GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 43,6681 ₺ 🇪🇺EUR: 51,8135 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.093,19 ₺ BTC: 2.956.461 ₺ 🇺🇸USD: 43,6681 ₺ 🇪🇺EUR: 51,8135 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.093,19 ₺ BTC: 2.956.461 ₺ 🇺🇸USD: 43,6681 ₺ 🇪🇺EUR: 51,8135 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.093,19 ₺ BTC: 2.956.461 ₺
12 Şubat 2026 - 04:39

info@turkglobalmedia.com

Devlet Bahçeli: SDG terör örgütüdür ve Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir

Devlet Bahçeli: SDG terör örgütüdür ve Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir

Devlet Bahçeli
18.01.2026 22:48
TGM Haber Merkezi

MHP Lideri Bahçeli, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın yayımladığı kararname ve Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Bu haberi paylaş:

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Suriye’de Kürtler başka SDG başkadır. SDG terör örgütüdür ve Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir. 

Bu gelişmeler, SDG'nin çoğunluğu Araplardan oluşan bir coğrafyayı silah zoruyla kontrol altında tutamayacağını ve tutmak istese de Şam yönetimi ile SDG'ye karşı çıkan yerel unsurların iş birliğiyle SDG’ye fırsat verilmeyeceğine işaret etmiştir" dedi.

MHP Lideri Bahçeli, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın yayımladığı kararname ve Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, "Suriye’de SDG’nin, ülkenin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde fiili kontrol alanları oluşturması, yeniden inşa ve istikrar sürecinin önündeki en temel engellerden biri haline gelmiştir. Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, parçalı yapıyı sona erdirerek merkezi devlet otoritesini yeniden tesis etmeyi temel öncelik olarak belirlemiştir. 

Bu çerçevede 10 Mart 2025 tarihinde SDG ile varılan mutabakat, örgütün silahlı varlığının sona erdirilmesi ve devlet kurumlarına entegrasyonu açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmiştir. 

Türkiye’nin de her fırsatta Suriye’nin üniter bir yapıya sahip olması gerektiğine dair söylemde bulunması, Şara’ya güç vermiş ve SDG tarafının ayak diremesine karşı merkezi hükümeti cesaretlendirmiştir" ifadelerini kullandı.

'MUTABAKATIN YERİNE GETİRİLMESİ BAKIMINDAN ÖNEMLİ BİR AŞAMA'

Diğer yandan, SDG’nin kontrol ettiği bölgede yaşayan birçok Kürt ve Arap aşiretinin SDG’nin varlığından rahatsızlık duyduğu, Şam yönetiminin egemenliğini tercih ettiği ve Suriye ordusu ile SDG arasında yaşanacak olası bir çatışmada Şam tarafının yanında yer alacağının bu süreçte daha net anlaşıldığını vurgulayan Bahçeli, "Suriye ordusunun 17 ve 18 Ocak tarihlerinde Rakka’ya doğru ilerlediği süreçte birçok aşiret üst üste Suriye merkezi yönetiminin yanında olduğunu açıklamıştır. 

Bu tablo, SDG/PKK açısından zamanın artık lehlerine işlemediğini göstermektedir. Nitekim 17 Ocak tarihinde SDG terör örgütü adına Mazlum Abdi’nin 'Dost ülkelerin ve ara bulucuların çağrıları üzerine; entegrasyon sürecini tamamlama konusundaki iyi niyetimizi göstermek ve 10 Mart anlaşmasının maddelerini uygulamaya olan bağlılığımız gereği; Fırat'ın doğusuna çekilme kararı aldıklarını' açıklaması Suriye ordusunun caydırıcılığı çerçevesinde olsa da 10 Mart Mutabakatı’nın yerine getirilmesi bakımından önemli bir aşamadır" dedi.

'ÇATIŞMANIN KİMSEYE FAYDA GETİRMEYECEĞİ ORTADA'

Tek ve makul seçeneğinin Suriye’nin birlik ve bütünlüğünde karar kılmak ve 10 Mart Mutabakatı’nın gereklerini tam manasıyla yerine getirmek olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Çatışmanın kimseye fayda getirmeyeceği ortadadır. 

Söz konusu kararname, üniter yapı tesis etmeye ve terör örgütlerinin kontrol sahalarını bertaraf etmeye yönelik kararlılığın toplumsal mutabakatla desteklenmek istendiğini göstermiştir" açıklamasında bulundu.

'KARARNAME, SDG'YE YÖNELİK BİR TAVİZ DEĞİL'

Söz konusu kararnamenin toplumsal uzlaşma ve birliğin güçlendirilmesine yönelik olumlu bir adım olduğuna dikkat çeken Bahçeli, "Kararname, SDG’ye yönelik bir taviz olmayıp tam aksine SDG’nin 'Kürtlerin temsilcisi' olduğu yönündeki temelsiz iddiasını zayıflatan bir gelişme olmuştur. 

Bu kararname, Suriye’de yaşayan 'Türkmen' gibi diğer etnik kökenli unsurların aleyhine bir durum olmayıp, yeni Suriye Cumhuriyeti Anayasası hazırlanırken, Türkmenler gibi asli unsurların kültürel haklarının görmezden gelinemeyeceğine işaret etmektedir." dedi.

'IRAK'TAKİNE BENZER BİR FEDERASYON PEŞİNDE KOŞMA HAYALİNDEN VAZGEÇİLMELİ'

10 Mart Mutabakatı’nın bir an önce tüm maddeleri ile uygulanması için adımların ciddiyetle atılmaya devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Bahçeli, "SDG'nin Fırat'ın batısından çekilmiş olması önemlidir ve Suriye hükümeti kısa sürede bu bölgelerde istikrarı tamamen sağlayabilecek ve yaşamı normalleştirecektir. 

Fakat Fırat'ın batısıyla da sınırlı kalınmamalı, Irak’takine benzer bir federasyon peşinde koşma hayalinden vazgeçilmelidir. Suriye, Fırat'ın batısı ve doğusu şeklinde yapay, coğrafi veya etnik bölünmelerle parçalanmamalıdır. 

Şara’nın Suriyeli Kürtlerle terör örgütü SDG’yi birbirinden ayıran, Kürt kökenli Suriye vatandaşlarına yönelik kapsayıcı, bütünleştirici, onların temel hak ve özgürlüklerinin anayasal çerçevede güvence altında olduğunu ifade eden bir kararname yayımlaması bu anlamda önemli ve takdire şayan bir adımdır" ifadelerini kullandı.

'KARARNAME, DOĞRU ZAMANDA ATILMIŞ ÖNEMLİ BİR ADIMDIR'

Bahçeli, kararnamenin; isabetli, anlamlı, Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, "Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerdeki okullarda Kürtçeyi seçmeli ders olarak öğretme hakkı tanınması hususu, 'resmi dil' ile dil özgürlüğünün birbirinden ayrılması suretiyle değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. Her insanın ana dili ana sütü gibi haktır. 

Bu nedenle, Suriye’nin yeniden inşa ve ihya sürecine ilişkin olarak vurguladığımız gibi; Suriye’de etnik, dini ve benzeri farklılıkları kucaklayan, birleştirici, tek Suriye’yi esas alan bir hukuki ve toplumsal düzen inşasını, ardından ekonomik ve sosyal olarak daha güçlü bir Suriye öngörüyor; böyle bir Suriye’nin bölgenin huzur ve barışı için de kaçınılmaz olduğunu değerlendiriyoruz" dedi.

'EN KRİTİK KONU YENİ ANAYASA YAPILMASIDIR'

İlerleyen dönemde Suriye’nin üniter bir yapıyı esas alan, toprakları ve nüfusuyla bölünmez bir bütün olarak kurgulanması suretiyle milli birliğin tesis ve temin edilmesinin acil ve ihmal edilemez bir ihtiyaç olarak öne çıktığını işaret eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bu çerçevede en kritik konu yeni anayasa yapılmasıdır. Anayasanın Suriye’de yaşayan etnik ve dini her kesimi kucaklayan, eşitlikçi, temel hak ve hürriyetleri garanti eden, serbest seçimi, hür teşebbüsü, din ve vicdan özgürlüğünü, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını esas alan bir nitelik taşıması Suriye’nin birliği ve istikrarı için vazgeçilmezdir. 

Devletin tek bir resmi dilinin olması, büyük çoğunluğu oluşturan kitlenin Araplar olması nedeniyle de Arapçanın resmi dil olarak belirlenmesi ve zorunlu temel eğitimin tüm yurtta Arapça yapılması, bununla birlikte, Kürtçe yanında Türkçe gibi dillere seçmeli ders olarak müfredatta yer verilmesi, anadili Arapça olmayanların kendi dillerinde yetkinlik kazanması sağlanmalıdır. 

Başkanlık sistemi temelinde bir hükümet yapısı inşa edilmeli; yönetimde istikrar ilkesinden taviz verilmemeli, çok partili hayatla toplumun her kesiminin parlamentoda temsil edilmesini temin edecek katılımcı bir seçim sistemi hayata geçirilmeli, yasama, yürütme ve yargı arasında kuvvetler ayrılığı tesis edilmelidir."

'TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ SURİYE'NİN GÜVENLİĞİYLE YAKINDAN İLİŞKİLİDİR'

Suriye uzun yıllar devam eden Baas rejiminin yıkıcı etkilerinden kurtulduğunu, yeni yönetimi ve onlara inanan ve güvenen Suriyelilerle istikrara, birlik ve bütünlüğe doğru kararlı adımlarla yürüdüğünü belirten Bahçeli, şöyle dedi:

"Türkiye’nin huzuru ve güvenliği Suriye’nin güvenliği ve istikrarıyla yakından ilişkilidir. Bize göre; yaşanan gelişmeler çerçevesinde önümüzdeki süreçte Suriye’nin barış, huzur, birlik ve bütünlüğü ile Suriyelilerin refah, temel hak ve özgürlükleri bağlamında hızla mesafe alınabilmesi için aşağıdaki yol haritasının izlenmesi yerinde olacaktır; 

10 Mart 2025 mutabakatının tüm maddeleriyle hayata geçirilmesi, 

SDG ve türev yapıların tamamen feshedilerek Suriye devlet kurumlarına eksiksiz ve geri dönüşü olmayacak biçimde entegre edilmesi, 

federasyon, özerklik ve bölünme tartışmalarının gündemden çıkarılması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün kalıcı olarak güvence altına alınması merkezi devlet otoritesinin ülke genelinde süratle tesis edilmesi, 

Suriye hükümetinin Fırat’ın batısı ve doğusu ayrımı olmaksızın tüm ülke sathında egemenlik sağlaması, yapay coğrafi, etnik veya siyasi bölünmelerin önüne geçilerek üniter devlet yapısının korunması, yeni ve kapsayıcı bir Suriye anayasasının yapılması, bu kapsamda tüm etnik ve dini kesimleri kapsayan, kucaklayıcı, eşitlikçi, demokratik ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir anayasal düzenin kurulması, 

Kürtlerle SDG’nin net biçimde ayrıştırılması, SDG’nin 'Kürtlerin temsilcisi' olduğu iddiasının geçersiz kılınması ve bu algının toplumsal düzeyde kırılması, Kürtçenin seçmeli ders olarak eğitim sistemine dahil edilmesi gibi Türkmenler başta olmak üzere tüm asli unsurların kültürel haklarının dikkate ve gündeme alınması, 

'Suriye vatandaşlığı' kavramının güçlendirilmesi, etnik ve dini aidiyetler yerine vatandaşlık bağının temel ortak payda haline getirilmesi, tek resmi dil ilkesinin korunması, toplumsal uzlaşma ve milli birliğin güçlendirilmesini mümkün kılacak adımlar atılması, 

başkanlık sistemi temelinde yönetimde istikrarın sağlanması, yürütme kapasitesi güçlü, istikrarlı bir hükümet yapısının oluşturulması, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tesis edilmesi, demokratik, temsile dayalı siyasal sistem kurulması, serbest ve adil seçimler, 

çok partili hayat ve temsil adaletinin sağlanması, temel hakların güvence altına alınması, din ve vicdan özgürlüğü, hür teşebbüs, insan hakları ve özgürlüklerin korunması, 

ekonomik ve siyasi olarak güçlü, bütünleşmiş Suriye’nin bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri haline gelmesi."
 

 

DHA

Yayınlanma: 18.01.2026 22:48
Ana Sayfaya Dön

İlgili Haberler

Benzer konularda diğer haberlerimiz