Emmanuel Macron, Fransa’nın Afrikalı insanların yüzlerce yıl süren köleleştirilmesindeki rolü nedeniyle tazminat meselesini ele alması gerektiğini söyledi.
Ancak Fransız cumhurbaşkanı, somut öneriler sunmaktan kaçındı.
Macron, Élysée Sarayı’nda köleliğin mirası üzerine yaptığı konuşmada, “Nasıl telafi edeceğimiz … reddedilmemesi gereken bir sorudur” dedi. “Bu aynı zamanda sahte vaatlerde bulunmamamız gereken bir sorudur.”
Macron’un konuşmasında “tazminatlar” ifadesini kullanması, Fransız devletinin zirvesinde tarihi bir tabuyu kırdı; çünkü önceki liderler bu kelimeden özellikle kaçınmıştı.
Ancak Macron, ulusal ya da uluslararası düzeyde olası tazminatların veya telafi edici adaletin tam biçimini tanımlamadı ve mali tazminat konusuna değinmedi.
Macron, şöyle konuştu: “Bu suçu hiçbir zaman tamamen telafi edemeyeceğimizi dürüstçe söylemeliyiz, çünkü bu imkânsızdır. Bir gün buna bir rakam biçmeniz ya da bu tarihe son noktayı koyacak kelimeler bulmanız mümkün olmayacak.”
Macron, Fransa ile Ghana’nın birlikte uluslararası bir bilimsel araştırma projesi başlatacağını söyledi. Bu projenin, köleleştirmenin mirasıyla nasıl yüzleşileceği konusunda “siyasi karar vericilere sağlam tavsiyeler” sunacağını belirterek, “Dürüstlükle diyaloga girmeli ve bu yolu sürdürmek için çalışmalıyız” dedi.
Macron, Fransız kimliğinin “inkâr üzerine inşa edilemeyeceğini” ve “tarihimizi hakikatiyle yeniden ortaya koyup ona hak ettiği yeri vermemiz gerektiğini” söyledi.
Macron, eğitim, akademik araştırmalar, anıtlar ve köleleştirme tarihinin tanınmasının telafi için gerekli olduğunu vurgulasa da, Fransa’daki modern ırkçılık ve köleliğin mirası olarak görülen yapısal eşitsizliklerle yüzleşmek için ulusal düzeyde açık bir diyalog çerçevesi ortaya koymadı.
Macron, parlamenterlerin bu ay sunduğu ve köleleştirmenin şiddet içeren kurallarını belirleyen 17. ve 18. yüzyıl tarihli “Code Noir”ın sembolik olarak yürürlükten kaldırılması önerisini desteklediğini söyledi. Kölelik kaldırılmış olmasına rağmen bu yasa hiçbir zaman resmen iptal edilmemişti.
Macron ayrıca, modern Fransız cumhurbaşkanlarının çalışma ve yaşam alanı olan Élysée Sarayı’nın, servetini köleleştirmeden elde eden bir Fransız ailenin parasıyla 18. yüzyılda inşa edildiğinin hatırlanması gerektiğini söyledi.
Macron’un konuşması, Fransa’nın 2001 yılında kabul edilen bir yasayla köle ticareti ve köleliği insanlığa karşı suç olarak tanıyan dünyadaki ilk ülke oluşunun 25. yıldönümünü kutlamak amacıyla yapıldı. Bu yasa, Fransız Guyanası’ndan eski milletvekili Christiane Taubira tarafından hazırlanmıştı.

Macron cumhurbaşkanlığındaki son aylarına girerken, Fransa’da köleliğin toplumsal mirasının nasıl ele alınacağı konusunda resmi bir tartışma süreci başlatması yönündeki talepler arttı. Fransa; siyasette, medyada ve toplumda ırkçılık üzerine siyasi tartışmalar yaşarken, aşırı sağ 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yüksek oy oranlarına ulaşıyor.
Aciliyet hissi, Fransa’da mart ayında yapılan BM oylamasında temsilcilerinin — Birleşik krallık ve diğer Avrupa ülkelerinin temsilcileriyle birlikte — Atlantik köle ticaretini “insanlığa karşı en ağır suç” olarak tanımlayan ve tazminatları “tarihsel yanlışları gidermeye yönelik somut bir adım” olarak nitelendiren kararda çekimser kalmasına yönelik öfke ortamında arttı.
Guadeloupe senatörü Victorin Lurel, Macron’a yazdığı açık mektupta Fransa’nın çekimser kalarak “ahlaki, tarihi, diplomatik ve siyasi bir hata” yaptığını ve uluslararası imajını “lekelediğini” söyledi.
16.yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Fransa, Atlantik ve Hint Okyanusu üzerinden köleleştirilmiş insan ticaretinde Avrupa ülkeleri arasında Portugal ve Birleşik Krallık’tan sonra üçüncü sırada yer aldı.
Fransa, Afrika’dan Atlantik üzerinden zorla götürülen tahmini 13 ila 17 milyon erkek, kadın ve çocuğun yaklaşık yüzde 13’ünün kaçırılması ve köleleştirilmesinden sorumluydu.
Fransa’da diyalog süreci çağrısında bulunan isimlerden biri, Uluslararası Kölelik Tarihi Torunları Federasyonu’nun başkanı olan ve Benin’den Fransız Karayip adası Martinique’e götürülen köleleştirilmiş Afrikalıların soyundan gelen Dieudonné Boutrin oldu.
Boutrin, Nantes kentindeki 18. yüzyıl köle gemisi sahiplerinin soyundan gelen Pierre Guillon de Princé ile birlikte çalışıyor. Guillon de Princé geçen ay, atalarının yaklaşık 4.500 köleleştirilmiş Afrikalıyı Karayipler’e taşımadaki rolü için resmî özür dilemişti; bu insanların en az 200’ü denizde hayatını kaybetmişti.
Boutrin ve Guillon de Princé bu ay Macron’a mektup yazarak telafi edici adalet konusunda görüşmeler başlatmasını istedi.
Bunun “topluluklarımız arasındaki güveni yeniden tesis edeceğini, tarihin gerçekliğini kabul edeceğini, kardeşlik ruhunu geliştireceğini ve kendilerini aşağılanmış hissettirilmiş renkli toplulukların psikolojik yaralarını iyileştireceğini” söylediler. Ayrıca, “Kölelik, izleri hâlâ ırkçılık yoluyla görülebilen bir yaradır ve bunun yayılmasını şimdiye kadar durduramadık” ifadelerini kullandılar.
Paris, küresel tazminat tartışmaları açısından kritik görülüyor.
çünkü Martinique ve Guadeloupe Karayip adaları, Fransız Guyanası ve Hint Okyanusu’ndaki Réunion ile Mayotte gibi birçok “denizaşırı bölge ve departman” hâlâ Fransa’nın parçası.
Bu yerlerdeki istihdam, sağlık, yaşam maliyeti, kirlilik ve çevre güvenliği alanlarındaki yapısal eşitsizlikler, yerel parlamenterler tarafından doğrudan köleleştirme ve sömürgecilik mekanizmalarının mirası olarak değerlendiriliyor.
Fransa ayrıca, Haiti’ye yönelik potansiyel milyarlarca dolarlık tazminat talepleriyle de karşı karşıya.
Çünkü Fransa, Haiti Devrimi sonrasında 1825 yılında köle sahiplerini tazmin etmek amacıyla ülkeye ağır bir mali ceza yüklemişti.
Pek çok Haitilinin iki yüzyıllık istikrarsızlığın nedeni olarak gördüğü bu borç, ancak 1947’de tamamen ödenebildi. Macron, 2025 yılında Haiti ile bu meseleyi incelemek üzere ortak bir komisyon kurulacağını açıklamış, sonuçların ise bu yılın sonuna kadar çıkmasının beklendiğini belirtmişti.
Fransa, köleliği yeniden yürürlüğe koyan tek ülke olmuştu.
Napoleon Bonaparte, 1794’teki ilk yasaklama girişiminin ardından 1802’de köleliği yeniden tesis etmişti.
Kölelik nihayet 1848’de kaldırıldı ve köleleştirilmiş insanların sahiplerine tazminat ödendi.
The Guardian