GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 46,5116 ₺ 🇪🇺EUR: 53,1915 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.489,96 ₺ BTC: 2.992.393 ₺ 🇺🇸USD: 46,5116 ₺ 🇪🇺EUR: 53,1915 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.489,96 ₺ BTC: 2.992.393 ₺ 🇺🇸USD: 46,5116 ₺ 🇪🇺EUR: 53,1915 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.489,96 ₺ BTC: 2.992.393 ₺
22 Haziran 2026 - 21:56

info@turkglobalmedia.com

Tesadüf Çağında Tevafuk
Köşe Yazısı

Tesadüf Çağında Tevafuk

22.06.2026 13:25
Prof. Dr. Yiğit UYANIKGİL
50

Prof. Dr. Yiğit UYANIKGİL, "Günlük hayatta “tesadüf” olarak gördüğümüz karşılaşmaların, kaybolan anlam arayışımızla ilişkisini ve insanın yalnızca bilgiyle değil, anlamla nasıl yaşadığını", TGM için kaleme aldı… Keyifli okumalar…

Bu köşe yazısını paylaş:

Bir dostumuzu düşünürken telefonunun çalması, yıllardır aradığımız bir kitabın tam ihtiyaç duyduğumuz gün karşımıza çıkması ya da hayatımızı değiştirecek biriyle beklenmedik bir anda karşılaşmamız... 

Geçmiş çağların insanı bu tür olaylarda bir anlam izi arardı. Bugünün insanı ise çoğu zaman tek bir kelimeyle yetiniyor: Tesadüf…

Modern insanın yanılgılarından birisi de, her şeyi açıklayabildiği ölçüde dünyayı anladığını düşünmesidir. Oysa açıklamak ile anlamak aynı şey değildir. Bir şeyin nasıl gerçekleştiğini bilmek, onun neden önemli olduğunu bilmek anlamına gelmez. 

Bugün insanlık, tarihinin en büyük bilgi birikimine sahip olmasına rağmen derin bir anlam yoksulluğu yaşamakta.

Her gün milyarlarca veri üreten bir çağda yaşıyoruz. Algoritmalar hangi müziği dinleyeceğimizi, hangi haberi okuyacağımızı, hatta kimi sevebileceğimizi tahmin ediyor. 

İnsan davranışları istatistiksel modellere dönüştürülüyor. Belirsizlikler azalıyor gibi görünse de insan ruhunda büyüyen boşluk giderek derinleşiyor. Modern çağ, olayların nedenlerini çoğaltırken onların anlamlarını azaltıyor.

Tesadüf, modern insanın en sık başvurduğu açıklamalardan biri hâline geldi. Bunun nedeni, insanın belirsizlik karşısında kolay açıklamalara sığınma eğilimidir. 

Bu kolaycılık insanı düşünmenin yükünden kurtarır. Olaylar arasında bağ kurma çabasını gereksizleştirir. Her şeyi rastlantının alanına bıraktığınızda, hayatın size söylediği hiçbir sözü duymak zorunda kalmazsınız.

Oysa insan yalnızca biyolojik bir organizma değil; aynı zamanda anlam arayan bir varlıktır. 

Carl Gustav Jung'un geliştirdiği “eşzamanlılık” kavramı bu nedenle hâlâ önemlidir. 

Jung'a göre bazı olaylar arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunmasa da, kişi açısından anlamlı bir ilişki bulunabilir. Bir olay diğerini üretmez; ancak ikisi insanın hayatında ortak bir anlam etrafında buluşabilir. Bu düşünce, kültürümüzdeki tevafuk anlayışını hatırlatır. Elbette ikisi aynı şey değildir. 

Tevafuk çoğu zaman ilahi ya da kozmik bir düzen fikrine dayanırken, Jung'un eşzamanlılığı böyle bir iddiada bulunmaz. Ancak her ikisi de insan deneyiminin yalnızca mekanik nedensellikten ibaret olmadığını hatırlatır.

Modern dünyanın sorunu, tevafuku reddetmesi değil; anlam ihtimalini küçümsemesidir.

Max Weber, modernleşme sürecini "dünyanın büyüsünün bozulması" olarak tanımlamıştı. Bilim ve akıl ilerledikçe dünya daha hesaplanabilir hâle geldi. Bu büyük bir kazanımdı. Ancak aynı zamanda insanın evrenle kurduğu duygusal ve manevi bağlar da zayıfladı. 

Dünya açıklanıyordu fakat anlamlandırılmıyordu. Bugün yaşanan pek çok kriz aslında bilgi eksikliğinden değil, anlam eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Her şeyin fiyatını biliyoruz ama değerini bilmiyoruz. Her şeye erişebiliyoruz ama hiçbir şeye bağlanamıyoruz. 

İşte bu yüzden tevafuk fikri bazı insanlara hâlâ çekici geliyor. Çünkü tevafuk, insanın hayatındaki olayları yalnızca açıklamaya değil, yorumlamaya da davet ediyor.

Martin Heidegger'in eleştirdiği teknik dünya görüşü de benzer bir soruna işaret eder. Heidegger'e göre modern insan, dünyaya artık bir anlam alanı olarak değil, kullanılacak bir kaynak olarak bakmaktadır. 

Nehir enerjiye, orman keresteye, insan ise performansa indirgenmektedir. Böyle bir bakış açısında karşılaşmaların, rastlantıların ve hayatın ince uyumlarının taşıdığı anlamlar görünmez hâle gelir. Çünkü teknik akıl her şeyin işlevini sorar iken anlamını sormaz.

Byung-Chul Han ise çağımızın insanını sürekli üretmeye, paylaşmaya ve görünür olmaya zorlanan yorgun bir özne olarak betimler. Sürekli çevrim içi kalan, sürekli tüketen ve sürekli tepki veren bir insanın derin dikkat geliştirmesi kolay değildir. 

Oysa tevafuk biraz da dikkat meselesidir. Hayatın içindeki ince bağlantıları fark etmek için insanın durabilmesi gerekir.

Sürekli dip gürültülü bir dünyada sessiz olanı duymak zordur.

Bu nedenle modern insan, tesadüflere her zamankinden daha çok maruz kalmasına rağmen onları daha az fark etmektedir. Çünkü dikkatini dış dünyanın hızına kaptırmış, iç dünyanın sessizliğini ihmal etmiştir.

Nietzsche'nin korktuğu nihilizm tam da burada ortaya çıkar. İnsan, hayatındaki her şeyi rastlantıya indirgediğinde yalnızca metafizik açıklamaları değil, bazen anlamın kendisini de kaybetmeye başlar. Oysa insan yalnızca açıklamalardan değil, anlamlardan da beslenir.

Elbette her denk geliş bir işaret değil. Her rastlantıya metafizik anlamlar yüklemek de sağlıklı değil. Ancak her şeyi tesadüfe indirgemek de, insan deneyiminin derin boyutlarını görmezden gelmektir.

Sorun, tesadüf ile tevafuk arasında bir seçim yapmak değil. Sorun, insanın kendisini yalnızca veri işleyen bir makine olarak görmeyi bırakmasıdır. Çünkü insan, açıklamalardan olduğu kadar anlamlardan da beslenir.

Modern çağ bize sayısız cevap verdi. Belki de kaybedilen şey cevaplardan çok sorulardır. Hayatın içindeki ince uyumları fark etmeyi bıraktığımızda yalnızca tevafuku değil, hayret etme yeteneğimizi de kaybediyoruz.

Ve belki de anlam, tam da tesadüf dediğimiz şeylerin arasında, sessizce bizi bekliyor.

 

Prof. Dr. Yiğit UYANIKGİL

Yayınlanma: 22.06.2026 13:25