"Çeşme Ayasaranda’da Günübirlik Alana Yasadışı Rezidans İnşaatı", yapıldığı iddiasıyla çevreci dernek ve bağlı organizasyonlar tarafından tepki gösteriliyor.
Ayasaranda’da imar planına aykırı olduğu iddia edilen çok katlı rezidans projesi, kıyıların kullanım hakkı ve çevresel denetim mekanizmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Çeşme’nin kıyı bölgesinde devam eden inşaat projeleri tepki çekiyor. Son olarak Ayasaranda bölgesinde devam eden bir inşaat projesinin, mevcut imar planında “günübirlik tesis alanı” olarak tanımlanan bir bölgede yükselmesi nedeniyle hukuki ve çevresel tartışmalara yol açtığı belirtiliyor.
İlgili mevzuata göre sınırlı yapılaşmaya izin verilen bu alanda çok katlı konut inşaatının sürdüğü iddiasıyla; bölgedeki genel yapılaşma baskısı, kıyıların korunması ve kamu yararı açısından daha geniş bir sorunun parçası olarak değerlendirilmektedir.
Konuyla ilgili olarak "Çeşme Çevre Derneği" kamuoyunu bilgilendirmek adına basın bülteni yayınladı. Bültende şu ifadelere yer verildi:
"Çeşme İlçesi, Ayasaranda Bölgesi, 3319 Sokak'ta yer alan taşınmazda D.... İnşaat şirketine ait "N.. S..." projesi kapsamında çok katlı betonarme bir rezidans inşaatı sürdürülmektedir. Yapı şikâyet tarihimiz itibarıyla üçüncü katına ulaşmış olup çalışmalar durmaksızın devam etmektedir.
Oysa Çeşme Belediyesi'nin resmi imar planına göre (Tasdik: 08.08.2003, CESME_NPL_2_BOLGESI_KORUMA_AMACLI) bu taşınmazın plan fonksiyonu açıkça "Günübirlik Tesis Alanı" olarak belirlenmiştir. Bu alanda kalıcı, çok katlı ve konut niteliğinde yapı inşa edilmesi hukuken kesinlikle mümkün değildir.
3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca günübirlik turizm alanlarında yalnızca 1 katı ve H=4,50 m yüksekliği aşmayan hafif yapılara izin verilebilmektedir.
İnşaat bu sınırları açıkça aşmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32 ve 42. maddeleri uyarınca durdurma ve yıkım kararı verilmesi yasal zorunluluktur; buna karşın inşaatın kesintisiz sürmesi denetim mekanizmalarının işlevsiz kaldığını göstermektedir.
Ayasaranda'daki bu yapı tek başına değerlendirilemez. Kıyı şeridinden zeytinliklere, tarım arazilerinden koruma alanlarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada rezidanslar ve siteler hızla çoğalmakta; Çeşme, denizin ve Ege rüzgârının kenti olmaktan çıkıp bir beton yığınına dönmektedir. Kıyılarımız artık kamu yararına değil, özel sermayenin kâr hesaplarına göre şekillenmektedir.
Yetkili mercilerden şu somut adımları bekliyoruz:
1. NOA Sunrise inşaatının derhal durdurulması ve mühürlenmesi,
2. Yapı ruhsatı verilip verilmediğinin ve ilgili imar planı değişikliklerinin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması,
3. 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında yıkım ve idari yaptırım kararlarının gecikmeksizin uygulanması,
4. Çeşme genelindeki kıyı ve koruma alanlarında bağımsız ve kapsamlı bir denetim sürecinin başlatılması.
Çeşme'nin doğal kıyıları ve eşsiz peyzajı; özel çıkar gruplarının değil, bugünkü ve gelecek nesillerin ortak mirasıdır. Bu mirasın savunuculuğunu kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
TGM Haber Merkezi