GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 50,0000 ₺ 🇪🇺EUR: 55,5556 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.976,71 ₺ ₿BTC: 3.862.128 ₺ 🇺🇸USD: 50,0000 ₺ 🇪🇺EUR: 55,5556 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.976,71 ₺ ₿BTC: 3.862.128 ₺ 🇺🇸USD: 50,0000 ₺ 🇪🇺EUR: 55,5556 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.976,71 ₺ ₿BTC: 3.862.128 ₺
30 Ekim 2026 - 13:21

info@turkglobalmedia.com

Köşe Yazıları

Bir Sonraki Adım: Stanley Kubrick

30.10.2026 09:10
TGM Haber Merkezi
62 okunma
Bir Sonraki Adım: Stanley Kubrick

Başyazarımız Prof. Dr. Yiğit UYANIKGİL, Yeni köşe yazısında "Stanley Kubrick sineması ve anlatısının derinliklerine odaklanırken, post-modern dünyada teknoloji ile benlik arasındaki medeniyet inşasını, kemik metaforu üzerinden" TGM için kaleme aldı… Keyifli okumalar…

Bu haberi paylaş:

Bir kemik havaya fırlatılır. Binlerce yıllık bir sıçrayışın ardından karşımızda artık bir uzay aracı vardır. 

Stanley Kubrick, insanlık tarihini tek bir kurgu hamlesiyle özetler. Fakat bu geçişte, geride bıraktığımız şeyin ne olduğunu söylemez. Önümüzde açılan sonsuzlukta değil, aslında sorun o sonsuzluğa giderken arkamızda bıraktıklarımızdadır.

Kubrick’in sineması cevaplardan çok sorularla ilgilidir. Bir bilgisayarın soğukkanlılığında, bir askerin yüzündeki donuklukta, kusursuz işleyen bir mekanizmanın küçük bir aksaklığında saklar eleştirisini. Seyirciye gördüğünü açıklamaz da gördüğünden kuşkulanmayı öğretir.

Bugün yapay zekâ tercihlerimizi şekillendirirken, ekranlar hayatımızın merkezine yerleşirken ve her yeni teknoloji büyük vaatlerle sunulurken Kubrick’i yeniden izlemek, geçmişe dönmek değil, bugünün aynasına bakmaktır.

2001: Bir Uzay Destanı’nda (1968) bir kemik, önce bir güç aracına, ardından uzay çağının simgesine dönüşür. İnsanlığın binlerce yıllık gelişimi tek bir görüntüde birleşir. Aynı bilgi, aynı beceri, aynı yaratıcılık hem keşfin hem de yıkımın kapısını açabilir. 

Kubrick bunu anlatmak için uzun konuşmalara ihtiyaç duymaz. Kemiğin uzay aracına dönüşmesi yeterlidir. Aradaki boşluğu seyirci doldurur.

Filmin bilgisayarı HAL 9000 ise başka bir soruyu gündeme getirir. Sakin, tutarlı ve kusursuz görünen bu sistem, görevini sürdürürken insan hayatını bir engele dönüştürebilir. 

Bugün algoritmaların karar süreçlerindeki rolünü düşündüğümüzde HAL’in hikâyesi güncelliğini koruyor. Bir sistem hızlı ve verimli olabilir; fakat bu özellikler, neyin doğru olduğunu bildiği anlamına gelmez.

Modern dünyanın en sevdiği kelimelerden biri verimliliktir. Her şey ölçülmeli, hızlandırılmalı ve iyileştirilmelidir. 

Peki, ölçülemeyen şeylerin değeri ne olacaktır? Bir sistem kusursuz çalışırken, onun hangi amaç için çalıştığını sormayı unutabilir miyiz?

Otomatik Portakal (1971), düzenin bedelini sorgular. Şiddet uygulayan Alex’i kontrol altına almak isteyenler, onun seçim yapma özgürlüğünü de ortadan kaldırır. 

Kubrick, güvenlik ile özgürlük arasındaki gerilimi kolay bir çözüme bağlamaz. Çünkü her şeyin önceden belirlendiği, hiçbir sapmaya izin verilmeyen bir dünyada düzen sağlanmış olabilir fakat geriye ne kaldığı hâlâ tartışmalıdır.

Dr. Garipaşk (1964) ve Full Metal Jacket (1987) ise mekanizmaların insan üzerindeki gücünü gösterir. Birinde herkes görevini yerine getirirken dünya felaketin eşiğine sürüklenir. 

Diğerinde birey, sistemin istediği biçime göre yeniden şekillendirilir. Herkes yerini bilir, kurallar işler, prosedürler tamamlanır. Fakat parçaların kusursuzluğu, bütünün doğruluğunu garanti etmez.

Bugün kurumlarda hedefler belirleniyor, performans ölçülüyor, raporlar hazırlanıyor. Üniversitelerin niteliği yayın sayılarına, şehirlerin gelişmişliği binalarına, insanların başarısı rakamlara indirgenebiliyor. Oysa bir kurumun bütün hedeflerini gerçekleştirmesi, asıl amacına ulaştığını her zaman göstermez.

Gözleri Tamamen Kapalı (1999) ise görünenle saklanan arasındaki mesafeyi araştırır. Bu mesafe dijital çağda da karşımızdadır. 

Hayatlarımızı fotoğraflarla, mesajlarla ve kısa görüntülerle anlatırken bazen yaşadığımız anı deneyimlemekten çok onu nasıl göstereceğimizi düşünürüz. Görünür olan çoğalırken, görünmeyen kendine başka yerler bulur.

Bir masada herkesin telefonu yanındadır. Konuşmalar sürer, ekranlar aydınlanır, bildirimler gelir. Kimse ortamdan ayrılmamıştır. Ama dikkatin nerede olduğu artık eskisi kadar açık değildir.

Kubrick’in eleştirisi bu noktada bugüne ulaşır. 

Teknoloji başlı başına bir tehdit değildir, insanlığa büyük imkânlar sunar. Ancak ölçülebilenle değerli olan, verimlilikle anlam, düzenle adalet aynı şey değildir. 

Bir hastanenin başarısı yalnızca işlem sayısıyla, bir üniversitenin niteliği yalnızca yayınlarıyla, bir şehrin gelişmişliği yalnızca yollarıyla açıklanabilir mi?

Kubrick’in filmlerinden geriye kesin cevaplar kalmaz. Bir kemik havaya fırlatılır, görüntü değişir, binlerce yıl geçer. İnsanlık bir sonraki büyük adımına hazırlanır.

Medeniyetin hikâyesi yalnızca yeni şeyler icat etmenin değil belki de hangi soruları sormayı sürdürdüğümüzün hikâyesidir.

Ve bazen, bir sonraki adımı atmadan önce, geride bıraktığımız yere bakmak gerekir.

 

Prof.Dr. Yiğit UYANIKGİL

Yayınlanma: 30.10.2026 09:10
Ana Sayfaya Dön