Siber Güvenlik Uzmanı Y.Müh.Vedat FETAH, "İlerleme İllüzyonu ve Aynadaki Kadim Çehre" ile değişen teknoloji ve kahinlik algısını TGM için kaleme aldı. Keyifli okumalar...
Bugün iddia edilen gelişmişlik vurgusuna ithafen aslında geçmişin aynadaki farklı bir yansımasını yaşadığımızı söylesem ne tepki verirdiniz?
İnsanlığın geliştiği, devamlı ileri gittiği söylenmesine rağmen hala kadim zamanlardaki günlük rutinlerimizi farklı araçlarla ve şekillerde yaşıyoruz. En güzel örnek, binlerce yıl önce Mezopotamya’da kil tabletlere kazınan mülkiyet ve ticaret kayıtlarının, bugün blok zinciri ağlarındaki dağıtık defterlerde şifrelenmiş kodlara dönüşmesidir.
Araçlar değişti, kil tablet yerini silikon çipler üzerindeki dijital bloklara bıraktı; ancak "güven inşa etme", "mülkiyeti tescilleme" ve "kayıt altına alma" arzumuzdaki o kadim ritim hiç değişmedi.
Modern insan, elindeki akıllı cihazın işlemci gücüyle övünürken, aslında o cihazın içinde atan kalbin binlerce yıl önce piramitlerin gölgesinde veya pazar yerlerinde atan kalple aynı korkuları, aynı hırsları ve aynı korunma içgüdülerini taşıdığını gözden kaçırıyor. Bizler, yüksek çözünürlüklü ekranlarımızın başında, antik çağların rutinlerini modernize edilmiş birer teknolojik ayin gibi icra ediyoruz.
İnsanlık tarihinin en büyük icadı tekerlek değil, "güven"dir. Toplumlar, birbirini tanımayan bireylerin ortak bir değer üzerinde uzlaşmasıyla büyüdü. Sümer’de bir tüccar, sattığı tahılın miktarını bir kil tablete mühürlediğinde yaptığı şey, bir "akıllı kontrat"ın ilk sürümüydü.
Bugün Web3 ve blok zinciri teknolojisiyle yapmaya çalıştığımız şey, aracıları (yani merkezi otoriteleri) devreden çıkararak o antik "eşler arası güveni" matematiksel bir kesinlikle yeniden tesis etmektir.
Blok zinciri, aslında dijital bir hafıza kaydıdır. Silinemez, değiştirilemez ve şeffaftır. Bu, antik toplumlarda toplumsal hafızanın sözlü gelenekle veya taşa kazınan yazılarla korunma çabasının modern bir izdüşümüdür.
Geçmişte bir kabilenin ortak belleği neyse, bugün bir ağın "genesis bloğu" odur. İnsanlık, merkezi yapıların (bankalar, noterler, devlet bürokrasisi) yarattığı hantallıktan kaçarken, aslında binlerce yıl önceki o yalın ve doğrudan takas sistemine, ancak bu sefer küresel ölçekte bir teknolojiyle geri dönüyor.
Eskiden krallar ve tüccarlar, belirsiz bir geleceğin risklerinden korunmak için yıldız haritalarına başvurur, kâhinlerin kuş uçuşlarından veya dumanın şeklinden çıkardığı anlamlara kulak verirdi. Bugün ise bu kâhinlerin yerini "Tahminleme Algoritmaları", "Büyük Veri" ve "Yapay Zeka" modelleri aldı.
Bir yatırımcının finansal piyasalarda Fibonacci seviyelerini takip etmesi veya teknik analiz grafiklerindeki geometrik desenlere bakarak bir sonraki hamlesini planlaması, aslında antik çağdaki bir rahibin gökyüzündeki takım yıldızlarına bakarak hasat zamanını belirlemesinden farksızdır. Her iki durumda da insan zihni, karmaşa (kaos) içinde bir düzen (kozmos) arar.
Algoritmalar bize "gelecek budur" demez; sadece "geçmişin verisine göre gelecek muhtemelen şudur" der. Bu, belirsizliği dizginleme ve bilinmezliğin yarattığı o ilkel kaygıyı yönetme çabasıdır.
Veri, modern çağın kutsal kitabıdır ve o veriyi yorumlayanlar ise dijital çağın yeni yüksek sahipleridir.
Y.Müh. Vedat FETAH
Siber Güvenlik Uzmanı & Akademisyen