Fransa'nın cumhurbaşkanlığına aday olan Édouard Philippe, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ılımlı merkez sağ kesimi bir araya getirmeyi amaçlıyor.
Bu doğrultuda, aylar süren hazırlıkların ardından pazar günü şimdiye kadarki en büyük siyasi mitingini düzenleyerek hazırlıklarını siyasi ivmeye dönüştürmeye çalıştı.
Amacı, parçalanmış durumdaki ılımlı sağın tartışmasız lideri olarak konumlanmak ve ardından aşırı sağ ile aşırı sola karşı mücadeleye hazırlanmak.
55 yaşındaki Philippe, anayasa gereği üst üste üçüncü kez aday olamayan Emmanuel Macron'un yerine geçmeye en güçlü adaylardan biri olmaya devam ediyor. Bu seçim, Fransa açısından kuşaklar boyunca görülen en önemli seçimlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Ancak aşırı sağın anketlerde yükselişini sürdürmesi ve muhafazakâr merkez sağın ikinci sırada yer alması nedeniyle Philippe'in rakiplerine karşı sahip olduğu avantaj daralmış durumda. Eski Başbakan Gabriel Attal ile eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau da aynı seçmen kitlesine hitap ederek onunla rekabet ediyor.
Organizatörlere göre Paris'in kuzeyindeki Adidas Arena'da toplanan yaklaşık 5.200 destekçisine hitap eden eski başbakan ve Normandiya'nın Le Havre Belediye Başkanı Philippe, hem aşırı sağa hem de aşırı sola yönelik eleştirilerini sertleştirirken, kendisini seçim kazanabilecek bir ekibi oluşturabilecek en doğal aday olarak tanımlamaya çalıştı.
Philippe'in seçim kampanyasında yer alan Avrupa Parlamentosu üyesi Nathalie Loiseau, "Macronculuk artık mevcut değil ve Fransa giderek daha fazla sağa kayıyor." dedi. Philippe'in sağ eğilimli duruşuna rağmen ılımlı kesimi bir araya getirebilecek en uygun aday olduğunu savunan Loiseau, mitingde yaptığı konuşmada, "Bu aşamada ikinci turda aşırı sağı yenebilecek tek kişi o gibi görünüyor." ifadelerini kullandı.
Orta sınıftan gelen bir isim
Philippe'in konuşmasının büyük bölümü kendisini tanıtmaya ayrıldı. Orta sınıf bir aileden geldiğini, sahip olduğu her şeyi Fransız liyakat sistemine borçlu olduğunu anlattı ve Fransızların yeniden "bize inanmasını" istediğini söyledi. Bu ifade aynı zamanda yeni seçim sloganı olarak öne çıktı. Philippe ayrıca, "zorluklara meydan okuyan bir Fransız gururuna" vurgu yaptı.
Mitingin dikkat çeken unsurlarından biri ise, yapay zekâ ile hazırlanmış ve geleceğin Fransa'sını tasvir eden bir video gösterimi oldu. Elektronik müzik eşliğinde sunulan videoda Camembert peyniri ve üç renkli Fransız bayrakları sallayan dağ sıçanları gibi mizahi Fransız klişelerine de yer verildi.
Önümüzdeki aylarda en kritik hedeflerinden biri olarak, hem aşırı sağı hem de aşırı solu yenebilecek tek aday olduğunu göstermeye çalıştı. Özellikle birkaç haftadır kamuoyu yoklamalarında yaklaşık yüzde 40 oy oranına ulaşan aşırı sağa odaklandı. Aşırı sağın cumhurbaşkanı adayının kim olacağına ise salı günü verilecek kritik bir mahkeme kararının ardından netlik kazanması bekleniyor.
Philippe, Ulusal Birlik (RN) partisinin ideolojik çelişkileriyle alay ederek, Jordan Bardella'nın partisinin "görünüşe göre liberalizme, Avrupa'ya, kapitalizme ve belki de emeklilik reformuna dönüş yaptığını", buna karşın Marine Le Pen kanadının tam tersi görüşleri savunduğunu söyledi. RN'nin işçi sınıfını temsil ettiğini iddia ettiğini ancak aynı zamanda "Monte Carlo'daki kokteyl davetlerinden oldukça hoşlandığını" ifade etti.
Philippe ayrıca Jean-Luc Mélenchon'u da hedef aldı. Mélenchon'u "öfkeyi beslemek için her yerde çatışma yaratmaya çalışmakla" suçladı ve diğer Avrupa ülkeleri önemli bütçe fedakârlıkları yapmışken Fransa'nın borçlarını iptal etmeyi düşündüğünü öne sürdü. Salondaki destekçiler hem Fransız hem de Avrupa Birliği bayrakları salladı.
Philippe, şirketler ve çalışanlar üzerindeki vergileri artırmayacağı sözünü verirken önceliklerini eğitim, iklim değişikliğine uyum sağlanması, göçün kontrol altına alınması ve daha güçlü bir siyasi Avrupa inşa edilmesi olarak sıraladı.
"Ben ne sınıf mücadelesinin ne de yaş gruplarının adayıyım." diyen Philippe, zaman zaman babacan bir üslupla rakiplerine yönelik yuhalamaları durdurarak salondaki kalabalığı sakinleştirdi.
Ona "Bay Makul" deyin
Ancak Philippe'in ekibi açısından davetliler listesi de en az konuşmanın kendisi kadar önemliydi.
Önceki hafta boyunca art arda açıklanan destek mesajları, mitingin sonunda yeniden öne çıkarıldı. Philippe, toplantıya katılan tüm merkez sağ isimleri tek tek selamlayarak seçim kampanyası hız kazanmadan önce ılımlı kesimi kendi etrafında toplama kararlılığını vurguladı.
Bununla birlikte bazı yakın çalışma arkadaşları, daha saldırgan rakiplere karşı yalnızca yetkin olmanın yeterli olmayacağını ve geniş bir ittifak kurmanın yanı sıra Philippe'in aslında hoşlanmadığı daha etkileyici bir siyasi iletişim tarzını benimsemesi gerektiğini özel görüşmelerde dile getiriyor.
Eski bir bakan, "Ciddi bir insan izlenimi veriyor." dedi ve ardından şu değerlendirmeyi yaptı: "Ama aynı zamanda biraz sıkıcı olabiliyor." Hatta ona "Bay Makul" lakabını taktığını söyledi.
Pazar günkü miting ise Philippe'in artık bu algıyı değiştirmeye ya da kendi lehine çevirmeye çalıştığını gösterdi. Élysée Sarayı yarışının hız kazandığı bu dönemde yalnızca bir yönetim programını değil, aynı zamanda seçmenlerde heyecan yaratabilecek bir adaylığı temsil etmeye çalışıyor.
Normandiyalı siyasetçi, kişisel anıları ve kendisiyle dalga geçtiği esprilerle salondaki kalabalığı zaman zaman güldürdü. Ara sıra kelimelerini bulmakta ve sesini kullanmakta zorlandı.
Ancak mücadele azmini kaybetmedi; yumruğunu havaya kaldırarak destekçilerini selamladı.
"Bir ülkeyi yönetmek için yalnızca öfke yeterli değildir." diyen Philippe, kendisini 2017 yılında Emmanuel Macron'u iktidara taşıyan siyasi değişim vaatlerinin aksine, "istikrarın ve tutarlılığın cumhurbaşkanı" olarak konumlandırdı.