Almanya'da bu yıl sektörel krizler ve fabrikaların kapanma riski sebebiyle bir grev dalgası bekleniyor.
İşverenler maliyet artışından şikayet ediyor, sendikalar çalışanların alım gücünü korumakta kararlı.
Almanya'da birçok sektörde toplu iş müzakerelerine ara verilen, görece sakin geçen 2025'in ardından şimdi slogan şu: Yeni yıl, yeni grevler!
Bu yıl Almanya'da toplam yaklaşık on milyon çalışan için yeni toplu sözleşme görüşmeleri planlaıyor. Sendikalar ile işverenler ücret ve çalışma koşulları konusunda anlaşamazsa iş bırakma eylemleri kapıda.
Bunun sonuçlarını birçok yolcu geçen hafta Lufthansa uçaklarının yerde kalmasıyla hissetti. Pilot sendikası VC ve kabin personelini temsil eden sendika UFO, bir günlük greve çağrı yaptı.
Hizmet Sendikası Verdi, yine Şubat ayında eyaletlerle yürütülen üçüncü tur toplu sözleşme görüşmeleri öncesinde baskıyı artırmak amacıyla ülke çapında grevler başlattı. Okullar, kreşler, üniversiteler, tiyatrolar, eyalet idareleri ve güvenlik birimleri etkilendi.
Bu yılın başlangıcını Verdi yaptı. Şubat başında düzenlenen uyarı grevleri, Almanya genelinde yerel toplu taşımayı durma noktasına getirdi. 11 Şubat'ta Hamburg ve Bavyera'nın bazı bölgelerinde toplu taşıma, ikinci bir uyarı greviyle yeniden aksadı.
Yeni grevler gündemde
Kimya ve ilaç sektöründeki çalışanlar için de Şubat başından bu yana yeni toplu sözleşmeler müzakere ediliyor. Sektör kriz içinde. Yüksek enerji maliyetleri ve azalan siparişler nedeniyle yaklaşık 2 bin 400 kişi işini kaybetti.
Kimya Sanayii Birliği'ne göre daha önce açıklanan tesis kapatmaları ya da üretim kaydırmaları da ek istihdam kayıplarına yol açacak.
Almanları demiryolları cephesinden de yeni sıkıntılar bekleyebilir. Yüksek maliyet baskısı altındaki Deutsche Bahn ile makinistler sendikası GDL, Perşembe günü yeni toplu sözleşme turunu başlattı ve ilk görüşmelere başladı. Ancak grevler, barış yükümlülüğünün Mart başında sona ermesinden sonra mümkün.

Makinistler sendikası GDL'den Mario Reiss, demiryolunun teklifine tepki olarak "Ekipte büyük bir öfke var" dedi. Grevlerin ne zaman başlayacağını bilmek istediklerini söyledi.
"Grevi önlemeye çalışıyoruz ama uysal da değiliz" diyen Reiss, bir iş bırakma eylemi için hazırlıkların perde arkasında sürdüğünü belirtti.
Ayrıca toptan ticaret, perakende ve dış ticaret sektöründeki şirketlerde de toplu sözleşme görüşmeleri yapılacak. Bu sektörler birlikte yaklaşık 3,6 milyon çalışanı kapsıyor.
Metal ve elektrik sanayisindeki toplu sözleşme Ekim ayında sona eriyor.
Grevler çoğalacak mı?
Çalışanlar sık sık iş bırakıyormuş gibi görünse de uzun vadeli gelişime bakıldığında Almanya'da daha az grev yapıldığı görülüyor. 1980'lerde grevler ve lokavtlar nedeniyle yılda ortalama 600 binden fazla iş günü kaybedilirken 2000 ile 2009 arasında bu sayı yılda yaklaşık 150 bin iş gününe düştü. Ancak Alman Ekonomi Enstitüsü'nün (IW) bilgi servisine göre son 15 yılda bu sayı yeniden artış eğilimine girdi.
Bin çalışan başına grev nedeniyle kaybedilen gün sayısına bakıldığında 2000'lerde beş, 2010'larda yedi ve 2020 ile 2024 arasında on gün kaydedildi. Buna karşılık çoğu OECD ülkesinde iş bırakma eylemlerinin kapsamı azaldı.
IW'ye göre Almanya genel olarak geleneksel olarak az grev yapılan ülkeler arasında yer alıyor. Hollanda, Avusturya, İsviçre ve Japonya'da da çalışanlar sık sık grev yapmıyor.
Buna karşılık Güney Avrupa ülkelerinde Anglo-Sakson ülkelerde ve bazı İskandinav ülkelerinde grevler daha sık görülüyor. Ancak Almanya'da olduğu gibi burada da 1980'ler ve 1990'lara kıyasla grev nedeniyle kaybedilen gün sayısı daha düşük.

Talepler ücret artışı ile sınırlı değil
Toplu sözleşme gödüşmelerinde mesele yalnızca ücret artışı değil. İlaç ve kimya gibi zor durumdaki sektörlerde istihdam güvencesi önemli bir yer tutacak.
Madencilik, Kimya ve Enerji Sanayi Sendikası (IGBCE) temsilcisi Stephanie Albrecht-Suliak, "Orta Almanya'daki tüm kimya kümesi tehlike altında" dedi. Bu nedenle istihdamın korunmasına en yüksek öncelik verilmesi gerektiğini belirtti.
Deutsche Bank Research'ün değerlendirmesine göre, sonbaharda başlayacak IG Metall görüşmelerinde de metal ve elektrik sanayisinde iş güvencesi önemli rol oynayacak.
Verdi Başkan Yardımcısı Christine Behle de şu değerlendirmeyi yaptı:
"Yerel toplu taşımada çalışanlar son derece olumsuz çalışma saatleri, vardiyalı çalışma ve sürekli zaman baskısı nedeniyle büyük yük altında. Yüksek personel sirkülasyonunu durdurmak ve kamu toplu taşımaya yeniden güvenilir şekilde nitelikli personel kazandırmak için acilen iyileştirmelere ihtiyacımız var."

Hans Böckler Vakfı araştırmacıları, 2024 yılı için grevlerin giderek daha fazla "dönüşüm çatışmaları" etrafında şekillendiğini gözlemledi. Örneğin otomobil üreticisi Volkswagen'de (VW) olduğu gibi. Yönetimin açıkladığı tesis kapatmaları ve işten çıkarmalar, uyarı grevleri ve uzun müzakerelerin ardından şimdilik engellendi.
2026 için beklentiler
Grev olsun ya da olmasın; Deutsche Bank Research bu yılki toplu sözleşme sonuçlarına ilişkin şu tahminde bulunuyor:
"2026 ve 2027'de toplu sözleşme ücretleri yılda yaklaşık yüzde üç artacak."
2025'te ortalama ücret artışı yüzde 2,7 düzeyindeydi.
Deutsche Bank Research, değerlendirmesinin devamında şu öngörüde bulunuyor:
"Özellikle kamu sektöründe biraz daha güçlü anlaşmalar beklenirken yapısal olarak zorlu sektörlerde sendikaların muhtemelen ücret artışlarından ziyade istihdam güvencesine daha fazla ağırlık vermesi kuvvetle muhtemel."
DW