Kriz, piyasalarla mücadelesini daha da zorlaştırıyor
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, kamuoyu yoklamalarında giderek daha fazla destek kaybederken zorlu bir siyasi mücadele veriyor.
Bu durum, vaat ettiği vergi indirimlerinden geri adım atmasını zorlaştırırken, yetkililerinin yen ve tahvil piyasalarındaki satış baskısını hafifletmek için ihtiyaç duyduğu siyasi desteği de zayıflatıyor.
Takaichi’nin görevine geçen yıl başlamasından bu yana onay oranı, temmuz ayında en düşük seviyeye geriledi. Zayıf yen nedeniyle artan ithalat maliyetlerinin de etkisiyle yükselen enflasyon seçmen nezdindeki desteğini olumsuz etkiledi.
Başbakanın mali teşviki güçlü biçimde savunması ve faiz artışlarını sert şekilde eleştirmesi ise yatırımcıların Japonya’nın kamu maliyesinin daha da bozulacağı yönündeki endişelerini artırarak tahvil getirilerinin yükselmesine yol açtı.
Hükümet kaynakları, tahvil piyasalarındaki bu kaygıların, yetkililerin yen aleyhine yapılan spekülatif işlemleri sözlü müdahalelerle frenleme çabalarını da etkisizleştirdiğini söyledi.
Kaynaklardan biri, "Piyasalar mali yönetim üzerinde kontrol kazanmaya başladı. Bu, Japonya’da onlarca yıldır yaşanmayan bir durum." diyerek, ülkenin tahvil piyasası spekülatörlerinin insafına kalma tehlikesine dikkat çekti.
İki tarafa birden konuşmak
Geçen yıl başbakan olduktan sonra Takaichi, büyüme yanlısı bir gündem izlemeye çalışırken aynı zamanda mali disiplin ve merkez bankasının bağımsızlığı konusundaki yatırımcı endişelerini de yatıştırmaya çalıştı.
Bu iki farklı beklenti, zaman zaman istenmeyen piyasa dalgalanmalarına yol açan bir iletişim sorunu yarattı ve bu da politika uygulamalarını daha da zorlaştırdı.
Örneğin, hane halkının artan yaşam maliyetlerini hafifletmeyi de amaçlayan harcama planları, Japonya’nın mali durumunun kötüleşeceği endişesiyle temmuz ayında tahvil getirilerini son otuz yılın en yüksek seviyelerine taşıdı.
Bu tür piyasa baskılarının farkında olan Takaichi, pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, hükümetin şeffaf iletişim yoluyla piyasaların Japonya’nın mali yapısına güvenini kazanmayı hedeflediğini söyledi.
"Piyasalarla iletişimin daha da önemli hâle geleceğini düşünüyorum." diyen Takaichi, kendisine daha iyi ne yapabileceği sorulduğunda bu değerlendirmeyi yaptı.
Ancak hükümetinin düşen destek oranları sorulduğunda, Japonya’nın "aşırı mali sıkılaştırma" politikasını büyük yatırımlarla sona erdirme kararlılığını vurguladı. Bu açıklama, genişlemeci politikalardan geri adım atmayı planlamadığı şeklinde yorumlandı.
Bir başka hükümet kaynağı ise, "Düşen kamuoyu desteği başbakanın vergi indirimleri yapma ve yatırımları artırma konusundaki kararlılığını daha da güçlendirecektir. Politikalarını sürdürmesi piyasaları sarsacak, vazgeçmesi ise popülaritesine zarar verecek. Bu tam bir ikilem." dedi.
Önümüzdeki dönemde tahvil faizlerinde yeni yükselişleri tetikleyebilecek çok sayıda gelişme nedeniyle bu zorlukların daha da artabileceği belirtiliyor.
İktidar partisi içinde dile getirilen çekincelere rağmen, yerel basına göre Takaichi, gıda ürünlerindeki yüzde 8'lik tüketim vergisini iki yıl süreyle düşürme planını hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Analistler, bu kararın sürpriz olmayacağını ancak finansmanının nasıl sağlanacağına ilişkin belirsizliğin tahvil piyasalarını daha da tedirgin edebileceğini ifade ediyor.
Hükümet ayrıca bütçe hazırlık sisteminde yapılacak değişiklik kapsamında, büyüme açısından öncelikli alanlardaki harcama taleplerine üst sınır koymamayı planlıyor. Bunun gelecek mali yılda hem kamu harcamalarını hem de borçlanmayı artırabileceği değerlendiriliyor.
Itochu Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Atsushi Takeda, "Takaichi yönetiminin mali disiplin ihtiyacının farkında olduğunu anlatmaya çalıştı. Ancak politikaların kendisi büyük ölçüde değişmeyecek. Bu nedenle tahvil piyasasında şartların değişeceğine dair fazla umut yok." dedi.
Takeda, "Japon devlet tahvili getirileri bir miktar istikrar kazandı ancak bunun nedeni petrol fiyatlarının düşmesi. Piyasaların Japonya’nın mali görünümü nedeniyle talep ettiği risk primi değişmiş değil." değerlendirmesinde bulundu.
Somut veriler ve rakamlar gerekiyor
Hükümet yükselen tahvil faizlerine odaklanırken, Takaichi’nin gevşek maliye ve para politikası yaklaşımı döviz piyasasında da sorunlara yol açtı ve yen son kırk yılın en düşük seviyesine geriledi.
Maliye Bakanı Satsuki Katayama’nın defalarca "kararlı adım" atılacağı yönündeki uyarıları piyasaları temkinli tutsa da, bu açıklamalar değer kaybeden yeni kalıcı biçimde desteklemeye yetmedi.
Döviz müdahalelerine ne zaman ve nasıl karar verileceğini belirleyen üst düzey döviz yetkilisi Atsushi Mimura, nisan sonu ile mayıs başı arasında gerçekleştirilen ve toplam 72 milyar dolarlık rekor döviz müdahalesinin yenin değer kaybını durduramamasından bu yana sessizliğini koruyor.
Bu süreçte iletişim stratejisi de değişti. Yetkililer artık yeni sözlü olarak desteklemek yerine tahvil piyasasına daha fazla netlik sağlamaya odaklanıyor.
Katayama salı günü yaptığı açıklamada, hükümetin yıllık borçlanma miktarına üst sınır getirmeyi planlamadığını ancak ihraç miktarını "yatırımcıların makul karşılayacağı bir aralıkta" tutacağını söyledi.
Resona Asset Management sabit getirili yatırımlar biriminin baş fon yöneticisi Takashi Fujiwara, Katayama’nın Japon devlet tahvili piyasası açısından olumlu bir isim olduğunu çünkü piyasalarla mantıklı bir iletişim kurabildiğini belirtti.
Fujiwara, "Hükümetin Japon devlet tahvilleri konusundaki iletişimi artıyor. Çünkü hükümet her yeni açıklama yaptığında piyasada bir 'şok' yaşanıyor ve bu da sonrasında yeni daha da zayıflatıyor." dedi.
Takaichi ve Katayama, genişlemeci maliye politikasını artık Japonya’nın büyüme potansiyelini artıracak ve böylece hem yenin hem de Japon devlet tahvillerinin cazibesini yükseltecek bir politika olarak sunuyor.
Ancak piyasalar şimdilik buna ikna olmuş değil. Daha fazla borçlanma ihtimalinin Japonya’nın zaten bozulmakta olan kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artıracağı beklentisiyle tahvil faizlerinin yükselmeye devam etmesi öngörülüyor.
Ayrıca bu hafta ABD Merkez Bankası (Fed) ile Japonya Merkez Bankası (BOJ) politika toplantılarını gerçekleştirecek. Her iki kurumun da faizleri sabit bırakması beklenirken, Fed’den gelebilecek şahin mesajların dolar karşısında yenin daha da değer kaybetmesini hızlandırabileceği ifade ediliyor.
Eski BOJ Yönetim Kurulu üyesi Takahide Kiuchi ise şu değerlendirmeyi yaptı:
"Hükümet iki büyük zorlukla karşı karşıya: Düşen kamuoyu desteği ile mali politikasına duyulan güvenin azalması nedeniyle yen ve Japon devlet tahvillerindeki değer kaybı. Takaichi'nin bu sorunların hiçbirini çözmeyi başarabildiğini düşünmüyorum."
Kiuchi sözlerini şöyle tamamladı:
"Piyasaların güvenini yeniden kazanabilmek için hükümetin mali disipline verdiği önemi somut veriler ve rakamlarla ortaya koyması gerekiyor."
Reuters