AB dış politikasında krizi derinleştirdi mi ?
Avrupa Birliği’nin dış politika şefi Kaja Kallas, Meksika’daki üst düzey görüşmelerde İsrail’in Filistinlilere yönelik tutumunu Güney Afrika’nın ırkçı apartheid dönemine benzetti.
Bu açıklama, AB’nin resmi dış politika çizgisinden sapma olarak değerlendirildi ve Brüksel’de ciddi tartışmalara yol açtı.
Kallas’ın sözleri, Avrupa Dış Eylem Servisi (EEAS) üzerindeki eleştirileri artırdı. Kurumun, Donald Trump’ın ikinci döneminde ve artan jeopolitik belirsizlik ortamında “işlevini yerine getirip getiremediği” sorgulanıyor.
Diplomatlar, Kallas’ın Güney Afrika’daki apartheid müzesini ziyaretinden etkilenerek bu benzetmeyi yaptığını belirtti. Ancak AB’nin resmi politikası, İsrail’in apartheid rejimiyle karşılaştırılmasını reddediyor. Almanya ve Fransa bu tür iddiaları kesin biçimde geri çevirirken, İrlanda ve İspanya hükümetleri daha sempatik bir tutum sergiliyor.
Kallas’ın ofisi yorum yapmayı reddetti. Bu olay, son haftalarda yaşanan bir dizi diplomatik hatanın sonuncusu. Kıbrıs’taki gayriresmî dışişleri bakanları toplantısında yaptığı bir açıklamada, “Amerikan diplomatların Kiev’den ayrıldığını” söyleyerek yanlış bilgi vermişti.
AB içinde bazı yetkililer, Kallas’ın “diplomatik açıdan düşüncesiz” ifadelerinin üye devletler arasında rahatsızlık yarattığını ve EEAS’in geleceği konusunda tartışmaları tetiklediğini belirtiyor. Fransa dahil bazı ülkelerde, AB’nin dış politika yapısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği konuşuluyor.
Kallas ise eleştirilere yanıt olarak personele gönderdiği e-postada, “AB kurumlarının rollerinin ve sorumluluklarının antlaşmalarla açıkça tanımlandığını, bu çerçevenin değişmediğini” vurguladı.
Euractiv