Christophe Fouquet: "AB’nin düzenlemeleri kısıtlayıcı ve sektörün ihtiyaçlarıyla uyumsuz", dedi.
Christophe Fouquet’in ziyaretçilerini ağırladığı aydınlık toplantı odasında küçük bir hediye köşesi bulunuyor.
Avrupa’nın en değerli teknoloji şirketinin başındaki isimle görüşmek için bu küçük Hollanda kasabasına gelen hükümet temsilcileri ve yöneticilerin bıraktığı kurumsal hatıralar burada sergileniyor.
İnsanlar buraya geliyor çünkü onun şirketi ASML, dünyanın en gelişmiş çiplerinin üretiminde kullanılan makineleri yapıyor.
Ve Fouquet’in Brüksel’e vermek istediği bir mesaj var: Avrupa, yapay zekâ konusunda kötü bir iş çıkarıyor ve şirketleri başka bölgelere kaptırma riski taşıyor.
Akıllı telefonlara, otomobillere, veri merkezlerine ve küresel ekonomiyi yeniden şekillendiren yapay zekâ sistemlerine güç veren çipleri basan makinelerin sağlayıcısı olarak ASML, teknoloji dünyasının merkezinde yer alıyor.
Şirket, 515 milyar avroluk piyasa değeri ve 44 binden fazla çalışanıyla Avrupa’nın piyasa değeri bakımından en büyük teknoloji şirketi konumunda.
Fouquet, üst düzey hükümet yetkilileri ve teknoloji yöneticilerinin kapısını açtığı bir isim. Geçen ay ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile görüştü ve yakın zamanda Elon Musk ile konuştu.
Kendisine Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in telefon numarasına sahip olup olmadığı sorulduğunda gülümseyerek “yakın zamanda konuştuklarını” söyledi.
Buna rağmen, dile getirdiği yorumlar Brüksel ile Avrupa’nın sanayi şampiyonları arasında derinleşen ayrılığı gözler önüne seriyor.
AB, yapay zekâ alanında düzenleme ve sübvansiyon yoluyla önem kazanmak istiyor; ancak ASML patronuna göre birlik, Avrupa’yı rekabetçi kılacak yapay zekâ uygulamalarına yönelik talebi yaratmadan önce şirketlerin önüne engeller koyuyor.
Bu zayıflık ASML’nin kendi kayıtlarında da görülüyor: Fouquet’e göre şirketin makine satışlarının yüzde 99’u Avrupa dışından geliyor. Bu oran, merkezi Hollanda’da bulunan ve küresel yapay zekâ tedarik zincirinin merkezinde yer alan bir şirket için dikkat çekici bir rakam.
Fouquet özellikle AB’nin teknolojiye yönelik temel düzenleme kitabı olan AI Act’i, Brüksel’in Avrupalı şirketler kendi güçlü yapay zekâ ürünlerini geliştirmeden önce sınırlar koymasının örneği olarak gösterdi.
“Koşmaya başlamadık, hatta yürümeye bile başlamadık ve daha ilk adımı atamadan önümüzde engeller vardı,” diyen Fouquet, bunun “sektöre hizmet etmediğini” savundu.
Bu eleştiriler, Avrupa’nın en büyük şirketlerinin AI Act’in yumuşatılması için aylardır yürüttüğü baskının ardından geldi.
Mayıs ayının başında ASML; Airbus, Ericsson, Mistral AI, Nokia, SAP ve Siemens ile birlikte von der Leyen’i, mevzuatın Avrupalı şirketleri ABD ve Çinli rakipleriyle rekabet edemeden zayıflatma riski taşıdığı konusunda uyarmıştı.
AB politika yapıcıları ise bu ay başında kabul edilen sadeleştirme paketi kapsamında yasanın bir bölümünü ertelemek ve endüstriyel yapay zekâ uygulamaları için daha hafif bir rejim oluşturmak yönünde adımlar attı.
Fouquet bu değişikliği memnuniyetle karşıladığını söyledi ancak aynı mantığın makine ve endüstriyel kullanım alanlarının ötesinde de uygulanması gerektiğini savundu.
Eğer birlik kuralları fazla kısıtlayıcı olmaya devam ederse Avrupa şirketlerinin yapay zekâ geliştirmelerini başka yerlere taşıyacağı uyarısında bulundu.
“Burada yapamazlarsa, başka yerde yaparlar,” dedi. Fouquet ayrıca Avrupa Komisyonu’nun “omnibus paketleri” olarak bilinen düzenleme sadeleştirme girişimini de küçümsedi. “Önce çok karmaşık bir şey yapıp sonra onu sadeleştirerek sonunda iyi bir şey elde edeceğiniz fikri … biraz garip,” dedi.
Bunun yerine Brüksel’in, bu kurallar altında rekabet etmesi beklenen şirketlerle birlikte düzenleme yazması gerektiğini savundu.
Fouquet’in açıklamaları, Komisyon’un gelecek ay sunmaya hazırlandığı teknoloji egemenliği paketi öncesinde bir uyarı niteliği taşıyor.
Paket; ABD teknolojisine bağımlılığı azaltmayı, veri merkezi kapasitesini artırmayı ve Avrupa’nın çip tedarik zincirindeki payını büyütmeyi amaçlıyor.
Fouquet ise yerel üretime aşırı vurgu yapılmaması gerektiğini söyleyerek “hiçbir ülkenin her şeye sahip olamayacağı” uyarısında bulundu ve kamu alımlarında Avrupalı şirketlere öncelik verilmesini öngören düzenlemeye karşı çıktı.
“Tercih edilecek bir şeyiniz olması için önce tercih edilebilir bir şeye sahip olmanız gerekir,” dedi.
Ayrıca Avrupa’nın yapay zekâ uygulamalarına, bulut hizmetlerine ve çiplere yönelik talep yaratmadan veri merkezlerine veya çip fabrikalarına büyük harcamalar yapmaması gerektiğini söyledi.
“Komisyonun ya da AB’nin bir fabrika veya veri merkezi inşa edeceği fikri belki de en iyi fikir değil,” - “Bunu sanayi şampiyonlarına bırakmalısınız çünkü bunu nasıl yapacaklarını biliyorlar.” dedi.
2022’de AB’nin çip stratejisinin bir parçası olarak dönemin İç Pazar Komiseri Thierry Breton, Avrupa topraklarında gelişmiş çip fabrikası kurulmasını savunmuştu. Ancak ABD’li çip üreticisi Intel’in Almanya’da böyle bir tesis kurma girişimi, şirketin mali sorunları nedeniyle 2024’te çökmüştü.
Fouquet’e göre sorun şu ki Avrupa’da hiç kimse bu kadar gelişmiş teknolojiyi kullanmıyor.
Fouquet, “Eğer Avrupa’da böyle bir fabrika olsaydı, üretilen tüm wafer’lar ABD’ye ihraç edilirdi,” - “O zaman Avrupa’nın büyük bir projeyi sübvanse ettiği ama çıktısının başka bir yere gittiği bir durum ortaya çıkar.” dedi.
Fouquet’e göre Komisyon bunun yerine yapay zekâ hizmetlerine yönelik talebi artıracak koşulları yaratmaya odaklanmalı; sektör de buna karşılık gerekli teknolojik altyapıyı geliştirmeli.
Fouquet’in AB’nin yapay zekâ yasasına yönelik eleştirilerine yanıt veren Avrupa Komisyonu sözcüsü Thomas Regnier, “AI Act güveni artırarak inovasyonu destekliyor ve güven de daha fazla benimsenme ile yatırımı beraberinde getiriyor” dedi.
Regnier ayrıca yapay zekâ sadeleştirme paketi üzerindeki son anlaşmanın “net zaman çizelgeleri ile daha basit ve inovasyon dostu kurallar” getirdiğini söyledi.
Politico