Macar hükümeti Orban dönemine ait milyarların peşine düştü
Bunun için süper yetkilerle donatılmış bir kurum oluşturuldu.
Macaristan'da yeni hükümet, Orban döneminde kamu kaynaklarından aktarıldığı öne sürülen milyarların peşine düşüyor.
"Mal varlığının geri kazanılması": Bu bürokratik ifadenin ardında Macaristan'daki yeni hükümetin en önemli seçim vaatlerinden biri yatıyor.
Başbakan Peter Magyar ve partisi Tiszai, Viktor Orban iktidarı döneminde şaibeli biçimde oligarklara, parti dostlarına, paravan kişilere ya da otokrat liderin ailesine aktarılan para ve mal varlıklarını devlet adına geri almak istiyor. Ayrıca hukuka aykırı biçimde kazanç sağlayanların yargı önünde hesap vermesini amaçlıyor.
Söz konusu olan, yolsuzluğa karşı kapsamlı bir operasyon. Zaten birçok Macar'ın yeni hükümetten öncelikle beklediği de tam olarak bu: Devletten kaçırılan milyarların geri alınması.
Sosyal medyada sık sık görüldüğü üzere, azımsanmayacak sayıda kişi ayrıca "kelepçe sesleri duymak" ve Viktor Orban sisteminden çıkar sağlayanların cezaevine girdiğini görmek istiyor.
Birçok gözlemciye göre mal varlıklarının geri kazanılmasındaki başarı ya da başarısızlık, Magyar'ın ve partisinin siyasi geleceğini belirleyici biçimde etkileyecek.
Orban döneminde hukuka aykırı biçimde aktarıldığı öne sürülen meblağlar devasa boyutlarda. Magyar seçim kampanyasında yaklaşık 60 milyar eurodan söz etmişti. Şimdilerde bunun üç katına kadar çıkan rakamlar telaffuz ediliyor.
Ceza ve adalet beklentisi
Macar kamuoyunda bu rakamlar Orban sisteminin gösterişli lüks yaşamıyla özdeşleşen görüntülerle bağlantılı: Eski başbakanın ailesi, parti dostları ve oligarkları lüks malikânelerde yaşıyor, özel uçaklarla seyahat ediyor, lüks yatlarda tatil yapıyor ve milyarlarca euroluk kamu ihalelerini tekrar tekrar kazanıyor.
Ancak mesele elbette bundan ibaret değil. Orban'ın Fidesz partisinden ve çevresinden geniş bir kadro grubu ile Orban'a yakın iş insanları, sanatçılar, akademisyenler ve gazeteciler de yıllarca kamu kaynaklarından cömert biçimde desteklendi. Üstelik çoğunun başlıca "niteliği", Orban'a sadakatten ibaretti.
Bunun karşısında ise çok sayıda Macar'ın yoksullaşması, gençlerin ülkeden kitlesel biçimde ayrılması, ihmal edilmiş ve yer yer tamamen çökmüş kamu altyapısı, okul ve hastanelerdeki vahim koşullar ve hâlen gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 7,5'ine ulaşan devasa bütçe açığı duruyor. Bu büyük uçurum nedeniyle Macaristan'da ceza ve adalet beklentisi oldukça yüksek.

Olağanüstü geniş yetkiler
Magyar hükümetinin göreve gelmesinden yaklaşık dört ay sonra yolsuzlukla mücadele operasyonu artık fiilen de başladı. Temmuz sonunda çıkarılan yasayla Ulusal Malvarlığının Geri Kazanılması ve Korunması Kurumu (NVVH) kuruldu. Kurum önümüzdeki haftalarda yapılandırılacak. Şimdiden belli olan şu: NVVH, olağanüstü geniş yetkilere ve mümkün olan en yüksek bağımsızlığa sahip bir "süper kurum" olacak.
Macaristan'da 1989-1990'daki rejim değişikliğinden bu yana NVVH benzeri bir kurum hiç olmadı. Oysa ülkenin böyle bir kuruma ihtiyacı vardı. Komünist diktatörlük döneminden kalan kamu ve devlet varlıklarının özelleştirilmesi, eski Doğu Bloku'nun hemen her yerinde olduğu gibi Macaristan'da da büyük ölçüde şaibeli ve hileli biçimde yürütüldü. Bunun sonuçlarıyla ise yalnızca çok az vakada yüzleşildi.
Viktor Orban 2010'da iktidara geldiğinde, Ferenc Gyurcsány liderliğindeki önceki sosyalist-liberal hükümetin yaygın yolsuzluklarını soruşturmak için yarım ağızla bir girişimde bulunuldu. Ancak bu girişim sonuçsuz kaldı.
Atama tartışması
Bu kez süreç farklı yürütülmek isteniyor. NVVH bir yandan geçmişe dönük olarak kamu kaynaklarının nereye aktarıldığını ve örneğin taşınmazlar gibi mal varlıklarının nasıl kullanıldığını araştıracak. Belirli bir başlangıç tarihi öngörülmese de esas olarak Orban sisteminin hüküm sürdüğü dönem, yani 2010'dan sonraki vakalar mercek altına alınacak.
Kurum, geleceğe dönük olarak mal varlığının korunması görevini de üstlenecek ve kamu kaynakları ile kamu mallarının hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığını denetleyecek. NVVH hem polis hem de savcılık yetkilerine sahip olacak; dolayısıyla soruşturma yürütebilecek ve dava açabilecek. Kurum yalnızca parlamentoya karşı hesap verecek.
Magyar hükümetinin göreve gelmesinden bu yana daha önce de yaşandığı gibi NVVH'nin kuruluşu sırasında da personel tercihi tartışma yarattı. Parlamento geçen haftanın sonunda Budapeşte Eötvös Loránd Üniversitesi'nden 46 yaşındaki siyaset bilimci Anna Unger'i yeni kurumun başına atadı.
Siyasi sistemler, demokratik kurumlardaki yapılanmalar ve parti finansmanı konusunda uzman olan Unger, yaklaşık yüz aday arasından çok aşamalı bir süreç sonunda seçildi.

Şimdiye kadar pek tanınmıyordu
Unger daha geniş kamuoyu tarafından bugüne kadar pek tanınmıyordu. Bu nedenle tercih birçok gözlemci açısından sürpriz oldu.
Siyaset bilimci, araştırmalarında siyasi yolsuzluk konusuyla da ilgilenmiş olsa da bu alanda öne çıkan bir uzman değil; ayrıca hukukçu da değil. Pek çok kişi, göreve Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün Macaristan şubesinden Miklos Ligeti gibi tanınmış hukukçuların ve yolsuzlukla mücadele uzmanlarının getirileceğini düşünüyordu.
Güçlü adaylardan biri olan Ligeti'nin ise başkan yardımcılarından biri olması gündemde. Unger'in toplam dört başkan yardımcısı olacak ve her biri farklı yetki alanlarından sorumlu olacak. Soruşturmalardan sorumlu başkan yardımcılığına ise daha önce Merkezi Soruşturma Başsavcılığında görev yapan tanınmış savcı Katalin Tasnády atandı.
Hükümet temsilcileri Unger'in seçilmesini, başvurusunda kurumun çalışmaları için kapsamlı bir siyasi vizyon ortaya koymasıyla açıkladı. Unger de parlamentoda yaptığı konuşmada Orban döneminde Macaristan'da yaşananların klasik yolsuzluktan çok daha ileri gittiğini söyledi. Ona göre ülkede adeta bir feodalizm sistemi hüküm sürdü.
Kararlar ne kadar sürede çıkar?
En büyük tartışmayı ise Unger'in kurumun ilk altı yıllık görev döneminde büyük yolsuzluk davalarında kesinleşmiş mahkeme kararlarının çıkacağını düşünmenin "akılsızlık" olacağını söylemesi yarattı. Tanınmış video blog yazarı ve yayıncı Robert Puzser, Unger'in bu sözlerini Sosyal Medya hesabında, "yıkıcı" olarak nitelendirdi.
Puzsér'e göre başbakan seçimlerde "ülkeyi yağmalayanlardan hesap sormak için eşi görülmemiş bir yetki" aldı. Macarlar bunun için altı yıl beklemek zorunda kalırsa bunun Tisza hükümetinin başarısızlığı anlamına geleceğini savundu.
Başbakan Peter Magyar, NVVH'nin başında bir hukukçu bulunmamasına yönelik yaygın eleştirilere oldukça sert tepki gösterdi.
Sosyal Medya hesabında, "Halkın bir casting programındaymış gibi NVVH'nin başında kimin olacağını oylayacağı hiçbir zaman vaat edilmedi" diye yazdı. Magyar, uzmanların Unger'i bu görev için uygun gördüğünü belirtti.
Siyaset bilimci Gabor Török ise 24.hu portalının bir podcast yayınında yaptığı değerlendirmede, kurumun oluşturulma sürecinin NVVH'nin kısmen bir "geçmişle hesaplaşma kurumu", kısmen de "güçlü bir siyasi kurum" olacağını gösterdiğini söylüyor.
Amaç geçmişle hesaplaşmak. Kamuoyunun Tisza Partisi'nden beklentisi, eski sistemle "kapsamlı bir hesaplaşma" yürütülmesi.
Török'e göre hükümet, kendisine duyulan güveni ancak "önceki düzenin suçlularının" hesap vermeden kurtulduğu izleniminin oluşmasına izin vermezse koruyabilir.
DW