Microsoft’un deniz altı deneyimi uyarı niteliğinde
SpaceX, Çarşamba günü halka arz (IPO) başvurusunda bulundu.
Elon Musk, bu adımın roket üreticisini bir yapay zekâ gücüne dönüştürme çabasını finanse edeceğini ve Dünya’daki enerji ve su sınırlamalarını aşmak için yörüngeye 1 milyona kadar veri merkezi uydusu yerleştirmeyi hedeflediğini söyledi.
Microsoft ise 2015 yılında benzer bir hedefle, kara tabanlı bilişim kısıtlarını aşmak amacıyla İskoçya açıklarında deniz tabanına bir konteyner büyüklüğünde veri merkezi indirmişti.
Şirket, doğal deniz suyu soğutmasıyla enerji tüketimini azaltmayı ve açık deniz rüzgârı ile gelgit enerjisinden yararlanmayı amaçlamıştı.
Project Natick olarak bilinen bu girişim, veri merkezi sektörü için potansiyel bir atılım olarak sunulmuştu.
Teknik hedeflerinin tamamına ulaşmasına rağmen, proje iki yılı aşkın süre önce müşteri talebinin yetersizliği ve ekonomik açıdan sürdürülemez olması nedeniyle terk edildi. Konu hakkında bilgi sahibi iki kaynak bunu Reuters’a aktardı.
Microsoft sözcüsü ise şu açıklamayı yaptı: “Şu anda su altında veri merkezlerimiz olmasa da, veri merkezi güvenilirliği ve sürdürülebilirliğiyle ilgili yeni kavramları keşfetmek, test etmek ve doğrulamak için Project Natick’i bir araştırma platformu olarak kullanmaya devam edeceğiz.”
Beş veri merkezi uzmanı, Microsoft’un yaşadığı sorunların SpaceX için bir uyarı niteliği taşıdığını belirtiyor.
Her iki proje coğrafi olarak farklı olsa da, benzer temel özellikler taşıyor: pahalı, modüler birimler üzerine kurulular ve genişletilmesi, onarılması ya da güncellenmesi zor.
Oysa bu özellikler yapay zekâ sektörü için kritik öneme sahip.
Araştırma şirketi AvidThink’in kurucusu Roy Chua, “Bu sorunlar uzayda deniz altına kıyasla çok daha ciddi olacaktır,” diyerek yörüngede veri merkezlerinin nasıl soğutulacağı, yüksek roket fırlatma maliyetleri ve zorlu uzay ortamının yapay zekâ çiplerine etkisi gibi çözülememiş sorunlara dikkat çekti.
SpaceX konu hakkında yorum yapmadı. Şubat ayında Musk’ın yapay zekâ girişimi xAI’yi satın alan şirket, halka arzla 75 milyar dolara kadar kaynak toplayabilir ve bu, tarihin en büyük IPO’su olabilir.
xAI’nin varlıkları arasında, eski adı Twitter olan sosyal medya platformu X ve Grok adlı yapay zekâ sohbet botu bulunuyor.
MUSK’IN UZAY HEDEFLERİ ENGELLERLE KARŞI KARŞIYA
Microsoft, deniz altı veri merkezlerinin teknik olarak çalışabileceğini kanıtlamış olsa da, müşteriler bu sistemi ölçeklendirmeye ilgi göstermedi.
Bunun yerine, yapay zekâ geliştikçe daha ucuz ve hızlı güncellenebilen kara tabanlı tesisleri genişletmeyi tercih ettiler.
“Ömür boyu kapalı” tasarım anlayışı — SpaceX’in yörüngede uygulamayı planladığı model — esneklik açısından sınırlı.
Yapay zekâ çipleri her yıl hızla gelişirken, bir uydu ya da deniz altı veri merkezi ancak beş ila yedi yılda bir değiştirilebiliyor.
Ekonomi de önemli bir engel oldu. Deniz altı veri merkezleri kurmak, karada kurmaktan daha pahalıydı ve maliyetler ölçekle düşürülebilse de bunun için on milyarlarca dolarlık yatırım gerekiyordu.
Uzayda ise maliyetler çok daha yüksek olacak
ABD merkezli araştırma şirketi MoffettNathanson analistleri, Şubat ayındaki bir notta Musk’ın uzaya 1 milyon yapay zekâ uydusu yerleştirme planının trilyonlarca dolarlık maliyetle karşılaşacağını belirtti.
Analistlere göre uzayda veri merkezlerinin ticari olarak uygulanabilir hale gelmesi için fırlatma maliyetlerinin kilogram başına binlerce dolardan yüzlerce dolara düşmesi gerekiyor.
Tim Farrar ise “Sorun bir şeyin çalışıp çalışmayacağı değil, ekonomik olarak mantıklı olup olmadığıdır,” dedi.
Musk, radyasyon, vakum ortamında ısı yönetimi ve donanımın sık sık yenilenmesi gibi teknik ve finansal engelleri, fırlatma maliyetlerini düşürerek ve daha dayanıklı yapay zekâ çipleri geliştirerek aşacağını savunuyor.
Musk’a göre talep sorunu da olmayacak; çünkü robotların insanları sayıca geçtiği, tüm araçların otonom olduğu ve uzay seyahatinin yaygınlaştığı bir dünyada yapay zekâya olan ihtiyaç hızla artacak ve Dünya’nın enerji kaynakları yetersiz kalacak.
Farrar ise bu görüşe karşı çıkarak, “Dünya’daki enerji ve çevre sorunlarını çözemeyeceğimizi varsaymak, uzayı daha cazip göstermek için aşırı karamsar bir yaklaşım,” dedi.
Musk’ın planı, tamamen yeniden kullanılabilir olarak tasarlanan ve SpaceX’in Falcon roketlerinden çok daha büyük yükler taşıyabilen Starship roketine dayanıyor.
Ancak Starship programı yıllarca gecikmiş durumda ve 2023’ten bu yana yapılan bazı test uçuşlarında patlamalar yaşandı.
Moffett Nathanson’a göre bu hedefe ulaşmak için yılda 3.000 Starship fırlatması, yani günde yaklaşık sekiz fırlatma gerekiyor.
Jeff Bezos’un uzay şirketi Blue Origin de yörüngesel veri merkezlerini destekliyor.
Şirket, Mart ayında duyurduğu Project Sunrise konseptiyle, temiz güneş enerjisinden yararlanarak yörüngede yapay zekâ işlem kapasitesi eklemeyi hedeflediğini açıkladı.
UZAYDA YAPAY ZEKÂ NİŞ BİR ALAN OLABİLİR
Uzmanlara göre uzay veri merkezlerinin bir geleceği olabilir, ancak bu sistemler kara tabanlı veri merkezlerinin yerini almak yerine onları tamamlayıcı nitelikte olacak.
Mason araştırma direktörü Claude Rousseau, “Öngörülebilir gelecekte uzay tabanlı veri merkezlerinin kara veri merkezlerinin yerini alması mümkün değil,” dedi.
Rousseau, bunun daha çok askeri uydu ağları ve uzay istasyonları gibi yörünge altyapısına hizmet eden niş bir sektör olacağını belirtti.
Örneğin, Uluslararası Uzay İstasyonu halihazırda veriyi yörüngede işleyerek Dünya’ya veri aktarım ihtiyacını azaltmayı amaçlayan deneysel sistemlere ev sahipliği yapıyor.
Şubat ayında All-In podcast’inde konuşan Jensen Huang, uzay tabanlı yapay zekâ veri merkezlerinin ekonomik açıdan henüz cazip olmadığını söyledi.
Huang, “Önce yerde çalışmalıyız çünkü zaten buradayız,” diyerek bu alanın kısa vadeli bir çözümden ziyade uzun vadeli bir mühendislik hedefi olduğunu vurguladı.
Roy Chua ise veri merkezlerini deniz altına ya da uzaya taşıma girişimlerinin, Dünya’daki sorunlardan kaçmaya çalışırken daha zor yeni sorunlar yaratabileceğini belirtti.
“Uzaya gitmeden önce Dünya’da çözebileceğimiz birçok sorun var,” diyen Chua; yapay zekâ çip verimliliği, su geri dönüşümü, güneş enerjisi ve modüler nükleer enerji gibi alanlardaki gelişmelere dikkat çekti.
Reuters