GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 44,2478 ₺ 🇪🇺EUR: 51,2821 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.174,08 ₺ BTC: 3.115.291 ₺ 🇺🇸USD: 44,2478 ₺ 🇪🇺EUR: 51,2821 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.174,08 ₺ BTC: 3.115.291 ₺ 🇺🇸USD: 44,2478 ₺ 🇪🇺EUR: 51,2821 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.174,08 ₺ BTC: 3.115.291 ₺
22 Mart 2026 - 01:40

info@turkglobalmedia.com

Mezuniyeti mahşere Kalanlar: 1915 Tıbbiyelileri
Köşe Yazısı

Mezuniyeti mahşere Kalanlar: 1915 Tıbbiyelileri

21.03.2026 13:31
PROF.DR. YİĞİT UYANIKGİL

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Yiğit UYANIKGİL, Çanakkale Zaferinin sessiz mimarlarından "1915 Tıbbiyelileri"'ni TGM için kaleme aldı.

Bu köşe yazısını paylaş:

Tarih, genellikle devasa gemilerin batışını, sarsılmaz stratejileri ve büyük komutanların adını kalın harflerle yazar. 

Oysa bazı zaferler vardır ki, asıl hikâyesi satır aralarında saklıdır; sessizdir ama derinden akar. 

18 Mart 1915, sadece askeri bir başarı değil, bir milletin var olma iradesinin en gür sesli ilanıdır.

İtilaf Devletleri’nin hesabı basitti: Boğaz’ı geçip İstanbul’u alacaklardı. Ancak unuttukları bir gerçek vardı: Bu toprakları savunanlar sadece üniformalı askerler değildi. O gün, bu milletin evlatları yaşlarına ve mesleklerine bakmaksızın aynı kaderin neferi olmuştu.

Kitaplarını Bırakıp Tüfeğe Sarılanlar

İşte o neferlerin en hüzünlü olanları, Tıbbiyelilerdi. 1915 yılı, amfi sıralarında oturması gereken gençlerin, kendilerini bir anda barut dumanı içinde buldukları yıldı. 

Darülfünun Tıp Fakültesi’nin gelecekte hayat kurtaracak elleri, kitaplarını bırakıp tüfeğe sarıldı. Ama onların savaşı çiftti: Bir yanda düşman kurşunu, diğer yanda yaralıyı yaşatma kavgası... Tifüs gibi salgınlarla, ölümün en yoğun olduğu yerde hayatı ayakta tutmaya çalıştılar.

Halk arasında hüzünlü bir anlatı dolaşır: “1915’te Tıbbiye bir sınıfını tamamen kaybetti.”. Belki arşivler bu toplu yok oluşu teknik olarak tam doğrulamıyor olabilir. 

Fakat gerçek olan ve kalbimizi acıtan şudur: O gençlerin büyük bir kısmı geri dönemedi. Mezuniyet törenlerine gidemediler, o hayalini kurdukları beyaz önlüklerini asla giyemediler.

Cephedeki Beyaz Önlükler: Sayılar ve Gerçekler

Çanakkale Savaşları başladığında, Darülfünun Tıp Fakültesi’nde eğitim gören öğrencilerin tam sayısı ve cephelere dağılımı hakkında bugün bile kesin ve net bir liste sunmak zor. 

Ancak askeri kayıtlar, 1914 seferberliğiyle birlikte tıp öğrencilerinin neredeyse tamamının silahaltına alındığını ve rütbelendirilerek farklı birliklere dağıtıldığını göstermektedir. 

Özellikle son sınıf öğrencileri "Zabit vekili", 3. ve 4. sınıf öğrencileri "Başçavuş muavini", 1. ve 2. sınıflar ise "Çavuş" rütbesiyle "Zabit namzedi" (subay adayı) olarak görevlendirilmişlerdir. 

Henüz çocuk denecek yaştaki bu gençler, omuzlarına sadece tüfeklerini değil, bir milletin sağlığını da yüklendiler.

1915 yılında okulun tamamen kapatılmasına neden olan bu süreçte, öğrencilerin bir kısmı Çanakkale, Beylerbeyi ve Yeşilköy gibi bölgelerdeki intan (bulaşıcı) hastalıkları hastanelerinde görev yaparken, bir kısmı da doğrudan cephe hattında hizmet vermiştir. 

Arşivlerde yapılan taramalar, Çanakkale Cephesi'nde 10 bin askerin şehit olduğu kritik 19 Mayıs taarruzu gibi süreçlerde tıbbiye öğrencisi olarak kaydedilmiş bir listeye ulaşılamasa da, bu gençlerin ordunun her kademesinde vatan savunmasına katıldığı bir gerçektir.

Bir İstatistik Değil, Bir Boşluk

Bazen tarih rakamlarla değil, eksilenlerle yazılır. 1915’te Tıbbiye’nin mezun verememesi bir başarı tablosu değil; devasa bir boşluktur. Sınıflarda boş kalan sandalyeler, törenlerde okunamayan isimler, yarım kalan hikâyelerdir. Onlar, bir milletin geleceğini temsil ederken, o geleceği kendi elleriyle feda ettiler.

"Bugün 18 Mart’ı anarken, sadece kazanılan bir savaşı değil, kaybedilen bir nesli de hatırlamak gerekir." 

Çanakkale’yi sadece gemi batışlarıyla anlatmak eksik kalır. Çünkü bu zafer, aynı zamanda eğitimini yarıda bırakıp cepheye koşan gençlerin, hayat kurtarmaya çalışırken can veren hekim adaylarının zaferidir.

Yazıyı, bir süre tıp eğitimi de almış olan, Onuncu Yıl Marşı’nın yazarlarından Faruk Nafiz Çamlıbel’in o sarsıcı dizeleriyle bitirelim:

"Yaşamaz ölümü göze almayan.

Zafer, göz yummadan koşana gider.

Bayrağa kanının alı çalmayan,

Gözyaşı boşana boşana gider!"

 

Prof. Dr. Yiğit UYANIKGİL

Yayınlanma: 21.03.2026 13:31