ABD’nin trolleme girişimlerinden caymayan AB, bu hafta anlaşma yapma atağını sürdürdü ve bu kez rotasını Avustralya’ya çevirdi.
Büyük ticaret anlaşmalarının sonuçlandırılmasına dair artan beklentilerin ardından, Donald Trump’ın pazartesi günü sürpriz bir ABD–Hindistan ticaret anlaşması açıkladığı haberleriyle AB’ye asıl “anlaşma simsarı”nın kim olduğu yeniden hatırlatıldı.
Söz konusu anlaşma, Hindistan’ın 500 milyar dolarlık ABD ürünü satın almayı taahhüt etmesini de içeriyordu.
ABD’li yetkililer, anlaşmanın içeriğinden ziyade müzakerelerin ne kadar hızlı gerçekleşmiş olmasından daha fazla heyecan duymuş gibiydi: Trump ile Modi arasında tek bir telefon görüşmesi, AB’nin neredeyse yirmi yıla yayılan müzakere sürecine karşılık geliyordu.
Ancak Thomas Moller-Nielsen’in de belirttiği gibi, Trump’ın övgülerle sunulan bu anlaşması, geçen nisan ayında ilan ettiği “Kurtuluş Günü” tarifeleri öncesindeki ABD–Hindistan ticaret ilişkilerine büyük ölçüde geri dönüşten ibaret.
Dahası, özellikle Hindistan’ın Rus petrolü alımını durduracağı yönündeki açıklaması başta olmak üzere, anlaşmanın kilit unsurları konusunda ciddi şüpheler dile getiriliyor.
Yeni keşfettiği anlaşma yapma becerisinden vazgeçmeyen AB ise, önümüzdeki haftalarda yılın üçüncü ticaret anlaşmasını sonuçlandırma umuduyla Avustralya ile yürütülen görüşmeleri hızlandırıyor.
Canberra ile Brüksel arasında daha önce bir ticaret ortaklığı kurmaya yönelik temaslar, Avustralya’nın et ihracatına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle başarısız olmuştu.
Yenilenen çabalar, bu kronik engelleri aşmayı hedefliyor.
Euractiv