Prof.Dr. Okan BİLGE, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı’nda yürüttüğü çalışmalarla, özellikle girişimsel anatomi ve plastinasyon alanlarında saygın bir Bilim İnsanı ve Akademisyen olarak dikkat çekiyor.
Türk Global Media olarak gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda, Girişimsel Anatomi ve Plastinasyon Araştırma Merkezi Müdürü ve Ege Tıp Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olan Sayın Prof.Dr. BİLGE ile plastinasyonun tekniği ve tarihçesini, tıp eğitimindeki yeri, bilimsel katkıları ve Türkiye’deki gelişim süreci üzerine kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifli okumalar dileriz.
- Soru 1: Sayın BİLGE, Plastinasyon tekniği nasıl bir yöntemdir ve tıp ile biyoloji bilimleri için ne anlam ifade eder?
Bu yöntem organik yapı içindeki su ile silikon, epoksi veya polyester gibi sertleştirilebilir bir sentetik polimerin yer değiştirmesi esasına dayanır. Bu işlemin sonucunda çevre koşullarına dayanıklı, çürüme ve bozulma göstermeyen gerçek doku temelli yapılar ortaya çıkar.
Plastinatlar gerek Tıp Eğitiminde gerekse Biyoloji ve Veterinerlik gibi diğer bilimlere yönelik eğitim materyali olarak eşsiz, gerçek doku ve organlar üzerinde öğrenme olanağı sunmaktadır.
Plastinatların dış ortam koşullarına dayanıklı olması, sağlığa zararlı hiçbir kimyasal içermemesi, saklanması için özel ve maliyetli koşullar gerektirmemesi ve uzun ömürlü olmaları yanı sıra her bir örneğin gerçek doku özelliklerini koruyor olması ve ele alınıp inceleme imkânı vermesi büyük avantaj sağlamaktadır.
Yapıların üç boyutlu olarak plastine edilebilmesinin yanı sıra radyolojik görüntüler ile uyumlu şekilde hazırlanabilen kesitsel örnekler de plastinasyonun eğitime kazandırdığı önemli bir katkıdır.
- Soru 2: Bu yöntem ilk kez ne zaman ve nasıl geliştirildi? Günther von Hagens'ın katkısı nedir?
Plastinasyon 1970’lerin sonlarında Alman Anatomist Dr. Gunther von Hagens tarafından geliştirilen bir yöntemdir.
Doku örneklerinin doğal reçineler kullanılarak saklandığı ya da histopatolojik doku incelemeleri için dokunun parafin bloklara gömülmesi gibi uzun zamandır bilinen ve uygulanan yöntemlerden esinlenilmiştir.
Plastinasyonda pek çok basamak bu bilinen yöntemler ile çok benzerlik göstermektedir. Ancak, önceki yöntemlerde kullanılan doğal reçineler sentetik olanlar ile yer değiştirmiş, dehidrasyon alkol yerine aseton ile yapılmış ve mevcut sürece başka basamaklar ve teçhizatlar eklenmiştir.
- Soru 3: Plastinasyon süreci hangi aşamalardan oluşur ve bir örneğin hazırlanması ne kadar sürer?
Plastinasyon üç ana ve işlem sonunda elde edilmek istenilen ürüne göre değişen ara basamaklar içerir. Ana basamaklar kurutma (dehydration), emdirme (impregnation) ve sertleştirme (curing) şeklindedir. Ara basamaklardan fiksasyon (doku tespiti) pek çok örnek için yapılması önerilen bir basamaktır.
Dokunun fikse edilecek ise bu ilk yapılan işlem olmalıdır. Böylece ileriki aşamalarda oluşabilecek dokudaki deformasyon, büzülme gibi şekil değişiklikleri engellenmiş olur.
Fiksasyon için genellikle formalin (%10’luk) tercih edilir. Diğer ara basamaklar, diseksiyon veya kesit alma, yağ eritme (defatting), renklendirme (coloring), boyama (painting), kesit örneklerde yüzey temizliği şeklinde sıralanabilir.
Bir plastinatın hazırlanma süreci sonuçta elde edilmek istenen ürüne ve hangi doku ile çalışıldığına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Eğer bir örnek fikse edilip daha sonra diseksiyon ile hazırlanacaksa süreç bu işlkemlere bağlı olarak uzayacaktır. Kesit örneklerde diseksiyon işlemi olmayacağı için ve kesitlerin fiksasyonu çok daha hızlı gerçekleşeceği için süreç daha kısa olacaktır.
Süreci etkileyen bir diğer faktör ise dehidrasyon aşamasıdır. Dolayısı ile örnek ne kadar fazla su içeriyor ve ne kadar kalın ise dehidrasyon süreci de o kadar uzun olacaktır.
Örnek olarak bir kalp veya böbrek plastinasyonu üç ay kadar sürebilirken, daha kompleks ve büyük yapılar/organlar (kol veya bacak ya da karaciğer gibi) için toplam süre altı ayı geçebilir.
- Soru 4: Yöntemde kullanılan silikon, epoksi ve polyester gibi polimerlerin her birinin farklı kullanım alanları var mı?
Reçine olarak silikon daha çok üç boyutlu plastinatların hazırlanması için tercih edilmektedir. Bütün beden, iskelet-kas örnekleri, tekli organlar veya sindirim sistemi örnekleri gibi üç boyutlu plastine örneklerde silikon tercih edilir.
Epoksi ve polyester ise kesit örneklerin hazırlanmasında kullanılır. Epoksinin polyestere göre daha şeffaf olması 5 mm ve altındaki kesit kalınlıklarında kullanılmasını uygun hale getirmektedir. 5 mm’den daha kalın kesitlerde maliyetin daha uygun olması nedeniyle polyester de tercih edilebilir.
- Soru 5: Plastine örnekler ile klasik kadavra diseksiyonunun tıp eğitimine katkıları nasıl farklılaşıyor?
Plastinasyon aslında bir kadavra koruma yöntemidir. Kadavraların ilaçlanarak tanklarda solüsyon içinde veya dolaplarda saklanması yerine plastikleştirilerek saklanmasıdır.
Plastinatlar gerçek organ ve dokulardan oluşturulduğu için maket modeller ve sanal simülatörler ile kıyaslandığında, eğitim materyali olarak çok daha değerlidir. Çünkü her bir örnek kendine özgüdür ve özgün anatomiye sahiptir, maketler gibi tek bir anatomik örnekten çoğaltılmış kopyalar değillerdir.
Kadavranın tıp eğitimindeki yeri ise gerek lisans gerek lisansüstü ve uzmanlık/mezuniyet sonrası eğitimler için altın standarttır, hiçbir şekilde yeri doldurulamaz. Kadavralarda diseksiyon ile farklı katmanları açarak görebilir, gösterebilirsiniz ve farklı eğitim konularına yönelik içerik oluşturabilirsiniz.
Plastinasyonda ise sizin önceden belirlediğiniz konuya uygun olarak diseksiyonunu tamamladığınız yapılar kullanılmaktadır. Plastine örneklerin tekrar diseksiyonu mümkün olmamaktadır.
- Soru 6: Sayın Hocam, Patolojik örneklerin plastinasyonu klinik pratiğe ve cerrahi eğitime nasıl bir değer katıyor?
Özellikle makroskopik patolojik örneklerin saklanabilmesi için plastinasyon çok uygun bir yöntemdir. Patolojik örneklerin fiksasyonu, saklanması, muhafazası ve eğitimde kullanımı anatomik örnekler ile aynı şekildedir. Klasik yöntem ile saklanan patolojik örnekler zaman içerisinde makroskopik tanısal özelliklerini yitirirler. Ayrıca solüsyon içinde saklanma zorunluluğu nedeniyle arşivlenmeleri sıkıntılıdır ve depolama yeri sorunları yaratır.
Eğitim için de hemen kullanılamazlar, saklama solüsyonunda kullanılan formalinin uzaklaştırılması için örneklerin bir müddet solüsyon dışında bekletilmesi veya yıkanmaları gerekmektedir. Plastine edilmiş patolojik örneklerin hijyenik, kokusuz, her an kullanıma hazır ve makroskopik özellikleri sürekli koruyabilen özellikte olması eğitim kalitesinin artırılmasında büyük katkı sağlamaktadır.
Türkiye’de plastinasyonun hak ettiği ilgili görmemesinde eğitim kurumlarının veya Milli Parklar gibi müze sahibi kurumların konu ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmaması veya bilgilerin eksik-hatalı olmasıdır.
- Soru 7: Türkiye'de plastinasyon laboratuvarının kurulması sürecinde hangi teknik ve kurumsal güçlüklerle karşılaşıldı?
Plastinasyon laboratuvarı yüksek teknolojik gereksinimleri olan bir laboratuvar değildir. Dolayısı ile yüksek maliyetlere ve ithalata dayalı olmaksızın kolaylıkla yerelde üretilebilecek teçhizatlar ile alt yapı kurulabilmektedir. Ancak, sarf malzeme ne yazık ki polyester dışında ithalata dayalıdır. Bu durum üretimde birim maliyeti arttıran en önemli problemdir.
Türkiye’de plastinasyonun hak ettiği ilgili görmemesi eğitim kurumlarının veya Milli Parklar gibi müze sahibi kurumların konu ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmaması veya bilgilerin eksik-hatalı olması olabilir.
Başlangıçta yüksek gibi gözüken plastinasyon maliyeti örneklerin gerçeğe en yakın şekilde, çok uzun süreler kullanım imkanı sunması ve saklanması için ek maliyete neden olmaması gibi avantajları ile aslında maliyet açısından çok daha uygundur. Kurumların ve yöneticilerin bilgilendirilmesi bu anlamda çok gereklidir.
- Soru 8: Kesit plastinasyonu nedir ve pelvis gibi karmaşık anatomik bölgelerin eğitimindeki yeri nedir?
Kesit plastinasyonu örneklerin 0,5 cm ile 5 cm aralığındaki kalınlıklarda kesitlere ayrılarak hazırlanmasıdır. Bu şekilde BT ve MRI gibi kesitsel radyolojik görüntüler ile bire bir eşleşen ve kesit anatomi eğitimi için vaz geçilmez örnekler oluşturma imkanı sağlar. 0,5 cm-2 cm aralığındaki kesitler için epoksi yöntemi tercih edilirken daha kalın örneklerde polyester kullanımı ön plandadır. Kesit plastine örnekler de üç boyutlu örnekler gibi saklama ve arşivleme kolaylığı sağlarken gerçek anatomik yapıyı da en ince ayrıntısına kadar gösterebilme şansını bize vermektedir.
Body Worlds gibi halka açık anatomik sergiler,İnsan bedenini yakından ve tüm detayları ile görebilme fırsatı yaratır.
- Soru 9: Dünya genelinde plastinasyon alanındaki öncü merkezler hangileridir ve Türkiye bu tablonun neresinde yer almaktadır?
Plastinasyon Almanya’da başlamış bir teknik olmasına karşın günümüzde Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’de çok sayıda merkez vardır. ABD’de üniversitelerdeki laboratuvarlar dışında hayvan örnekleri hazırlayan özel firmalar da müzelere ve bireysel müşterilere plastinasyon hizmeti vermektedir. ABD ve Çin’de farklı sentetik polimerler geliştirmiş ve yerelde kullanıma sunmuş firmalar da bulunmaktadır.
Avrupa’da Almanya haricinde Avusturya, İspanya ve Portekiz’de de birkaç merkez yer alır. Ülkemizde bir elin parmaklarını geçmez sayıda üniversite bünyesinde daha ziyade küçük kapasiteli birkaç laboratuvar kayıtlarda gözükmesine karşın, aktif olarak çalışan ve üretim yapan laboratuvar olarak bizim laboratuvarımızın yer aldığı Ege Üniversitesi Girişimsel Anatomi ve Plastinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi olduğunu düşünüyorum.
- Soru 10: Sayın BİLGE, Son olarak Body Worlds gibi halka açık anatomik sergiler toplumun sağlık okuryazarlığına ve beden bağışı kültürüne nasıl katkı sağlıyor?
Body Worlds sergi içeriği anlamında konusundaki ilk örnektir. Daha sonra Çin menşeili başka bir sergi de (Human Body sergisi) açılmıştır. Sergilenen insan bedenleri günlük yaşantıdan kesitler içeren aktiviteleri (dans eden, satranç oynayan, top sektiren, bilgisayar kullanan gibi) yapan bireyleri farklı aşamalarda diseke edilmiş kas, eklem, sinirler ve iç organları detaylı olarak gösterecek şekilde plastine edilmiştir.
Ziyaretçilerin insan bedenini yakından ve tüm detayları ile görebilme fırsatı yaratan bu sergiler Dünya’da büyük ses getirmiştir. Ziyaretçi rekorları kıran bu sergiler Dünya’nın pek çok ülkesinde kapılarını ziyaretçilere açmıştır ve sergilenmeye devam etmektedirler.
Sergide yer alan bedenlerin tamamının bağışçı olması elbette ziyaretçilerde farkındalık yaratma açısından çok değerlidir. Sergi ziyareti sonrasında bağış sayılarında ciddi artışlar yaşanmaktadır.
- Sayın BİLGE, Röportaj için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Rica ederim. Bu önemli konunun kamuoyuna ve ilgi duyan herkese aktarılmasına, ayrıca farkındalık oluşturulmasına katkı sunduğunuz için ben de teşekkür ederim.
Röportaj: Doç.Dr. Mustafa AYDEMİR