GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 44,6429 ₺ 🇪🇺EUR: 52,6316 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.229,21 ₺ BTC: 3.341.058 ₺ 🇺🇸USD: 44,6429 ₺ 🇪🇺EUR: 52,6316 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.229,21 ₺ BTC: 3.341.058 ₺ 🇺🇸USD: 44,6429 ₺ 🇪🇺EUR: 52,6316 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.229,21 ₺ BTC: 3.341.058 ₺
15 Nisan 2026 - 23:22

info@turkglobalmedia.com

Yapay zekanın ekolojik ayak izi: Zararı tahminlerden ağır

Yapay zekanın ekolojik ayak izi: Zararı tahminlerden ağır

Çevre ve Doğa
15.04.2026 18:42
TGM Haber Merkezi

Yapay zekanın yüksek miktarda elektrik tüketimine ek olarak kuraklığın arttığı bir dönemde aşırı miktarda su harcaması, insanlığın geleceğine dair kaygıları büyütüyor.

Bu haberi paylaş:

Dünyada, sanayi devrimine benzer bir dönüşümü tetikleyen yapay zekaya (AI), insanlığın pek çok alandaki gelişimini hızlandıracağı gerekçesiyle büyük yatırımlar yapılıyor.

AI'nin çevreye etkileri alanında yürütülen araştırmalar ise bu devrimin doğaya tahmin edilenden daha çok zarar verdiğini, bunların insanlığı ağır sınamalarla karşı karşıya bırakabileceğini ortaya koyuyor.

AI'nin ekonoljik ayak izini mercek altına alan Alman bilim kadını Sophia Falk'ın, doktorası kapsamında yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre yapay zekâ pek çok farklı alanda çevreye zarar veriyor.

AI'nin şaşırtan su tüketim hacmi

AI teknolojilerinin küresel çapta elektrik talebini devasa boyutta arttırdığı, yapay zeka veri merkezlerinin tek başlarına yaklaşık 100 bin evin tüketimine eşdeğer elektrik tükettiği biliniyor.

Yapay zeka veri merkezlerinin enerji tüketiminin 2030 yılında iki kat artabileceği, mevcut altyapıların yeterli olmadığı tartışılırken, bunların geliştirilmesinde çevrenin de gözetilmesi gerektiği yönünde çağrılar yapılıyor.

Bilim insanı Falk'ın araştırması, AI teknolojilerinin sadece elektrik tüketimini arttırmadığı, aynı zamanda muazzam boyutta su harcadığına, özellikle büyük AI modellerinin sunduğu eğitimlerin milyonlarca litre suyun tüketilmesini gerekli kıldığına işaret ediyor.

Fas'ta, susuzluk nedeniyle kurumuş topraklar üzerinde oturan bir çoban.

İklim değişikliği dünya genelinde kuraklığa yol açıyor.Fotoğraf: Fadel Senna/AFP/Getty Images

Örneğin ChatGPT-4'ün bir eğitim döngüsü için yaklaşık 927 milyon litre su gerekiyor. 

Bu miktar, yaklaşık 12 bin 700 kişinin bir yıl boyunca günlük su ihtiyacına denk geliyor.

İklim değişikliği nedeniyle kuraklığın artması, zaten dünyanın bir çok bölgesinde kuraklığa, susuzluğa yol açtı. 

AI'nin hızla gelişmesi ile birlikte, insanlar ile dev AI şirketleri arasında su paylaşım rekabeti artacak gibi görünüyor.

Kanserojen kimyasalların oluşturduğu riskler

Sophia Falk ayrıca hammadde çıkarma ve çip üretim süreçlerinde doğaya kimyasalların karıştığına, yapılan analizlerin, kanserojen nitelikteki bazı kimyasalların insanlar için kanser riskine yol açabileceğini de ortaya koyduğuna dikkat çekiyor.

Araştırmada, AI'nin kaynak tüketiminin gerçek boyutunun da hafife alındığına vurgu yapılıyor, "Hesaplanandan yaklaşık üçte bir oranında daha fazla hammaddeye ihtiyaç duyulmakta" bilgisi paylaşılıyor.

Hızla gelişen AI'nin enerji tüketimi ile ilgili bilgilere erişimin mümkün olduğunu, ancak diğer çevresel etkilerle ilgili güvenilir bilgilerin mevcut olmadığını vurgulayan Sophia Falk, çevreye olumsuz etkilerin yavaş yavaş ortaya çıktığını ve giderek belirginleştiğini aktarıyor.

Biliminsanı Falk'ın araştırması, önceki çalışmalardan farklı olarak, AI ile ilintili olarak sadece elektrik tüketimi ve CO2 emisyonlarını değil, toplam 16 çevresel kategoriyi ele alıyor. 

Ve bunlar arasında arazi kullanımı ve kirliliğin insanlar ve ekosistemler üzerindeki etkileri de yer alıyor.

"Şeffaf veri paylaşılmıyor"

Araştırmada önemli bir noktaya daha değiniliyor: Çevreye olumsuz etkiler genelde AI'nın kullanıldığı bölgelerde ortaya çıkmıyor ve bu da bu etkilerin gündeme gelmesini, tartışmalara dahil edilmesini önlüyor.

Çevreye duyarlı bir robot elinde toprağın içinde çıkan bir fide tutuyor.
Yapay zeka şirketlerinin, yeni teknolojilerin çevreye zararının önlenmesinde daha büyük sorumluluk almaları isteniyor. Fotoğraf: Alexander Limbach/Zoonar/picture alliance 

Bu gözlemine açıklık getiren Sophia Falk, ham maddelerin Latin Amerika ve Güneydoğu Asya'da çıkarıldığına, yarı iletken üretiminin büyük ölçüde Tayvan'da gerçekleştiğine dikkat çekerek, "Etkilenen bölgeler genellikle tartışmalarda gündeme gelmiyor" diyor. Aynı zamanda, şirketlerin neredeyse hiç şeffaf veri paylaşmadığının da altını çiziyor.

Nelere dikkat edilmeli?

Siyasetin ve bilim dünyasının, AI'nin çevreye olumsuz etkilerine karşı önlemler konusunda harekete geçmesi gerektiğini söyleyen Falk, veri merkezleri gibi alanlarda verimliliğe odaklanmanın yetersiz kaldığı uyarısını yapıyor. 

Falk, düzenlemelere ve regülasyonlarla, çevriyi koruyacak kriterlerin de dahil edilmesi gerektiğini savunuyor. 

Ayrıca biliminsanına göre AI'nin günlük yaşamda daha bilinçli ve duyarlı kullanımı da mümkün.

Her konuda AI'nin kullanılması gerekmediğini ifade eden Falk, nasıl plastik tüketimi sınırlandırıldıysa, dijital teknolojilere karşı daha eleştirel bir yaklaşımın gelişebileceğini belirtiyor.

Sophia Falk’ın, Bonn Üniversitesi’ndeki bir araştırma grubu olan Bonn AI Sustainable Lab’de hazırladığı doktora tezi, yapay zekânın çevresel etkilerini tüm yaşam döngüsü boyunca ele alan ilk kapsamlı analizlerden biri olarak görülüyor.

 



DW

Yayınlanma: 15.04.2026 18:42
Ana Sayfaya Dön