Aslında kalem ya da kâğıt da yok.
Cornell Üniversitesi’nde Chris Schaffer’ın biyomedikal mühendisliği dersindeki öğrencilerden, onun “sözlü savunma” dediği şekilde doğrudan bir eğitmenle konuşmaları isteniyor.
Bu, Sokrates kadar eski bir sınav yöntemi ve yapay zekâ çağında yeniden geri dönüş yapıyor.
Giderek artan sayıda üniversite profesörü, sözlü sınavlara yöneldiklerini ve yükseköğretimdeki bir krize çözüm bulmak için eski tarz ve en ileri teknikleri bir arada kullandıklarını söylüyor.
Geçen dönem sözlü savunmayı uygulamaya koyan Schaffer, “Bir sözlü sınavdan yapay zekâ kullanarak sıyrılamazsınız” diyor.
Eğitimciler artık öğrencilerin ödevlerini yapmak için üretken yapay zekâ kullanıp kullanmayacaklarını safça sorgulamıyor.
Asıl büyük soru artık öğrencilerin gerçekten ne öğrendiğini nasıl belirleyecekleri.
ABD genelindeki üniversite eğitmenleri, üretken yapay zekâ daha da geliştikçe endişe verici yeni eğilimler gözlemliyor.
Eve götürülerek yapılan makaleler ve diğer yazılı ödevler kusursuz şekilde geri geliyor.
Ancak öğrencilerden çalışmalarını açıklamaları istendiğinde bunu yapamıyorlar.
Yapay zekâ kullanımının eleştirel düşünme üzerindeki uzun vadeli etkisi henüz bilinmiyor, ancak eğitimciler öğrencilerin giderek düşünmenin zorlayıcı yönünü isteğe bağlı bir şey olarak görmesinden endişe ediyor.
Bazı üniversiteler yüz yüze sınavlara yöneliyor
Pennsylvania Üniversitesi’nde, Orta Doğu Dilleri ve Kültürleri alanında doçent olan Emily Hammer, artık seminer derslerinde sözlü sınavları yazılı ödevlerle birlikte uyguluyor.
Hammer, “Bu, sanki kopya çekmeyi önlemeye çalışıyormuşuz gibi görünebilir,” “Ama bunu yapmamızın nedeni bu değil. Bunu yapıyoruz çünkü öğrenciler gerçekten becerilerini, bilişsel kapasitelerini ve yaratıcılıklarını kaybediyorlar.”
Hammer, tüm yazılı ödevlerde yapay zekâ kullanımını yasaklıyor ancak bunun uygulanamayacağını bildiğini sınıfına söylüyor.
Bununla birlikte, eğer ödevlerini kendileri yazmadılarsa, materyali yüz yüze savunmak muhtemelen “çok stresli bir durum” olacaktır.
Okulun Öğretme ve Öğrenme Merkezi’nin yürütücü direktörü Bruce Lenthall’a göre, Hammer’ın sınıfı Penn’de hem yazılı hem sözlü olmak üzere “yüz yüze değerlendirmelere doğru büyük bir kaymanın” parçası.
Ivy League’e bağlı bu okul, öğretim üyeleri için sözlü sınav atölyeleri düzenlemeye başlayan az sayıda ama giderek artan üniversitelerden biri.
Sözlü sınavlar, bazı Avrupa üniversitelerinin aksine, modern Amerikan lisans sisteminin geleneksel bir parçası değildir.
Örneğin İngiltere’deki Oxbridge eğitim sisteminde öğrenciler, haftalık tartışmalar için öğretim üyeleriyle bir araya gelir.
ABD’deki bazı üniversiteler, çevrimiçi kopya çekme endişelerini gidermek için COVID-19 pandemisi sırasında sözlü sınavlara yönelmeye başlamıştı ve 2022’de ChatGPT’nin piyasaya sürülmesinden bu yana bu ilgi daha da arttı.
Pandemi sırasında, Kaliforniya Üniversitesi San Diego kampüsünde mühendislik profesörü Huihui Qi, sözlü sınavların nasıl ölçeklendirileceği üzerine üç yıllık bir çalışma başlattı. O zamandan beri birçok üniversite onu öğretim üyesi atölyeleri düzenlemesi veya araştırmasını paylaşması için davet etti.
Yapay zekâyı “ateşe ateşle karşılık vererek” kullanmak
New York Üniversitesi’nde çeşitli sözlü değerlendirme türleri artış gösteriyor.
Daha fazla öğretim üyesi ofis saatlerini zorunlu kılıyor, sunumlar verdiriyor ve ders sırasında öğrencileri aniden sözlü olarak sorguluyor.
Eğitimde yapay zekâ ve teknoloji alanından sorumlu rektör yardımcısı Clay Shirky, eğitmenlerin “Öğrencilerimin gözlerinin içine bakmam ve ‘Bu materyali biliyor musun?’ diye sormam gerekiyor” dediğini aktarıyor.
NYU’da bir profesör, geleneksel sözlü sınava modern bir dokunuş getirdi.
NYU Stern İşletme Okulu’nda profesör olan Panos Ipeirotis, geçen dönem yapay zekâ ürün yönetimi dersinin final sınavı için yapay zekâ destekli bir sözlü sınav geliştirdi. Buna “ateşe ateşle karşılık vermek” diyor.
Öğrenciler, kendilerine uygun herhangi bir zamanda evlerinden sisteme giriş yapıyor. Bir işletme fakültesi profesöründen klonlanan bir ses onları karşılıyor.
“Merhaba,” diyor ekrandaki ses. Öğrencinin adını ve okul kimlik numarasını soruyor ve ardından “Bugün sınavınızı yapmaya hazırım” diyor.
Sohbet botu, final grup projesi hakkında sorularla başlıyor ve öğrencinin verdiği yanıtlara göre detaylara iniyor.
Öğrenci takıldığında, yapay zekâ ajanı ipuçları veriyor, eleştirilerde bulunuyor ve olumlu geri bildirim sağlıyor. Ipeirotis sınavları ayrıca, yine yapay zekâ yardımıyla ayrı olarak değerlendiriyor.
Ipeirotis, “Şunu kontrol etmek istedik: Ekibinizin ne yaptığını biliyor musunuz? Sadece katkı sağlamadan yararlanan biri miydiniz? Her şeyi yapay zekâya mı devrettiniz?” diyor.
Bu aracı, iş görüşmeleri yapmak için üretken yapay zekâ ses ajanları geliştiren ElevenLabs adlı şirketle birlikte tasarladı.
Bu dönem dersteki öğrenciler, bazı aksaklıkları gidermek için yapay zekâ ajanını yeniden tasarlıyor ve Ipeirotis bunu gelecekteki tüm derslerinde kullanmayı planlıyor.
Ipeirotis, “Artık her yerde sözlü sınav istiyorum. Her yazılı ödevle birlikte uygulanmasını istiyorum,” “Yazılı ödevlerin artık gerçek düşünmenin ürünü olduğuna güvenmiyorum.” diyor.
Geçen dönem öğrencilerden gelen geri bildirimler ise karışıktı.
İşletme öğrencisi Andrea Liu, sohbet botunun sesini şaşırtıcı derecede insanî buldu ancak konuşmanın garip duraklamalarla kesintili ilerlediğini söyledi.
21 yaşındaki Liu, Aynı anda birden fazla soru sorması kafa karıştırıcıydı. Ayrıca bir ses duyup bir insan görememek rahatsız ediciydi. Neredeyse boş bir ekrana konuşuyormuşum gibi hissettim, bu biraz garipti” diyor.
Ancak eğitimcilerin endişesine katıldığını belirtti: “Yapay zekânın var olduğu ve öğrencilerin onu kötüye kullanmadığı mükemmel bir dünya yok.”
Okullar, çekingen öğrenciler için bile fayda görüyor
Beşeri bilimler ve bilgisayar bilimi gibi STEM alanlarında, eğitimciler problem çözmek için gerekli zihinsel çabayı atlayan öğrencilerin, üst düzey derslerde ve kariyerlerinde ihtiyaç duyacakları becerileri geliştiremeyeceğinden endişe ediyor.
Bu nedenle Cornell profesörü Schaffer, biyomedikal mühendisliği dersinde sözlü savunmayı uygulamaya koydu.
Öğrencilerden, dönem boyunca birkaç kez verilen yazılı problem setlerini teslim ettikten sonra, Sokratik tarzda sorgulamayla geçen 20 dakikalık oturumlara kayıt olmalarını istiyor.
70 kişilik bir sınıfta Schaffer, bu işi asistanlarıyla paylaşıyor. Artık yazılı ödevleri notlandırmıyorlar, yalnızca sözlü savunmaları değerlendiriyorlar.
Schaffer buna öğrencileri çalışmaya ya da en azından açıklayabilecek kadar anlamaya “teşvik etmek” diyor.
Schaffer’ın dersi, Cornell’in Öğretim Yeniliği Merkezi tarafından sunulan yeni bir “Sözlü Değerlendirme Atölyesi”nde örnek olarak gösteriliyor.
Cornell’deki diğer örnekler: Bir din çalışmaları profesörünün final sınavı yerine öğrencilerle 30 dakikalık “final konuşmaları” yapması; ve başka bir mühendislik dersinde profesörün 180 kişilik sınıftaki her öğrenciyle dört dakikalık deneme mülakatları gerçekleştirmesi.
Eleştirmenler, sözlü sınavların çekingen ya da ciddi kaygı yaşayan öğrenciler için zorlayıcı olabileceğini belirtse de, Cornell’de sözlü sınav eğitimini yöneten Carolyn Aslan’a göre, sınav formatını önceden netleştirmek ve kolay sorularla başlamak yardımcı olabilir.
Aslan, “Bazen o sessiz öğrenciyle bire bir kalmak aslında iyi oluyor ve sonunda ondan bir şeyler duyuyorsunuz. Bazen bu bir kırılma noktası oluyor,” diyor.
Schaffer’ın öğrencilerinden bazıları başta gergin hissettiklerini ancak sonunda sözlü sınavı tercih ettiklerini söylüyor.
Biyomedikal mühendisliği öğrencisi Cornell üçüncü sınıf öğrencisi Olivia Piserchia, “Açıkçası çok beğendim,” diyor.
Başlangıçta sözlü savunmayı stresli bulsa da, eğitmenlerle bire bir zaman geçirmenin değerini anladığını söylüyor.
Bu yöntem, büyük bir sınıfta kaybolmuş hissetmesini engelledi ve iş hayatında ihtiyaç duyacağı teknik bilgisini ifade etme becerisini geliştirmesine yardımcı oldu.
Piserchia,
- “Bu canlı kontrol sizi sorumlu kılıyor,”
- “İnsanların gözlerinin içine bakarak ‘Bunu bilmiyorum’ demek çok daha zor. Ve bu da size ‘Bunu çalışmalıyım’ dedirtiyor.” diyor.
AP News