Bu tahmin, Donald Trump’ın Grönland’ı ABD’ye dahil etme çabaları kapsamında yapılan planlamaların bir parçası.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Danimarka’ya bağlı bu özerk bölgenin satın alınmasına yönelik bir teklif hazırlamakla görevlendirildi.
ABD’nin, Başkan Donald Trump’ın Grönland’ı satın alma hedefini gerçekleştirmesi halinde 700 milyar dolara kadar ödeme yapmak zorunda kalabileceği, maliyet tahminine aşina üç kişi tarafından dile getirildi.
Bu maliyet hesabı, Trump’ın Arktik’te ABD’nin başlıca rakiplerine karşı stratejik bir tampon olarak gördüğü 800 bin mil karelik adayı satın alma arzusuna yönelik planlamalar kapsamında akademisyenler ve eski ABD’li yetkililer tarafından yapıldı.
Tahmin, Trump’ın ulusal güvenlik önceliğine, ABD Savunma Bakanlığı’nın yıllık bütçesinin yarısından fazlasına denk gelen bir fiyat etiketi koyuyor.
Bu durum, Trump’ın Grönland’ı “bir şekilde” ele geçireceğine dair söylemleri — daha önce Venezuela Devlet Başkanı’nı ve eşini yakalamak için ABD ordusuna baskın emri vermesini de hatırlatan — Avrupa’da ve ABD Kongresi’nde ciddi endişelere yol açtı.
Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bir bölge olan Grönland satılık değil.
Danimarka ve Grönland yetkilileri, Trump’ın ABD’nin Grönland’ı “bir şekilde” elde edeceği yönündeki iddialarını kesin bir dille reddetti. B
una karşın, üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun önümüzdeki haftalarda Grönland’ı satın almaya yönelik bir teklif hazırlamakla görevlendirildiğini ve bunun Trump için “yüksek öncelikli” bir konu olduğunu söyledi.
Çarşamba günü Rubio ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in, Trump’ın niyetlerini ve olası önerilerini daha iyi anlamak isteyen Danimarka ve Grönlandlı yetkililerle bir araya gelmesi planlanıyor.
Bu görüşme, geçtiğimiz hafta Danimarka ve Grönland temsilcileri ile Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi arasında yapılan daha alt düzey temasların ardından geliyor.
Trump, Pazar günü gazetecilere verdiği demeçte, Grönland’ın masaya koyabileceği bir anlaşma olup olmadığı sorulduğunda,
“Onlarla bir anlaşma yapmayı çok isterim,” dedi.
“Bu daha kolay olur. Ama bir şekilde ya da başka bir şekilde Grönland’a sahip olacağız.”
Çarşamba günkü görüşmeler öncesinde Grönland hükümetinin mesajı ise netti.
Grönland Dışişleri Bakanı Vivian Motzfeldt, Salı günü Washington’a varırken şunları söyledi:
“Grönland, ABD’ye ait olmak, ABD tarafından yönetilmek ya da ABD’nin bir parçası olmak istemiyor. Biz bugün bildiğimiz Grönland’ı seçiyoruz — Danimarka Krallığı’nın bir parçası olarak.”
Grönland’ın İş ve Maden Kaynakları Bakanı Naaja Nathanielsen ise ABD’den gelen mesajların Grönland halkında o kadar büyük bir kaygı yarattığını, insanların uyumakta zorlandığını söyledi.
“Bu konu, evlerdeki sohbetlere kadar gündemi dolduruyor,” dedi Nathanielsen Londra’da düzenlenen bir basın toplantısında.
“Üzerimizde muazzam bir baskı var ve insanlar bunun etkilerini hissediyor.”
Tüm bu endişelere rağmen Nathanielsen, “Amerikalı olma gibi bir niyetimiz yok,” diye vurguladı.
Konuya aşina bir ABD’li yetkiliye göre, mevcut anlaşmalar çerçevesinde ABD, Grönland’a daha fazla asker konuşlandırabilir ve askeri-güvenlik kapasitesini genişletebilir.
“Görece uygun fiyatlarla sütünü alabiliyorken neden ineği işgal edesiniz?” diye sordu yetkili.
Trump yönetimindeki bazı isimler ABD’nin adayı askeri güçle ele geçirebileceğini öne sürse de, yönetim içindeki bazı yetkililer ve Beyaz Saray’a yakın çevreler, satın alma ya da yeni bir ittifak modeli oluşturmanın daha olası bir sonuç olduğunu düşünüyor.
Değerlendirilen seçeneklerden biri, Grönland ile bir “Serbest Ortaklık Anlaşması” (Compact of Free Association) yapılması
NBC News’in aktardığına göre bu tür bir anlaşma, ABD’nin mali yardım sağlaması karşılığında Grönland’da güvenlik varlığı bulundurmasına olanak tanıyabilir. ABD’nin Marshall Adaları, Mikronezya Federal Devletleri ve Palau ile benzer anlaşmaları bulunuyor.
Grönland’ın bu modele dahil edilmesi, Trump’ın Batı Yarımküre’de Amerikan hegemonyasını genişletme vizyonunun bir parçasını karşılayabilir ve 500–700 milyar dolarlık satın alma maliyetinden daha ucuz olabilir.
ABD, 1916 yılında Danimarka’dan Karayipler’deki bazı adaları satın alırken, Danimarka’nın Grönland üzerindeki siyasi ve ekonomik çıkarlarına “itiraz etmeyeceğini” kabul etmişti.
Trump, Grönland’ı kiralamaktan ziyade “sahip olmanın” daha fazla hak sağladığını savunarak, adayı Guam, Amerikan Samoası veya Porto Riko gibi bir ABD toprağına dönüştürmek istediğini söylüyor. Bu, Washington’ın ada ile uzun vadeli stratejik ilişkisini sağlamlaştırabilir.
Trump’ın Grönland’ı edinme isteğinin ardında, adanın bağımsızlık yoluna gidebileceği ve bu durumda 27 bin millik kıyı şeridinin Rusya veya Çin gibi rakip güçlerin nüfuzuna girebileceği endişesi de yatıyor.
Ancak Grönland halkı, ABD’nin bir parçası olma fikrini ezici bir çoğunlukla reddediyor. Geçen yıl yapılan bağımsız bir ankete göre halkın yaklaşık yüzde 85’i bu fikre karşı.
Trump, eski bir emlak patronu olarak, uzun süredir Grönland’a ilgi duyuyor ve Arktik’te ulusal güvenlik için adaya ihtiyaç duyulduğunu savunuyor. İlk başkanlık döneminde adayı satın alma fikrini dile getirdiğinde bu ciddi bir öncelik olarak görülmemişti — hatta en yakın danışmanları tarafından bile.
Ancak ikinci döneminde bu durum dramatik biçimde değişti. Trump’ın Grönland’a yönelik planları artık hem yönetim içinde hem de ABD müttefikleri arasında çok daha ciddiye alınıyor. Trump, geçen Ocak ayında göreve gelir gelmez kamuoyuna açık hamleler yapmaya başladı. Aralık ayında Louisiana Valisi Jeff Landry’yi Grönland Özel Temsilcisi olarak ataması, Danimarka ve Grönland’da endişeleri yeniden alevlendirdi.
Avrupa ve ABD’de, Trump’ın Grönland hedefinde bir şekilde ilerleme kaydedeceği yönünde giderek artan bir “kaçınılmazlık” hissi oluşuyor. Asıl soru şu: Nasıl — ekonomik baskı, diplomasi, askeri güç — ve ne ölçüde?
ABD’li düşünce kuruluşu German Marshall Fund’dan Ian Lesser, Trump’ın askeri güç ihtimalini masada tutmasının, Danimarka ve Grönland’ı ABD’nin bölgede daha güçlü konumlanması için masaya oturtmaya yönelik bir baskı unsuru olabileceğini söylüyor.
- “Bu konuda güç kullanımının ihtimali hâlâ çok düşük,” diyen Lesser ekliyor:
- “Bu gereksiz olurdu. NATO içinde inanılmaz gerilimler yaratır, hatta ittifakın sonunu getirebilir.
- Kongre’nin de buna destek vereceğini sanmıyorum.”
Trump’ın Grönland’a yönelik sert söylemleri, Kongre’de — bazı Cumhuriyetçi müttefikleri dahil — tepkiyle karşılandı.
Salı günü iki partiden senatörler, NATO üyesi bir ülkenin egemen toprakları üzerinde, o ülkenin onayı ya da NATO Konseyi kararı olmadan Savunma Bakanlığı fonlarının kullanılmasını yasaklayan bir yasa teklifi sundu. Bu adım, Trump’ın söylemlerine açık bir karşı duruş niteliği taşıyor.
Grönland, Pituffik Uzay Üssü’nde sınırlı bir ABD askeri varlığına ev sahipliği yapıyor. Üste, Rusya’dan gelebilecek saldırılara karşı erken uyarı radarlarını işleten ABD Uzay Kuvvetleri ve diğer askeri personel bulunuyor. ABD ve Danimarka bölgede elde edilen askeri istihbaratı da düzenli olarak paylaşıyor.
Grönland, ABD’nin askeri varlığını artırmasına ya da nadir toprak elementleri dahil stratejik kaynakları konusunda müzakere yürütmeye tarihsel olarak açık bir tutum sergiledi.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, geçen yıl yaptığı açıklamada,
“ABD ordusunun Grönland’daki varlığını güçlendirmenin bir yolu bulunabilir,” demişti.
“ABD zaten orada ve daha fazla imkâna sahip olabilir.”
Ancak Frederiksen, Trump’ın Grönland’ı zorla alma girişiminin NATO’yu çökertebileceği konusunda da uyarıda bulundu.
Geçen hafta Danimarka dahil Avrupa’daki ABD müttefikleri, ortak bir açıklamada, “egemenlik, değerler ve Grönland’ın toprak bütünlüğünü savunmaktan vazgeçmeyeceklerini” duyurdu.
Açıklama şu sözlerle sona erdi:
“Grönland, Grönland halkına aittir.”
NBC News