Amsterdam'da araştırmacılar yüksek çözünürlükte özel teknikle klitorisin üç boyutlu haritasını çıkardı. Klitorisin görünenden çok daha büyük ve karmaşık olduğu kanıtlandı.
Klitoris ne kadar büyük, tam olarak nerede bulunur ve yapısı nasıldır? Bu sorular karşısında cevapsız kalıyorsanız, yalnız değilsiniz.
Pek çok tıp uzmanı için bile bu soruları tam olarak yanıtlayabilmek oldukça zor. Bunun nedeni konuya ilgi olmamasından değil, yapısal bir sorundan kaynaklanıyor.
Kadın vücudundaki temel organlar, tıp tarihinde erkeklerdeki karşılıklarına oranla uzun süre bilimsel araştırmalara konu olmadı.
Klitorisin erkek vücudundaki muadili penis. Aynı embriyonik kökenden gelişen bu iki organ da süngerimsi, tıptaki tanımıyla kavernöz dokuya sahiptir.
Uyarılma anında her iki organ da sertleşir ve haz almada önemli bir rol oynar. Öte yandan "Penis ne kadar büyüktür?" veya "Yapısı nasıldır?" gibi soruları pek çok kişi çok daha kolay yanıtlayabilirken bu klitoris için pek geçerli değil.
Klitorisin üç boyutlu anatomisi
Hollanda'da yapılan yeni üç boyutlu bir araştırma, klitoris hakkında var olan bazı bilgi boşluklarını biraz da olsa kapatmaya katkı sağlayacak nitelikte.
Amsterdam Üniversitesi Tıp Merkezi'nden Ju Young Lee yönetiminde bir ekip, bağışlanan iki bedeni "sinkrotron radyasyonu" adı verilen, aşırı yüksek çözünürlüklü özel bir röntgen görüntüleme yöntemiyle inceledi.
Bu yöntem ile en küçük ayrıntıya kadar inen çekimler yapılması mümkün. MR gibi geleneksel yöntemler kaba yapıları gösterebilse de en ince sinir yollarının dokusal yapısına dair böyle bir inceleme bugüne kadar mümkün olmamıştı.
Sağlanan görüntüler, klitorisin sinir sisteminin aslında ne kadar karmaşık olduğu ilk kez net biçimde ortaya koydu.
Araştırmacılar, klitorisin en önemli duyusal siniri olan dorsal sinirinin izini, pelvis bölgesinden klitoris başına (glans) kadar üç boyutlu olarak takip etmeyi başardı.
Buna göre glansın içindeki kalın sinirlerin gövdeleri bir ağaç gibi yüzeye yakın noktalara kadar dallanarak uzanıyor; bunlardan bazılarının kalınlığı 0,7 milimetreyi buluyor. Önceki varsayımların aksine, sinirler uçlara doğru incelmek yerine yelpaze gibi daha da genişliyor.
Ayrıca görüntüler, sinir dallarının sadece glansı beslemekle kalmadığını, aynı zamanda klitoris ön derisine ve venüs tepesine (mons pubis) kadar uzandığını gösteriyor.
Kadın vücudunda uzun süre göz ardı edilen organ
Klitorisin bu kadar uzun süre ihmal edilmesinin bir nedeni de on yıllar boyunca sadece görünen uç kısmına indirgenmiş bir organ olması.
Oysa klitorisin büyük bir kısmı vücudun içinde yer alıyor. Bu anatomik gerçeklik de ancak 1990'ların sonu ile 2000'lerin başında sistematik şekilde tanımlanabildi.

Bu konuda Avustralyalı ürolog Helen O'Connell önemli rol oynadı. MR incelemeleri yardımıyla, klitorisin küçük dış bir çıkıntı değil; toplam uzunluğu sekiz ila on iki santimetreye ulaşabilen büyük ve karmaşık bir organ olduğunu ilk olarak gözler önüne serdi.
O'Connell'in çalışmaları, görünen baş kısmın, pelvis kemiğinin altına uzanan, vajina girişini çevreleyen ve uyarılma sırasında kanla dolan süngerimsi dokulardan oluşan yapının sadece dıştaki parçası olduğunu ortaya koydu.
Penisin benzer detaylarla tanımlanması o dönemde on yıllardır bilinen bir gerçekti.
Klitoris şimdiye kadar araştırmalarda öne çıkmamıştı
Amsterdam Üniversitesi'nde yürütülen projenin yöneticisi Ju Young Lee, kıdemli bir nöroloji uzmanı olarak uzun süre beyne odaklanmıştı.
Son yıllarda ise araştırmalar, giderek bağırsak gibi çevresel sinir sistemlerine kaydı.
Lee, bir konferansta jinekolojik organlardaki sinirlerin beyinle nasıl iletişim kurduğunun şimdiye kadar araştırılıp araştırılmadığını sorduğunda aldığı cevap "Ah, bunu daha önce hiç düşünmemiştik" oldu.
Durum böyle olunca da Lee bizzat kendisi bu meseleye odaklandı ve konunun peşini bırakmadı.
Doktorasının ardından, sinkrotron görüntüleme yardımıyla insan vücudunu sistematik olarak haritalandırmayı hedefleyen uluslararası "Human Organ Atlas Hub" (HOAHub) projesinin parçası olmaya karar verdi ve Amsterdam Üniversitesi Tıp Merkezi'nde bir bakıma anatominin "Google Earth"ü olan çalışmaya katıldı.
Sonuçlar doğumlarda ve jinekolojik operasyonlarda yardımcı oluyor
Lee, yaptığı açıklamada, "Klitoris insan organlarından biri, bu yüzden onu projeye dahil etmek elbette önemliydi" diye konuşuyor.
Lee, çalışmaya dair ön makalenin yayınlanmasından bu yana, cerrahların kendileriyle bağlantıya geçip yürüttükleri projenin pratikte kendilerine çok yardımcı olduğunu ilettiğini söylüyor.
Akademisyen Lee, kendileriyle iletişime geçen hekimlerin, anatomiye dair kesin bilgilerin vulva bölgesindeki ameliyatlarda sinir hasarını önlemeye yardımcı olabileceğini söylediğini de belirtiyor.
Projenin araştırmacılarının kaleme aldığı makalede, sonuçların özellikle doğum, cinsiyet uyum operasyonları ve genital yaralanmalar sonrası rekonstrüksiyon (yeniden yapılandırma) ameliyatları gibi vulva bölgesine yönelik müdahalelerde fayda sağlayacağı kaydediliyor.
Berlin'deki Vivantes Auguste-Viktoria Kliniği Jinekoloji ve Doğum Ana Bilim Dalı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mandy Mangler, araştırmada elde edilen verilerle günlük pratikleri arasındaki farka işaret ediyor.
Yeni tespitleri ilk gördüğünde çok heyecanlandığını söyleyen Mangler, bu duygunun her şeyin yeni olmasından değil, önceki tahminlerin artık kanıtlanmış olmasından kaynaklandığını ifade ediyor:
"Klitoris üzerine yapılan bilimsel çalışmalar çok yetersiz. Sinirlerin vulva tepesine ve dudaklarına kadar uzanması makul bir varsayımdı; nihayet bu şimdi görülmüş oldu."
Mangler'a göre bu; vulva bölgesindeki ameliyatlar, cinsel tıp ve genital yaralanmalar sonrası iyileşme süreci için çok kritik bir nokta.
Tıp eğitiminde klitorisin neredeyse hiç rol oynamadığını söyleyen uzman hekim, bunun sonuçlarını da şöyle açıklıyor:
"Doktorlar, sinir yollarını tam olarak bilmeden vulva bölgesinde ameliyat yapıyorlar. Bu nedenle daha sonra ortaya çıkan ağrılar, hassasiyet bozuklukları veya cinsel sorunlar genellikle yapılan müdahalelerle veya doğumlarla ilişkilendirilmiyor."
Penis ve klitoris karşılaştırması cinsiyetin sağlıkta oynadığı rolü gösteriyor
Mangler, erkek sağlığı ile doğrudan bir karşılaştırma yapıyor. Klinik rutini sırasında ameliyathaneyi ürologlarla paylaştığını belirten doktor,
"Penis üzerindeki müdahalelerde sinirleri korumak için ne kadar çaba sarf edildiğini bizzat görüyorum. Bu konuda çok fazla araştırma, eğitim ve bilinç de var. Klitoris söz konusu olduğunda ise kimsenin umurunda değil" sözleriyle bu konunun hak ettiği ilgiyi görmemesini eleştiriyor.
Mangler'a göre bu büyük bir adaletsizlik ve toplumda sağlık alanında cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı boşluğa bir başka örnek.
"Erkekler için doğal olan tıbbi standartlar, kadınlar söz konusu olduğunda eksik" diyen Mangler, ancak bunun kötü niyetten değil, tarihten beri süregelen ihmalden kaynaklandığını düşünüyor.
Mangler konuya ilişkin "Don't Miss the Clitoris" (Klitorisi Gözden Kaçırmayın) kitabında da buna odaklanıyor.
Klitoris tek örnek değil: Kadın vücudu hâlâ ihmal ediliyor
Kadın vücudunun temel organlarının uzun süre ihmal edildiği tıpta başka alanlarda da görülüyor.
Kısa süre önce yumurtalıklar üzerine yeni bir araştırma yapıldı: "Rete ovarii" adı verilen ve 100 yıldan fazla bir süre önce tanımlanan ancak evrimden kalma ve işlevsiz olduğu düşünülerek anatomi kitaplarından çıkarılan bir dokunun, hormon dengesinde rol oynayabileceği ve yumurtalıkların embriyonik gelişimi için önemli olabileceği ortaya çıktı.
Görünüşe göre kist oluşumuyla da bir bağlantısı var. Yararsız mıymış? Kesinlikle hayır. Özetle şimdiye kadar kadın anatomisi sıklıkla basite indirgendi veya tıpta ikincil planda kaldı.
Klitorise dair henüz tamamlanmış bir resim yok
Bu son klitoris çalışması yeni bilgiler sağlanmasına katkıda bulunduysa da mevcut tüm soruları yanıtlamıyor. Kamuoyunda bu çalışma klitoris sinirlerinin ilk "eksiksiz sunumu" olarak tanımlansa da projenin yöneticisi Lee buna katılmıyor.
"Bir bilim insanı olarak eksiksiz bir resim sağlamanın mümkün olmadığını biliyoruz. Yeni teknolojiler her zaman yeni bakış açıları getirecektir" diyen Lee, yapboza benzeyen anatominin eksik parçaları olduğunu kaydediyor.
Ergenlik, hamilelik, menopoz veya menstrüasyon döngüsü sırasında klitorisin yapısı ve işlevinin yaşam boyu nasıl değiştiği hâlâ büyük ölçüde araştırılmamış durumda. Lee, gelecekte bunları da daha iyi anlamayı hedefliyor.
Berlinli uzman Mangler de bu alanda büyük bir araştırma ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, aynı zamanda bunun için bir zihniyet değişiminin de şart olduğunu belirtiyor:
"Her jinekolojik ameliyatta ve doğum sırasında klitorisin anatomisi ve fizyolojisi dikkate alınmalı ve korunmalı; tıpkı penis için yaptığımız kadar doğal bir şekilde."
Amsterdam Üniversitesi'nin araştırması hayatını kaybetmiş, bedenini ise tıbbi araştırmalara bağışlamış iki yaşlı kadının bedenleri üzerinde yapıldı.
DW