Sporun geleceği; teknoloji, veri ve stratejik vizyonun birleşimiyle yeniden tanımlanıyor. Bu röportaj, performans ve kurumsal dönüşüm ekseninde sporun yeni dinamiklerini ortaya koyuyor.
Spor, artık yalnızca fiziksel performansın sınırlarını zorlayan bir alan olmaktan çıkıp; veri, teknoloji ve stratejik yönetim ekseninde yeniden şekillenen çok katmanlı bir ekosisteme dönüşüyor.
Bu dönüşümün merkezinde ise hem akademik birikimi hem de saha deneyimiyle öne çıkan isimler yer alıyor.
Ege Üniversitesi Spor Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Timuçin GENÇER, başarılı bir sporcu, antrenör ve bilimsel değerleri yaşamının merkezine alan lider bir karakter olarak Spor Bilimleri Fakültesinin marka değerini artıran önemli çalışmalarıyla dikkat çeken bir isim.
Prof.Dr. GENÇER, özellikle Dekanlık döneminde "fakültenin çehresini değiştiren, sektör ve akademiyi başarıyla bir araya getiren fark yaratan" hamleleriyle gerek spor camiasında gerekse bilim dünyasında, "Saygın ve Marka" bir isim olarak kabul ediliyor.
Prof. Dr. Ramazan Timuçin GENÇER ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda; sporun geleceğini belirleyen teknolojik yenilikleri, performans analizindeki yeni yaklaşımları ve kurumların bu değişime nasıl adapte olması gerektiğini ele alıyoruz.
TGM olarak Dijitalleşmenin hız kazandırdığı spor dünyasında, veri odaklı karar alma süreçlerinden yapay zekâ destekli performans ölçümlerine kadar uzanan geniş bir perspektifte, sporun yarınını birlikte düşünmeye davet ediyoruz.
- Sayın GENÇER, Son yıllarda ülkemizin katıldığı Olimpiyat, Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında dikkat çekici bir ivme yakalandı. Ege Üniversitesi bünyesinden de başarılı isimleri sıklıkla görebiliyoruz. Sizce bu başarıların arkasında yatan temel faktör nedir?
Sporda özellikle böyle büyük organizasyonlarda elde edilen başarıları tek bir faktör ile açıklamak biraz zor. Küçük yaşlarda geniş yetenek havuzlarının oluşturulması ve seçimlerin doğru olarak yapılması ile başlayan, bilimsel yöntemi benimsemiş donanımlı ve deneyimli antrenörlerin ve teknik ekiplerin, modern spor tesislerinde rekabetçi ortama uygun, planlı ve programlı uzun vadeli çalışmalar gerçekleştirmelerinin önemli faktörlerin başında geldiğini söyleyebiliriz.
Ancak bu durumun ekonomik ve teknolojik olarak desteklenmesi ve belki de hepsinden önce bunun güçlü bir spor kültürü üzerine inşa edilmesi çok önemlidir. Üniversitemiz öğrencilerinin bu organizasyonlarda elde ettikleri başarılar da aslında ülkemizin özellikle son 20 yılda yaşadığı ekonomik, teknolojik ve kültürel gelişimin bir yansımasıdır.
Türk gençliği son derece yetenekli. Onları farklı spor branşlarıyla mümkün olduğunca erken tanıştırabilmek, denemelerini sağlamak ve yeteneklerine göre yönlendirmeleri yapmak önemli. Bu noktada çok önemli projeler geliştirildi ve doğal olarak bunların olumlu sonuçları ile karşılaşıyoruz.
Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültemizde yüzün üzerinde milli sporcu öğrencimiz var.
Spor kariyerleri ile birlikte fakültemizde öğrenci olarak eğitimlerini tamamlamaya çalışıyorlar. Bu öğrenciler için fakültemizde özel kontenjanlar var. Ancak öğrencilerimizin başarısında ailelerinin, onları yetiştiren antrenörlerin, onlara uygun çalışma ortamını sağlayan kulüp yöneticilerinin, federasyonların ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’mızın çok önemli rol oynadığını belirtmek lazım.
Bizler de onları elimizden geldiğince desteklemeye, kariyerlerini güçlendirmelerine yardımcı olmaya çalışıyoruz.
- Sayın Hocam, başarılı bir dekanlık süreciniz oldu. Bu süreçte önemli sportif ve akademik başarılar da geldi. Fakülteyi başarı odaklı bir sisteme dönüştürmek için attığınız ilk adımlar nelerdi? Kadro planlamasında, altyapıda ya da öğrencilerin sportif danışmanlık süreçlerinde hangi değişiklikleri yaptınız?
Öncelikle çok teşekkür ederim. Aslında üniversite olarak çok başarılı bir süreç yaşadık. Rektörümüzün vizyonu doğrultusunda üniversitemiz için belirlenen tüm hedeflere katkı sağlamak için Spor Bilimleri Fakültesi olarak bütünleştik. Huzurlu bir çalışma ortamı yarattık ve çok çalıştık. Üniversitemizin araştırma üniversitesi olmak hedefi doğrultusunda araştırmalara daha fazla yer verebilmek için hemen ikinci öğretim programlarımızı kapattık.
Tüm bölümlerimizin akreditasyonunu sağladık. Bu doğrultuda bilimsel çalışmalarımızın sayısında ve niteliğinde her yıl önemli artışlar elde ettik. Akademisyenlerimizin gerçekleştirdiği başarılı bilimsel çalışmalar gerekli kadroların alınabilmesi için büyük katkı sağladı. Spor bilimlerinde teori ve uygulama birbirini destekler nitelikte olmalıdır ve son derece önemlidir.
Rektörümüzün isteği ve desteği ile Ege Üniversitesi Spor Kulübünde görev alarak tüm faaliyetleri canlandırdık.
Üniversite sanayi işbirliği olarak değerlendirilen, basketbola yönelik Ege Üniversitesi ile Darüşşafaka SK işbirliğini gerçekleştirdik. Bu sayede Ege Üniversitesi Spor Kulübü, Ege Üniversitesi Daçka adıyla dört yıldır Türkiye Basketbol 2.Ligi’nde mücadele etmektedir.
Altyapıda 40-45 sporcu ile başlayan süreç bugün 19 alt yapı takımı ile rekabetçi bir düzeye taşındı. Fakültemiz ve üniversitemiz öğrencileri bu organizasyonda antrenör, yönetici, fizyoterapist, ve atletik performans koçları olarak çalışmakta ve önemli deneyimler kazanmaktadır. Bunun dışında yüzme, futbol, cimnastık, su altı ragbisi branşlarında faaliyetler başarı ile devam etmektedir.
Öğrencilerimizin eğitim kalitesini, bu yapı ile güçlendirdik. Bu modeli, ülkemize örnek bir model olarak sunduk. Üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültelerinin ülke sporunun geliştirilmesine yönelik çalışmalarda, iş birlikleri geliştirerek aktif roller alarak çalışmaları, şüphesiz sporun gelişimine yönelik önemli katkılar sağlayacaktır.
- Dünya sporunda önümüzdeki 10-15 yılda en belirleyici olacak gelişmeler neler? Türkiye, bu dönüşüme ne kadar hazır?
Spor, gerek profesyonel gerekse amatör veya rekreasyonel düzeyde artan cazibesi ile bireylerin ve toplumların büyük ilgisini çekmektedir. Teknolojik gelişimler her alanda olduğu gibi spor endüstrisinde de önemli role sahiptir. Teknolojinin, sportif performansın yanı sıra sağlık, eğitim ve turizm ile ilişkisi dikkate alındığında spor endüstrisinin geleceğini şekillendireceği çok nettir.
Performans açısından değerlendirdiğinizde yapay zekâ, antrenörlere ve sporculara karar aşamasında destek oluyor, performansı anlık olarak ölçebiliyor, sakatlıkların önlenmesinde uyarıcı katkılar sağlıyor.
Bugün bir e-spor gerçeği var. Milyonlarca katılımcıyı ve izleyiciyi ve bunun yanı sıra büyük sponsorlukları kendisine çekiyor.
Bireysel sporlar özellikle fitnes, teknoloji ile birlikte kişiye uyumlu ve kolaylaştırıcı uygulamalarla kendisine daha fazla yer buluyor. Yeni sportif branşların, özellikle büyük tesisleri gerektirmeyen ve sportif faaliyetlerin her geçen gün çeşitlenerek artmaya devam edeceğini söylemek mümkün. Tüm bunlarla ilişkili olarak bilimsel araştırmaların özellikle performans gelişimine yönelik araştırmaların da gelecekte artarak devam edeceğini düşünüyorum.
- Yapay zekâ, biyometrik takip ve veri analitiği spor bilimlerini nasıl dönüştürüyor? Bu teknolojileri eğitim süreçlerinize entegre ediyor musunuz? Bu konuyu nasıl yorumlarsınız?
Şüphesiz bu kavramların sporun gelişiminde özellikle sporcu sağlığı ve sporcu performansı açısından çok önemli bir yere sahip olduğunu söyleyebilirim. Spor, insanın sınırlarını aşmak amacıyla özellikle yenilikçi biçimde teknolojiye ihtiyaç duymaktadır. Bilim de aynı şekilde. Gelişmiş organizasyonlar da bu alana sürekli yatırım yapmaktadır.
Teknolojik yenilikler özellikle performans üzerinde fark yaratan etkileriyle büyük yatırım almaktadır. Ancak bu durum da ekonomik anlamda gelişmişlikle doğrudan ilişkilidir. Fakültemizde bulunan dokuz laboratuvar arasında, bilgisayar laboratuvarı ve spor analitiği laboratuvarı yer alıyor. Buralarda öğrencilerimizin ilgili becerilerini geliştirerek önemli kazanımlar elde etmeleri için çalışıyoruz.
- Türk sporcularının mental hazırlık konusundaki genel tablosunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alanda yeterince yatırım yapılıyor mu? Mentörlük konusunu nasıl değerlendirirsiniz?
Bu noktada belirli bir standarttan bahsetmek bence pek mümkün değil. Mental hazırlık konusu sportif başarı açısından çok önemlidir ancak bu yarışmadan birkaç gün önce gerçekleştirilecek uygulamalarla başarılabilecek bir durum değildir.
Sporun eş zamanlı üretim ve tüketimi özelliği, ve bunun sizi yenmek veya geçmek için o sırada sizinle mücadele eden rakiplerinize karşı, belki de telafisi olmayacak bir şekilde gerçekleşiyor olması, bir çok beklenmedik duygu durumunun yaşanmasına neden olabilir.
Sporcunun özellikle bu beklenmedik durumlarla başa çıkabilmesi için mental hazırlıklarının çok güçlü olması gerekir. Özellikle mücadele düzeyi yukarı çıktıkça, bu konunun öneminin daha da arttığını düşünüyorum.
- Olimpiyat hazırlıklarında federasyonlar ve Türkiye Olimpiyat Komitesi ile ilişkiniz nasıl şekillendi? Kurumsal destek yeterli mi? Süreç yönetimi nasıl?
Olimpiyat hazırlıklarında Federasyonlar ve Olimpiyat Komitesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile koordinasyon sağlayarak gerekli işleri yürütürler. Bununla beraber federasyonların farklı konularda oluşturulmuş olan kurulları aktif olarak çalışarak başarı için gerekli iklimi ve koşulları yaratmaya çalışırlar.
Fakültemizdeki birçok akademisyen de bu kurullarda ve milli takımlarda zaman zaman yer almış ve ülkemizin temsilinde önemli katkılar sağlamıştır. Halen aktif olarak çalışan akademisyenlerimiz de bulunmaktadır.
- Spor Bilimleri Fakültesi’nin Mevcut müfredatı, Türk sporunun geleceğini inşa etme misyonunu gerçekten karşılıyor mu? Siz bu konumda nasıl bir vizyon izliyorsunuz? Önerileriniz nelerdir?
Fakültemiz bölümleri olarak son iki yıla kadar bölümlerimizin müfredat programlarını biz geliştirdik. Bunları spor endüstrisinin gereksinimleri, paydaşların önerileri ve güncel trendler doğrultusunda güncelledik.
Ancak son iki yıldır YÖK’un Spor Bilimleri için geliştirilen çekirdek eğitim programını kullanıyoruz. Bu programdaki derslerin %30 esnekliği var. Bölüm ve Fakülte kurulları bu esnekliği öğrencilerimizin gelişimine yönelik eğitim öğretim kalitesi için etkili bir şekilde kullanmak ve gerekli güncellemeleri yapmak için çalışıyor.
- Sayın Hocam, Spor bilimi araştırmalarının kulüplerle milli takımların sahadaki uygulamaları arasındaki iletişim sizce nasıl? Bazı görüşlere göre kopukluk olduğu iddiaları var. Sizce neden oluşuyor ve nasıl kapanır?
Bu konu aslında tüm dünyada oldukça tartışılan sıkıntılı bir konu. Teorisyenler ve uygulamacılar arasındaki kopukluk, spor alanında çok sık görülen bir durum. Sporda, uygulama çok önemlidir ve şüphesiz teorisyenler bu sürece çok büyük katkı sağlayabilirler.
Bence bu kopukluğun en temel nedeni teorisyenlerin araştırmalarını çok büyük oranda sıradan sporcularla gerçekleştirmelerinden ve burada elde ettikleri sonuçları ısrarla üst düzey profesyonel sporculara yordamaya çalışmalarından kaynaklanıyor. Doğal olarak sıkıntılı durumlar oluşuyor. Ayrıca bu kişiler arasındaki iletişimin açık olmaması, ön yargılar ve güven eksikliği de bu kopuklukta rol oynayabilir.
Şöyle düşünün, kariyerinde büyük başarılar elde etmiş, şampiyonlar yetiştirmiş bir antrenöre, takımını şampiyon yapmış bir teknik direktöre, siz biraz farklı bir şeyler yaparak aslında daha da başarılı olabileceğini nasıl anlatabilir siniz? Bunun için karşılıklı bir anlayış geliştirmek önemli.
Özellikle uygulayıcıların belirlediği veya kabul ettiği eksik noktaların giderilmesine veya iyileştirilmesine yönelik programlar geliştirmek için bilimsel çalışmaların bu alanlara yönlendirilmesi çok önemli.
Bir teorisyenin “ben bu alanda çalışıyorum, çok önemli” demesi, uygulayıcı açısından karşılık bulmuyorsa, değersiz kalıyor. Bunun için teorisyenlerin de sahaya inmesi ve neler olup bittiğini anlamaya çalışmaları çok önemli.
- Olimpiyatlarda yarışan sporcular aynı zamanda akademik hayatlarını sürdürüyor. Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Özel destek mekanizmalarınız var mı?
Bu oldukça zor bir süreç ve bu şampiyon sporcu öğrencilerin büyük fedakarlığını gerektiriyor. Esasen bu öğrenciler izinli olarak zamanlarının büyük bir kısmını milli takım kamplarında yoğun çalışma programlarında geçiriyorlar.
Bu öğrencilerimiz derslerine, daha çok uzaktan katılımla, sportif çalışma programlarının el verdiği dinlenme zamanlarında, üniversitemizin Ege Ders sistemindeki ders kayıtlardan takip ederek çalışıyorlar ve sınav dönemlerinde fakülteye gelerek ilgili derslerin sınavlarına giriyorlar. Kolay bir süreç değil.
- Ege Üniversitesi'nin öne çıktığı branşlara bakıldığında belirli alanlarda yoğunlaşma göze çarpıyor. Bu bir strateji mi? Altyapı ve koçluk kadrosunu bu doğrultuda mı şekillendirdiniz?
Ege Üniversitesindeki yapıyı aslında iki açıdan değerlendirmek mümkün. Okul sporları açısından bakarsanız, yani sadece üniversitelerin birbirleriyle yarıştığı faaliyetleri dikkate alırsanız, farklı birçok spor branşı ön plana çıkmaktadır.
Burada atletizm, jimnastik, yüzme, tenis, tekvando, bilek güreşi, bilardo gibi bireysel branşların yanı sıra tüm takım sporları yer almaktadır ve Üniversite Sporları Federasyonunun faaliyet programı dahilinde öğrenci sporcularımız bu organizasyonlarda üniversiteleri adına yarışırlar.
Ege Üniversitesi olarak bu organizasyonun süper liginde birçok branşta şampiyonluklar ve önemli başarılar kazandık. Üniversitemizi yurt dışında temsil ettik. Bu başarılarda en başta öğrencilerimize ve onlarla birlikte mücadele eden akademisyenlerimize sizin aracılığınızla tekrar teşekkür ederim. Tabi onları yetiştiren ve hazırlayan kendi kulüplerindeki antrenör ve yöneticilerine de çok teşekkür ederim.
Bu öğrenciler kendi kulüplerinden ve sportif çalışma programlarından belirli bir dönem için ayrılarak üniversitelerinin takımında mücadele etmek için bu organizasyonlara katılırlar.
Akademisyenlerimiz de tamamen gönüllü bir şekilde öğrencilerimizle birlikte Ege Üniversitesi forması altında onlarla birlikte mücadele ederler. Bu durum belirli kısa dönemler içinde gerçekleşir.
Okul sporlarının dışında spor kulübü açısından değerlendirirseniz Ege Üniversitesi Spor Kulübü için basketbol branşının, Darüşşafaka SK ile yapılan işbirliği sonucunda elde edilen başarılar nedeniyle, ön plana çıktığını söylemek mümkün. Bunun dışında futbol, yüzme, sualtı ragbisi ve yüzme branşlarında da faaliyetler başarılı bir şekilde devam etmektedir.
- Sayın Hocam, Bir kurumun sporda ivme yakalaması ve bunu sistemli bir biçimde sürdürmesi oldukça zor bir meseledir. Bu ivmeyi kalıcı kılmak için ne tür bir yol haritanız var? Yurtdışı eğitim kurumları, iç-dış paydaşlar ile olan ilişkiler ve projeksiyon konusunda neler söylemek istersiniz?
Aslında bir kurumun sporda ivme yakalaması çok da zor değil. A takım seviyesinde güçlü bir ekonomik destek ile oldukça hızlı ve kolay, alt yapı da ise en az beş yıllık bir çalışma programının gerekli olduğu sabır gerektiren yoğun bir süreçtir. Doğru insanların bir araya getirerek, uygun tesislerde kaliteli programlar geliştirmeleri ile bu durum sağlanabilir.
Esas sıkıntılar sürdürülebilirlikte meydana çıkıyor. Yurt dışında da belki böyledir ama ülkemizde organizasyonlar kurumun yöneticilerinin ya da lider rolündeki kişinin spora olan ilgisi ve bu doğrultuda yaptığı yatırımlar ve organizasyon ile şekillenir.
Bu kişiler ilgisini kaybettiğinde kurumun spordaki ivmesi düşer hatta spor organizasyonu son bulabilir. Bu nedenle özellikle ekonomik açıdan kendini döndüren ve paydaşların tamamının kazandığı etkili ve verimli organizasyonlar kurarak ilerlemek önemli avantajlar sağlar.
Bunu profesyonel spordaki sponsorluk gibi de düşünebilirsiniz. Amatör düzeyde sponsorluk bulmak çok zordur. Toplumsal yararlar yaratabilmek için uzun vadeli iş birlikleri yapılması sürdürülebilirlik açısından önemlidir.
- Sayın Hocam, son olarak Spor bilimleri alanında kariyer yapmak isteyen genç nesle ve öğrencilerinize vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
Spor endüstrisi çok katmanlı ve son derece dinamik bir yapıya sahiptir. Bu yapının içerisinde nitelikli çalışanlara her zaman önemli görevler ve sorumluluklar düşecektir.
Öğrencilerimizin eğitimleri boyunca dijital teknoloji kullanımı konusunda kendilerini geliştirmeleri çok önemli.
Başta İngilizce olmak üzere yabancı dil eğitimine önem vermelerini ve mümkün olduğunca erken bir zamanda spor bilimleri alanındaki eğitimleri ile bu alandaki deneyimleri entegre etmeleri çok önemli.
Öğrencilik, özellikle Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenci olmak, belki çok eğlenceli ama zamanın değerini bilerek, onu etkili ve verimli olarak kullanmak gelecek için kendilerine yatırım yapmaları gerekir.
Uygulamada yaptıkları başarılı işler ile bağlantılar geliştirmeleri, planlı ve programlı çalışmaları çok önemli.
Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri özgüveni ve iletişim gücü yüksek, lider bireyler olarak bu kurumdan mezun olurlar. Bizler onların başarıları ile her zaman gurur duyuyoruz.
- Sayın Hocam, değerli vaktinizi ayrıdığınız için Türk Global Media olarak çok teşekkür ederiz.
Ben de çok teşekkür ediyorum.
Röportaj: Doç.Dr. Mustafa AYDEMİR