Trump, İran’a doğru ilerleyen donanmanın “büyük güç, coşku ve amaçla” hareket ettiğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’a sürenin tükenmekte olduğu uyarısında bulunması ve büyük bir ABD donanma gücünün ülkeye doğru hızla ilerlediğini söylemesinin ardından, ABD ile İran arasında savaş ihtimali daha da belirgin hale geldi.
ABD Başkanı, Çarşamba günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin öncülük ettiği filonun, bu ayın başlarında Nicolás Maduro’nun görevden alınmasından önce Venezuela’ya gönderilen filodan daha büyük olduğunu ve “gerekirse görevlerini hız ve şiddetle yerine getirmeye hazır” olduğunu söyledi.
Trump paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Umarım İran hızla ‘Masaya Oturur’ ve adil ve dengeli bir anlaşma müzakere eder – NÜKLEER SİLAH YOK – tüm taraflar için iyi olan bir anlaşma. Zaman daralıyor, gerçekten kritik bir noktadayız! İran’a daha önce söylediğim gibi: ANLAŞMA YAPIN! Yapmadılar ve ‘Geceyarısı Çekiç Operasyonu’ oldu; İran’a büyük bir yıkım getirildi. Bir sonraki saldırı çok daha kötü olacak! Bunun tekrar olmasına izin vermeyin.”
Bu açıklama, Trump’ın İran nükleer programının geleceğine ilişkin bir anlaşmayı müzakere etmeyi reddetmesi halinde, yakın zamanda bir tür askeri saldırı düzenlemeyi planladığına dair şimdiye kadarki en net işaret olarak değerlendiriliyor.
Paylaşım aynı zamanda, Beyaz Saray’ın bölgeye bir uçak gemisi taarruz grubunun gönderilmesine ilişkin gerekçesinde dikkat çekici bir değişimi de yansıtıyor; protestocuların öldürülmesine duyulan öfkeden uzaklaşılarak, Tahran’ın nükleer programının kaderine odaklanılmış durumda.
Trump bu ayın başlarında İranlıları protestolara devam etmeye çağırmış ve “yardım yolda” demişti; ancak daha sonra “öldürmeler durdu” gerekçesiyle bu tutumundan geri adım atmıştı.
Bazı çevrelerde, Trump’ın aslında bölgede yeterli askeri varlığa sahip olmadığı, Körfez ülkelerinin itidal çağrısında bulunduğu ve İsrail’in İran’dan gelebilecek muhtemel misillemelere hazırlanmak için daha fazla zamana ihtiyaç duyduğunu söylediği için geri durduğu yönünde spekülasyonlar yapılıyor.
Aktivistlere göre, son dönemdeki olaylar sırasında 30 binden fazla kişi hayatını kaybetti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Çarşamba günü Senato’ya verdiği ifadede binlerce kişinin öldürüldüğünü söyledi ve İran hükümetinin 1979 devriminden bu yana “muhtemelen hiç bu kadar zayıf olmadığını” belirtti.
Bununla birlikte Rubio, İran füzeleri ve insansız hava araçlarının bölgede bulunan ABD personeli için hâlâ bir tehdit oluşturabileceğini ve ABD uçak gemisi taarruz grubunun gerekirse görevini “hız ve şiddetle” yerine getireceğini söyledi.
Rubio, yaklaşık 30 bin ABD askerinin “binlerce İran yapımı tek yönlü İHA ve kısa menzilli balistik füzenin menzili içinde” bulunduğunu ve bunların ABD askerî varlığı için tehdit oluşturduğunu belirtti. “Bu ihtimale karşı savunma yapabilmek için bölgede yeterli personel bulundurmak zorundayız” dedi.
Rubio ayrıca, İran’ın ABD askerlerine yönelik bir saldırı planladığına dair işaretler olması halinde Trump’ın İran’a saldırı düzenleme yönündeki “önleyici savunma seçeneğini” de elinde tutacağını söyledi. “Kesinlikle bu kapasiteye sahipler; çünkü binlerce ve binlerce balistik füze biriktirdiler ve ürettiler” dedi.
Avrupalı diplomatlar, hafta sonuna doğru bir krizin patlak vermesini bekliyordu ve İsrail tarafında, İran’dan gelebilecek olası misillemelerin boyutuna ilişkin bir tedirginlik sezildiğini ifade ediyorlardı.
İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in kıdemli danışmanlarından Ali Şemhani, İbranice kaleme aldığı bir sosyal medya paylaşımında şu uyarıda bulundu:
“Amerika tarafından, hangi kaynaktan ve hangi düzeyde olursa olsun gerçekleştirilecek herhangi bir askerî eylem, bir savaşın başlangıcı olarak kabul edilecektir ve yanıt; saldırgana, Tel Aviv’in kalbine ve tüm destekçilerine yönelik olmak üzere derhal, kapsamlı ve benzeri görülmemiş olacaktır.”
Körfez ülkeleri ve Türkiye, İran ile ABD arasında ortak bir zemin bulmak amacıyla her iki tarafla da temaslarını sürdürüyor. Ancak Tahran, baskı altında ya da ön koşullarla müzakere etmeyeceğini açıkladı.
Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff, Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda İran’la bir anlaşmanın yapılması gerektiğini söyledi. CNBC’ye konuşan Witkoff, “Açıkça söylemek gerekirse, anlaşma füzelerle ilgili olmalı. Zenginleştirme konusunu kapsamalı. Devlet dışı vekil aktörlerle ilgili olmalı. [İran’ın nükleer] malzeme stoklarıyla ilgili olmalı” dedi.
Son günlerde, Trump’ın yalnızca zaten büyük ölçüde tahrip edilmiş olan İran nükleer programının kalıntılarını değil, aynı zamanda İran’ın uzun menzilli füze fırlatma kapasitesini de sınırlamak istediği netleşmiş durumda.
Bu kapasite, İran’ın askerî güç projeksiyonunun temel unsuru olarak görülüyor. Trump ayrıca son haftalarda, Hamaney’in dünya sahnesinden çekilmesi gerektiğini de ima etti; bu, İran’ın kesin olarak reddedeceği bir talep.
Senatör John Cornyn’in İran’da bir rejim değişikliği ihtimaliyle ilgili sorusuna yanıt veren Rubio, şunları söyledi:
“Çok uzun süredir iktidarda olan bir rejimden söz ediyorsunuz… Dolayısıyla böyle bir ihtimal ortaya çıkarsa, çok dikkatli düşünmeyi gerektirir. Yüce lider ve rejim düşerse İran’da sonrasında ne olacağına dair kimsenin basit bir cevabı olduğunu sanmıyorum.”
Bazı gözlemciler, tehdit tonundaki bu ani tırmanışın, Trump’ın Minnesota’da iç güvenlik görevlilerinin uyguladığı şiddet nedeniyle içeride karşı karşıya kaldığı siyasi baskının arttığı bir dönemde dikkat dağıtıcı bir hamle olarak da değerlendirilebileceğini ifade ediyor.
The Guardian