanda yıllarca yaşayıp birbirinin sesini tanımayanlar, aynı metroda yan yana oturup aynı durakta inenler, o büyük kalabalığın içinde birbirini fark etmeden akıp gidenler... Şehirler büyüyor, caddeler genişliyor ama birbirimize olan mesafemiz sanki biraz uzuyor.

Belki de bu yüzden asıl soru, o büyük "Tramvayı başka yöne çevirmeli miyiz?" sorusu değildir. Asıl kendimize sormamız, ruhumuzu dinlendirmemiz gereken o samimi soru şudur:

 

"Biz ne zaman bu kadar düzenli, bu kadar sessiz akan bir hayatın parçası olmayı kabul ettik?"

 

 

Prof. Dr. Yiğit UYANIKGİL

Yayınlanma: 20.05.2026 14:23