GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 48,5437 ₺ 🇪🇺EUR: 56,4972 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.773,50 ₺ BTC: 3.827.950 ₺ 🇺🇸USD: 48,5437 ₺ 🇪🇺EUR: 56,4972 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.773,50 ₺ BTC: 3.827.950 ₺ 🇺🇸USD: 48,5437 ₺ 🇪🇺EUR: 56,4972 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.773,50 ₺ BTC: 3.827.950 ₺
09 Eylül 2026 - 13:20

info@turkglobalmedia.com

Köşe Yazısı

Kızıma: O Üçüncü Seti Unutma

08.09.2026 15:28
Prof.Dr. Cem GÜZELOĞLU
38 okunma
Kızıma: O Üçüncü Seti Unutma

Prof. Dr. Cem GÜZELOĞLU, "Avrupa Şampiyonası sonrasında başarıya giden yolda bilime, disipline inanmanın gücünü ve başarının sessiz mimarı ailelerin kaleminden dökülen sözlerin mental gücünü” TGM için kaleme aldı… Saygı ve Özlemle…

Bu köşe yazısını paylaş:

6 Eylül akşamı Sinan Erdem'de oynanan final, kâğıt üzerinde beş setlik bir voleybol maçıydı. İtalya ilk seti 25-16, üçüncü seti 25-12 kazandı. 

A Milli Kadın Voleybol Takımımız dördüncü seti 25-21, beşinci seti 15-10 alarak üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu.

Skor tabelası bunu söylüyor. Bir de tabelanın söylemediği kısım var.

Ben spor yazarı değilim. Tasarım ve sanat alanında çalışan, ömrünü üniversitede geçirmiş biriyim. Bu yüzden final gecesinin bende bıraktığı şey maçın kendisi değil, maçtan geriye kalan görüntü oldu. Bizim alanımızda bilinen bir mesele vardır: toplumlar kendilerini imgeler üzerinden hatırlar. 

Bir kuşağın hafızasında hangi görüntülerin durduğu, o kuşağın kendini nasıl tanımladığını belirler. Dün gece Türkiye'nin görsel hafızasına yeni bir kare girdi. İki set geride kalmış, kendi salonunda, kendi bayrağı altında ayakta duran kadınlar.

Böyle kareler ucuz değildir. Uzun sürede birikir, bir gecede yerleşir ve yıllarca durur.

Cumhuriyet'in açtığı yol

Maçtan sonra kaptan Eda Erdem Dündar'ın kurduğu cümle bu yüzden önemliydi: "Cumhuriyetin bize açtığı yolda, Türk kadınının ne başarabileceğini gösterdik."

Bu, madalya töreninin heyecanıyla söylenmiş bir söz değil. Tarihsel olarak da doğru bir tespit.

Türk kadını 1930'da belediye seçimlerinde oy verme hakkını, 5 Aralık 1934'te milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandı. Ertesi yıl Meclis'e 18 kadın milletvekili girdi. Bu tarihleri Avrupa'nın o günkü tablosuyla birlikte okumak gerekir. 

Fransız kadınları sandığa 1944'te gidebildi, İtalya'da 1945'i, Belçika'da 1948'i, İsviçre'de 1971'i buldu. Genç Türkiye Cumhuriyeti, kadınına Avrupa'nın büyük bölümünden önce karar hakkı tanıdı.

Hak tanımak bir başlangıçtır. Onu anlamlı kılan, o hakkı kullanan kadınların ortaya koyduğu emektir. Cumhuriyet kapıyı açtı; kapıdan geçip yolu yürüyen, sınıfta, klinikte, atölyede, laboratuvarda, mahkemede ve nihayet file önünde çalışan kadınlar oldu. Dün gece izlediğimiz de bu yürüyüşün son halkasıydı.

Sahada görünen, salonda görünmeyen

Eski bir sporcu olarak da şunu eklemek isterim: Sporun eğitici tarafı, sonucu değil süreci göstermesindedir. Üçüncü seti on üç sayı farkla kaybetmiş bir takımın sahada kalmaya devam etmesi, kupayı kaldırmasından daha öğreticidir.

Final setinde Melissa Vargas ile Paola Egonu'nun karşılıklı sayı üretimi teknik bir üstünlük gösterisiydi. Asıl mesele, o teknik üstünlüğün altındaki dayanıklılıktı.

Yetenek çoğu zaman fazla konuşulur. Oysa sabahın erken saatinde başlayan antrenmanı, sakatlıkla geçen sezonu, aileden ve gündelik hayattan çalınan yılları hiçbir yayın göstermez. 

Akademide de durum farklı değil. Bir öğrencinin jüri önünde sunduğu iş, aylarca süren, çoğu kimsenin görmediği bir çalışmanın son sayfasıdır. Kupa da öyle. Görünen kısım her zaman en küçük kısımdır.

Bir örnek nasıl çalışır

Üniversitede ders veren biri olarak yıllardır şunu gözlüyorum: genç kadınlar bir alana girip girmemeye karar verirken önlerinde kendilerine benzeyen bir örnek olup olmadığına bakıyor. Bu bilinçli bir hesap değil, sessiz bir tartı. Örnek varsa ihtimal büyüyor, yoksa küçülüyor.

Dün gece milyonlarca kız çocuğu için o tartı bir kez daha ağır tarafa yattı. Aralarında voleybola başlayacak olanlar çıkacaktır. Ama asıl geniş etki sporun dışında oluşur. Bir kız çocuğu ekranda gördüğü kadınlardan voleybol öğrenmez; ısrar etmeyi, kaybederken toparlanmayı, kalabalığın önünde durmayı öğrenir. Bu üç şey, mühendislikte de tasarımda da tıpta da aynı işi görür.

Gelecek yirmi yılda bu ülkede araştırma yürütecek, kurum yönetecek, üretim yapacak, karar verecek kadınların bir kısmı dün gece o maçı izledi. Onların kariyerini belirleyen tek şey elbette bir final olmayacak. Ama insanın kendine dair kanaati, böyle küçük ve dağınık anlarla kurulur.

Kızıma not

Kızım henüz çok küçük. Bu satırları okuyacak yaşa geldiğinde skoru bilmeyecek, bilmesine de gerek yok.

Bilmesini istediğim şey şu: 1934’te bu ülke ona bir hak tanıdı ve o hak, kullanılmadığı sürece kâğıt üzerinde kalan bir cümleden ibarettir. Dün gece bir grup genç kadın, o hakkın çalışmayla birleştiğinde ne ürettiğini tüm dünyaya gösterdi.

Bir de üçüncü seti hatırlamasını isterim. 25-12’ydi ve kimse sahayı terk etmedi.

Onun şampiyon olmasını beklemiyorum. Bir gün bir sınıfta, bir sahnede, bir sahada ya da bir jüri önünde adı okunduğunda, ben en arkada, kimsenin görmediği bir koltukta oturayım. O kadarı bana yeter. Babalar bunu bilir: çocuğunuzun kendi ayakları üzerinde durduğunu gördüğünüz an, size ait olmayan ama sizi ısıtan bir gururdur.

Bu ülkede doğdun kızım. Sana tanınan hakkın bedelini senden önce ataların ödedi. Sen yalnızca çalış, o yol seni taşır.

Ay-yıldızlı formayı emeğiyle taşıyan bütün sporcularımıza bu vatanın bir evladı olarak gönülden teşekkür ederim. Bir milletin gücü, kadınlarının önündeki yolu ne kadar açtığıyla ölçülür. 

Cumhuriyet o yolu açtı…ve dün gece o yol bir kez daha genişledi.

 

Prof.Dr. Cem GÜZELOĞLU

Yayınlanma: 08.09.2026 15:28