Eğitim eksikliği, kapasite yetersizliği ve mevzuat reformlarının gecikmesi, Sırbistan ve Kuzey Makedonya’da çevre suçlarının faillerinin çoğu zaman hesap vermeden kurtulmasına yol açıyor.
Alarm, acil servislere Trubarevo’da “büyük bir yangın” olduğu ihbarıyla verildi.
Tarih 13 Eylül’dü. Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’ün merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Trubarevo yerleşiminin üzerinde siyah dumanlar gökyüzüne yükseliyordu.
Elektronik atık geri dönüşüm tesisi Zero Waste’te çıkan yangının tamamen söndürülmesi iki gün sürdü. Bu süre boyunca duman, Madzari, Goce Delcev, Jurusmileri, Gorno Lisiçe ve Dolno Lisiçe çevresinde yaşayan on binlerce kişiyi tehdit etti.
Havadaki PM10 parçacıkları ile kurşun, kadmiyum ve arsenik seviyeleri izin verilen sınırların çok üzerine çıktı. Pillerde kullanılan zehirli bir ağır metal olan kadmiyum, metreküp başına 59,1 nanograma ulaştı; bu değer yasal sınırın 10 katından fazlaydı.
16 Eylül itibarıyla Sağlık Bakanlığı, su ve toprak örneklerinde radyoaktivite ya da tehlikeli düzeylerde ağır metal tespit edilmediğini açıkladı; ancak sorumlular açısından bu olayın sonuçsuz kalması mümkün değildi.
Üsküp’teki savcılar, “atık yoluyla çevre ve doğayı tehlikeye atma” suçu şüphesiyle dört kişi ve bir tüzel kişi hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Polis Kamu Güvenliği Bürosu Başmüfettişi Janko Stojanovski, İçişleri Bakanlığı ile savcılığın çevre suçu unsurları içeren çok sayıda aktif dosya yürüttüğünü, ancak bunun kolay olmadığını söyledi.
“Mevcut gelişmişlik ve altyapı düzeyiyle elimizden gelenin en iyisini, mümkün olan en etkili ve profesyonel şekilde yapıyoruz,” diyen Stojanovski, “ancak toplum ve sistem olarak bu tür suçları etkin ve doğru biçimde ele almaya hâlâ hazır değiliz,” ifadelerini kullandı ve çevre suçlarını özel olarak düzenleyen bir yasa ihtiyacına dikkat çekti.
Böyle bir yasa olmadığında, bu tür fiiller sıklıkla kabahat olarak ele alınıyor ve para cezası gibi daha hafif yaptırımlarla sonuçlanıyor.
CLRA’da hukuk araştırmacısı ve analist olan Nikola Jovanovski, yangınların çevre suçları istatistiklerinde nadiren yer aldığını; çünkü kundaklama yerine genellikle “kamu güvenliğini tehlikeye atma” genel hükmü kapsamında kovuşturulduğunu söyledi.
Devlet Çevre Müfettişliği’ndeki 13 çevre müfettişinden biri olan Darko Blinkov da kaynak eksikliğine işaret etti.
Blinkov, “Bu yıl müfettişliğin bütçesi 37 milyon denar (yaklaşık 600 bin avro), Gelecek yıl ise iki milyon denar azaltılacak.” dedi.
Blinkov, nüfusu Kuzey Makedonya’dan yaklaşık 300 bin fazla olan, AB üyesi Slovenya ile karşılaştırma yaptı:
“Slovenya’nın çevre müfettişliğinin bütçesi 10 milyon avro — bu, bizim tüm Çevre Bakanlığımızın bütçesinden bile fazla.”
Polis, savcı ve hâkimlerin daha fazla eğitime ihtiyacı var.
Avrupa Komisyonu’nun Kuzey Makedonya ve Sırbistan’ın AB üyeliğine ilerlemesine ilişkin raporları, çevre suçlarının ele alınışındaki boşluklara düzenli olarak dikkat çekiyor.
GI-TOC (Ulusötesi Örgütlü Suçlarla Mücadele Küresel Girişimi), Aralık 2025 tarihli raporunda şunları yazdı:
“Batı Balkanlar’da çevre suçları; düşük kamu farkındalığı, zayıf hukukun üstünlüğü, düşük kurumsal kapasite, yolsuzluk ve bu suçların insan hayatına doğrudan zarar vermediği algısı tarafından beslenmektedir.”
Rapor, “Birçok suç az iz bırakır, kolayca gizlenir ya da kasıtlı olarak örtbas edilir; bu da soruşturmaları zorlaştırır,” derken, çevresel zararın ölçeğiyle kıyaslandığında iddianame oranlarının ‘orantısız derecede düşük’ olduğuna vurgu yaptı.
Sırbistan’da 2021’de yalnızca 13 çevre suçu iddianamesi düzenlendi; oysa ülke küresel ölçekte en yüksek hava kirliliği seviyelerinden bazılarına sahip.
Kuzey Makedonya’da Blinkov, kurumlar arası iletişimin güçlendirilmesi, eğitim programlarının genişletilmesi ve gerekli kurumsal yapıların oluşturulması alanlarında “gözle görülür ilerleme” kaydedildiğini söyledi.
Ayrıca çevre suçlarının, ülkenin Ciddi ve Örgütlü Tehdit Değerlendirmesi (SOCTA)’na geçen yıl ikinci kez dâhil edildiğini belirtti.
AB, Kuzey Makedonya’da örgütlü ve ciddi suçlarla mücadele için 10,6 milyon avro ayırdı; bunun 1 milyon avrosu, kültürel mirasın korunması ve çevre suçlarıyla mücadelede kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine yönelik.
AB destekli projelerden biri, hâkimler, savcılar, eğitim hizmetleri temsilcileri, İçişleri Bakanlığı ve Çevre Müfettişliği için çevre adaleti alanında ileri eğitim programları içeriyor.
Sırbistan’da ise AB, mevzuatın AB Çevre Suçları Direktifi ile uyumlaştırılmasını ve polis, savcılar ve hâkimler için çevre suçu eğitimlerini finanse etti.
Buna rağmen, Sırbistan’daki Çevre Hukuku Bölgesel Merkezi (RCEL)’nden avukat Danica Jankovic, polis ve savcıların hâlâ daha fazla eğitime ve kamu farkındalığı kampanyalarına ihtiyaç duyduğunu söyledi.
“Uygulamadaki deneyim, savcının bir suç duyurusuna çok uzun süre — hatta hiç — işlem yapmadığını gösteriyor,” diyen Jankovic, “bu durum çevre alanındaki cezai korumayı anlamsız kılıyor; çünkü zamanında müdahale olmazsa geri döndürülemez zararlar oluşabiliyor. Polis birimleri de çoğu zaman çevreye karşı işlenen suçları tanımak ve uygun şekilde tepki vermek konusunda yeterince eğitilmiş değil.” dedi.
Jankovic, 2022’de İçişleri Bakanlığı bünyesinde çevre suçlarıyla mücadele için özel bir birim kurulmasını memnuniyetle karşıladı; ancak bunun etkinliği için daha fazla polis eğitimi, savcılar ve STK’larla işbirliği ile savcılıklar ve mahkemelerde uzmanlaşmış birimlerin kurulması gerektiğini vurguladı.
Hesap verebilirlik yetersiz
Sırbistan’da 2020–2022 arasında yapılan çevre suçu şikâyetlerinin yalnızca %19’u iddianameyle sonuçlandı; bu oran UNDP’nin 2024 tarihli çalışmasında yer aldı.
UNDP, orman hırsızlığı suçu dışında, yapılan suç duyurularının olağanüstü yüksek bir oranının reddedildiğini tespit etti. Mahkemeye taşınıp mahkûmiyetle sonuçlanan davalar ise neredeyse her zaman ertelemeli hapis ya da asgari sınıra yakın para cezaları ile bitti.
Verilere göre Sırbistan’da en yaygın çevre suçu orman hırsızlığı (vakaların %84’ü); bunu hayvanların öldürülmesi ve kasıtlı kötü muamele izliyor.
UNDP raporu, çevre koruma amacıyla kurulan vatandaş ve sivil toplum örgütlerinin davalarda çok sınırlı bir rol oynadığını, polis ve savcılar için delil toplama ve suç duyurusu hazırlama konularında ek eğitime ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Avrupa Komisyonu’nun 2025 Sırbistan ilerleme raporu, çevre alanında kamu katılımı ve istişare süreçleri ile sınır ötesi işbirliği konusunda ilerleme kaydedilmediğini ve kapasite geliştirme çağrısı yaptı.
Raporda, denetim ve yaptırım sayısındaki artışa rağmen, Çevresel Sorumluluk Direktifi ile uyumun erken aşamada olduğu; Çevre Suçları Direktifi ile uyum ve uygulamanın ise geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
Çevre hukuku alanında uzman Sırp avukat Predrag Dzamic, bazı çevre suçlarının yasadaki tanım biçiminin ispatı zorlaştırdığını söyledi.
Dzamic' e göre, “Bu durum, suçun ispat yükünün savcılıkta olması nedeniyle savcıların işini ciddi biçimde zorlaştırıyor. Çevre suçları alanındaki ceza politikası caydırıcı değil; cezalar hâlâ düşük ve potansiyel failleri durdurmuyor.”
Kuzey Makedonya’da da ertelemeli cezalar yaygın.
- Hukuk Araştırmaları ve Analiz Merkezi verilerine göre, 2025’te çevre ve doğaya karşı işlenen suçlarda verilen 65 yaptırımın %70’i ertelemeli hapis, %26’sı para cezası oldu.
- Davaların yalnızca %1’i fiili hapis, %1’i denetimli erteleme ile sonuçlandı; %2’si ise düşme ya da beraatle bitti.
- Yasadışı balıkçılık (16 vaka) en sık görülen suçlardan biri olurken; taşınmazların gasbı (49 vaka) ve hayvanların öldürülmesi ve işkencesi (14 vaka) da öne çıktı. Buna karşın ciddi çevre suçları ve çevre kirliliği, mahkeme kararlarında marjinal düzeyde temsil edildi.
Kuzey Makedonya’da 2018 tarihli ve 2021, 2022 ve 2025’te güncellenen bir “doğa koruma” yasası bulunuyor; ancak kampanyacılar bunun yetersiz kaldığını ve yenisiyle değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.
Avrupa fonlarıyla kurulan Ekolojik Adalet Platformu üyesi biyolog Bogoljub Sterijovski şöyle dedi:
“Ülkemiz biyolojik çeşitlilik açısından zengin. Ancak bunun korunabilmesi için yeni bir Doğa Yasası’nda net hükümler yer almalı ve bu yasa, gelecekte doğanın bütüncül korunması hedeflerine ulaşmak için eylem temeli olmalıdır.”
Balkan Insight