GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 47,6190 ₺ 🇪🇺EUR: 54,6448 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.644,48 ₺ BTC: 3.056.290 ₺ 🇺🇸USD: 47,6190 ₺ 🇪🇺EUR: 54,6448 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.644,48 ₺ BTC: 3.056.290 ₺ 🇺🇸USD: 47,6190 ₺ 🇪🇺EUR: 54,6448 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.644,48 ₺ BTC: 3.056.290 ₺
05 Ağustos 2026 - 00:03

info@turkglobalmedia.com

AB’den Askıda kalan yaptırım

AB’den Askıda kalan yaptırım

AB
04.08.2026 15:19
TGM Haber Merkezi

AB’nin denizcilik hizmetleri yasağı neden tıkandı

Bu haberi paylaş:

Yılın başında Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rus petrol tankerlerine denizcilik hizmetlerinin yasaklanmasını önerdi. 

Ancak olağanüstü etkenler bu yaptırımı siyasi belirsizliğe itti. İşte planın nasıl bozulduğu. İşlerin bu noktaya gelmesi hiçbir zaman amaçlanmamıştı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya’ya yönelik 20. ekonomik yaptırım paketine ilişkin planını açıkladığında, denizcilik hizmetlerini paketin merkezine yerleştirdi.

von der Leyen şubat ayı başında, "Enerji alanında, Rus ham petrolü için tam kapsamlı bir denizcilik hizmetleri yasağı getiriyoruz. Bu, Rusya’nın enerji gelirlerini daha da kesecek ve petrolüne alıcı bulmasını zorlaştıracak," diye konuşmuştu.

Brüksel açısından bu, yarım kalmış hesabı kapatmak için gecikmiş bir fırsattı.

AB, Rus ham petrolü ve rafine ürünlerine yönelik ithalat yasağı kapsamında Rus tankerlerine denizcilik hizmeti verilmesini ilk kez 2022 yılında engellemeye çalıştı. Blok Rus petrolü almayı bırakacaksa, düşünceye göre, Rusya’nın bunu dünyaya taşımasına da yardım etmemeliydi.

Ancak enflasyonun ve enerji fiyatlarının fırladığı bir dönemde, eski ABD Başkanı Joe Biden’ın yönetimi yeni şok dalgalarından endişe etti ve Avrupalıları, hizmetlerin belirli koşullar altında sürmesini sağlayacak bir tavan fiyat uygulaması getirmeye ikna etti; tam bir yasak yerine.

AB de bu çizgiye uydu ve Rus petrolü için tavan fiyat Aralık 2022’de varil başına 60 dolar (yaklaşık 52 avro) olarak belirlendi. Bu, G7 müttefikleri açısından eşi benzeri görülmemiş bir adımdı.

O tarihten bu yana blok, bu mekanizmayı uygulamakta zorlanıyor. Moskova, Batı’nın gözetiminden kaçmak ve ham petrolünü daha yüksek fiyata satmak için eskimiş "gölge filosunu" devreye soktu. Zayıf beyan sistemi, petrol fiyatlarındaki sürekli dalgalanmalar ve Çin ile Hindistan’ın sisteme katılmaması tabloyu daha da karmaşık hale getirdi.

Brüksel, bir sonraki aşamaya geçme zamanının geldiği sonucuna vardı ve tavan fiyatı, 2022’deki ilk vizyonu hayata geçirecek tam kapsamlı bir denizcilik hizmetleri yasağıyla değiştirmek istedi. 

Yasak, bankacılıktan sigortacılığa, taşımacılıktan bayraklandırmaya kadar her alanı kapsayacak ve Moskova’nın kârlı enerji imparatorluğunun kalbine darbe indirecekti.

Ancak bazıları iç, bazıları dış; bazıları öngörülebilir, bazıları beklenmedik bir dizi faktörün olağanüstü biçimde üst üste gelmesi, senaryoyu kökten değiştirdi.

Bugün denizcilik hizmetleri yasağı askıda, unutulmuş ve bir kenara itilmiş durumda.

Planın nasıl raydan çıktığına bakalım.

Hiç hayata geçmeyen yaptırım

Yoldaki ilk tuzağı kuran bizzat von der Leyen’in kendisiydi.

"Deniz taşımacılığı küresel bir iş kolu olduğundan, bu tam kapsamlı yasağı G7’nin kararı sonrasında, bizimle aynı çizgideki ortaklarla koordinasyon içinde uygulamayı öneriyoruz," demişti şubatta.

Von der Leyen, tavan fiyatta olduğu gibi G7 ile bağlantı kurarak çıtayı kendi kontrolünün ötesine taşımış oldu. Biden’ın yerine geçen Donald Trump, Rusya’ya yönelik ABD politikasını, yaptırımlar dahil köklü biçimde değiştirdi. Trump yönetimi, Biden döneminin bir fikri olarak görülen tavan fiyatla da, herhangi başka bir ortak eylemle de ilgilenmedi.

Dolayısıyla G7 düzeyinde bir onay alınması pek olası görünmüyordu, hatta neredeyse imkânsızdı.

Komisyon kısa sürede söylemini değiştirdi. Von der Leyen’in açıklamasından birkaç gün sonra Ekonomiden Sorumlu Komiser Valdis Dombrovskis, denizcilik hizmetleri yasağı için G7 anlaşmasının "mutlak bir önkoşul" olmadığını netleştirdi ve blokun tek başına ilerlemekten "çekinmeyeceği" güvencesini verdi.

Üye ülkelerin çoğunluğu buna katıldı ve G7’yi bir zorunluluk değil, artı unsur olarak gördü.

Yine de Birleşik Krallık’ın desteğini almak, denizcilik hizmetleri yasağı açısından kilit adım sayılıyordu; zira ülke, petrol tankerlerinin denizdeki sorumluluklarını güvence altına almak için ihtiyaç duyduğu Protection and Indemnity (P&I) sigortasında dünya lideri konumunda.

Derken ay sonunda ABD ve İsrail İran’a hava saldırıları düzenledi, Hürmüz Boğazı kapandı ve petrol fiyatları fırladı. Bir anda, denizcilik hizmetleri yasağı fikri cazibesinin büyük bölümünü yitirdi.

Fransa’nın Évian-les-Bains kentindeki G7 zirvesi.
Fransa’nın Évian-les-Bains kentindeki G7 zirvesi. Thibault Camus/Copyright 2026 The AP. All rights reserved.

Piyasalardaki çalkantı, masadaki şüpheci sesler olan Yunanistan ve Malta’yı güçlendirdi. Bu iki Akdeniz ülkesi, geleneksel olarak Rus enerji ticaretinde yer alan güçlü denizcilik sektörlerine ev sahipliği yapıyor. (Kıbrıs da aynı görüşleri paylaşıyordu ancak o sırada AB Konseyi’nin dönem başkanlığını yürüttüğü için tarafsız bir tutum benimsedi.)

Akdenizli ikili, yasağın Avrupa ekonomisi için kayıplara yol açacağını, işlerini ise yabancı rakiplerin devralmasını sağlayacağını savundu. Rusya’nın petrol ticaretini sürdürmek için bu kez Çin ve Hindistan’a yöneleceğini dile getirdiler.

Kapalı kapılar ardındaki görüşmelerde, G7 anlaşması olmadan veto hakkını kullanacaklarını net biçimde ifade ettiler.

Üye devletler bu tehdidi ciddiye aldı. Nisan ayında yaptırım paketi onaylandığında, denizcilik hizmetleri yasağı yalnızca prensipte kabul edildi. Yürürlüğe girmesi ise, G7 içinde "eşgüdüm ve değerlendirme" sağlanması şartına bağlanarak süresiz askıya alındı.

Komisyon yetkilileri, metindeki hukuki ifadelerin esnek olduğunu ve yasağın hâlâ gerçeğe dönüşebileceğini savunmayı sürdürdü. Ancak Yunanistan ve Malta’nın çekinceleri, ABD’nin ilgisizliği ve Birleşik Krallık, Kanada ile Japonya’dan yükselen sessizlik, Brüksel’i rahatsız edici bir yalnızlığa itti.

Von der Leyen Haziran ayında 21. yaptırım paketini sunduğunda ise yasağın yürürlüğe konmasını önermedi. Hatta konuya hiç değinmedi. Bunun yerine, birkaç ay önce yürürlükten kaldırmaya çalıştığı tavan fiyat uygulamasına odaklandı.

Fransa’nın Évian kentindeki G7 zirvesinde, konu gündeme bile gelmedi.

Vetonun uzun gölgesi

Bugün AB, nasıl ve ne zaman ilerleyeceğini bilmediği, askıda kalmış bir yaptırımla karşı karşıya.

Yaptırımın en ateşli savunucuları olan İsveç ve Finlandiya, blokun yasağı uygulamasında ısrarını sürdürüyor. Baltık ülkeleri, Polonya, Danimarka ve Hollanda da planı destekliyor; Ukrayna da öyle.

Tüm bu ülkeler, enerji gelirlerini Rusya’nın savaş makinesinin vazgeçilmez yakıtı olarak görüyor.

İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard, "Tam kapsamlı bir denizcilik hizmetleri yasağı için çalışmak bu çabanın kritik bir parçası; çünkü bu, taşıma maliyetlerini önemli ölçüde artıracak ve hiçbir AB kuruluşunun Rus petrolü, kömürü ya da gazı ticaretini desteklemesinin önüne geçecektir," 

"Tam bir yasak, mevcut petrol tavan fiyatı uygulamasına kıyasla hayata geçirilmesi daha kolay bir önlem olurdu." diye konuştu.

Buna karşılık Yunanistan, Malta ve Kıbrıs, G7 anlaşmasının zorunluluğu konusunda ısrarcı; bazı diplomatlar bu şartı, yasağın asla hayata geçmemesini sağlamak için kullanılan bir taktik olarak görüyor.

Özellikle Atina, sektörünü korumak için her yolu denemeye hazır.

21. yaptırım paketi üzerindeki çalkantılı müzakerelerde Yunanistan, 1 Ocak 2027 olan ilk kesim tarihinden sonra da Rus LNG’sini AB dışındaki müşterilere taşımaya devam edebilmek için bir muafiyet koparana kadar veto hakkını kullandı.

Petrol ticareti, Rusya’nın devlet gelirleri için hayati önem taşıyor.
Petrol ticareti, Rusya’nın devlet gelirleri için hayati önem taşıyor. Philippe Magoni/Copyright 2026 The AP. All rights reserved

Yunan vetosu üzerine patlak veren tartışma, bir LNG taşıyıcı şirket olan Dynagas ile kurucusu George Prokopiou’ya ışık tuttu. Milyarder iş insanı, Rusya’nın küresel petrol ticareti için tanker sağlayan Dynacom’un da kontrolünü elinde bulunduruyor.

Financial Times’ın hesaplamalarına göre, Dynacom gibi Yunan denizcilik şirketleri son üç yılda Rus petrolünü taşıyarak en az 3,8 milyar dolar (yaklaşık 3,35 milyar avro) kazandı. Atina yasağın önünü tıkadığı sürece bu gelir akışı devam edecek.

Avrupa Komisyonu ise iki ateş arasında kalmış durumda. AB yürütme organı, bir zamanlar kendisinin önerdiği yaptırımın arkasında durmayı sürdürüyor; ancak rüzgârın dindiğinin ve hem içeride hem dışarıda oluşan karmaşık koşulların, bu yaptırımı siyasi açıdan son derece riskli hale getirdiğinin farkında.

Orta Doğu’daki belirsizliğin sürmesi de yolu daha da zorlaştırıyor.

Temiz Hava ve Enerji Araştırma Merkezi kıdemli analisti Isaac Levi, "Zamanlaması iyi ayarlanmış ve sıkı şekilde uygulanan bir denizcilik hizmetleri yasağı, Rusya’nın tanker kapasitesini kısar, taşıma maliyetlerini yükseltir ve Kremlin’in hayati petrol ihracatını sekteye uğratır. Ancak ani bir yasak, küresel petrol fiyatlarını yukarı çekerek Rus gelirlerindeki kaybı kısmen telafi edebilir," diyor.

Levi, "AB bunun yerine bu olağanüstü baskı gücünü, Rusya’nın petrolünü piyasadan çıkarmadan kazançlarını ezmek için kullanmalı: tavan fiyatı sıkı biçimde uygulamalı," - "Ciddi bir uygulama olmadan tavan fiyat kâğıttan bir kaplan; kameraların, polisin ve cezanın olmadığı bir hız sınırı koymaktan farksız." diye ekledi.

 

Euro News

Yayınlanma: 04.08.2026 15:19
Ana Sayfaya Dön