GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 43,2900 ₺ 🇪🇺EUR: 50,2513 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.040,43 ₺ BTC: 4.126.171 ₺ 🇺🇸USD: 43,2900 ₺ 🇪🇺EUR: 50,2513 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.040,43 ₺ BTC: 4.126.171 ₺ 🇺🇸USD: 43,2900 ₺ 🇪🇺EUR: 50,2513 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.040,43 ₺ BTC: 4.126.171 ₺
15 Ocak 2026 - 22:58

info@turkglobalmedia.com

AB Kurumlarında Denetimsizlik Tartışması: Lagarde Örneği

AB Kurumlarında Denetimsizlik Tartışması: Lagarde Örneği

Analiz
07.01.2026 20:32
TGM Haber Merkezi

“Denetçileri Kim Denetliyor?” AB Kurumlarında Şeffaflık Krizi

Bu haberi paylaş:

“Custodes’i Kim Gözetler?”  Lagarde’ın Maaşından Diğer Avrupa Kurumlarına: Kontrolsüz Bir Sistem

Scenari Economici’de yayımlanan analiz, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın maaşı üzerinden AB kurumlarındaki denetim ve hesap verebilirlik eksikliğini ele alıyor.

Antonio Maria Rinaldi imzalı analizde, Avrupa Birliği kurumlarında artan maaşlar ve ayrıcalıkların yeterince denetlenmediği savunuluyor. 

Avrupa Merkez Bankası (BCE) maaşlarının şeffaf olmaması demokratik şeffaflık açısından ciddi bir sorun teşkil ediyor; ancak bu mesele tüm Avrupa Birliği kurumları üzerinde gözlerimizi gezdirdiğimizde çok daha endişe verici hâle geliyor.

BCE, para politikası alanındaki fonksiyonel bağımsızlığıyla biliniyor, ancak bu ayrıcalığın giderek kuruluşun orijinal sınırlarının ötesine taşındığı ve neredeyse bir bilgi bağışıklığına dönüştüğü görülüyor. Bu olayı izole bir vaka olarak değerlendirmek büyük bir hata olur. 

Bu konu kamuoyunda gündeme geldiğinde, bunun tek nedeni Financial Times’ın yürüttüğü kapsamlı soruşturmadır.

Aksi halde, BCE liderliğinin gerçek ücretleri, parçalanmış, teknik açıdan kusursuz ama pratikte gizlenmiş belgeler içinde kalacaktı. 

Asıl problem de bu: şeffaflık açık, tek tip ve anlaşılır değilse, varmış gibi görünen şeffaflık sadece formaliteden ibarettir. 

Buradan şu soru doğuyor: BCE gerçekten bir istisna mı? Yoksa aynı kendi kendini referans alan opaklık ve kapalı döngüler başka AB kurumlarında da mı mevcut? 

Komisyon, Konsey, Avrupa Parlamentosu, ajanslar ve bağlı yapılar hepsi aynı temel özelliği paylaşıyor: sahip oldukları kaynaklar AB vatandaşlarının vergilerinden geliyor. 

Şeffaflık AB’nin temel değerlerinden biri olarak ilan edilirken, ücretler, tazminatlar, imtiyazlar veya maaş belirleme kriterleri ile bunlara ilişkin denetim mekanizmaları hakkındaki sessizlik şüphe uyandırıyor. 

Sorun, yüksek sorumluluk gerektiren görevler için uygun maaşlara itiraz etmek değil; bu maaşların nasıl belirlenip denetlendiğinin net olmamasıdır. Kim karar veriyor? Hangi parametrelere göre? Ve en önemlisi, karar verenleri kim denetliyor?

Açık risk, kapalı ve kendi kendini referans alan bir sistemdir; burada idari ve siyasi güç, onu düzenleyen yetki ile örtüşüyor. 

Hiç skandal olmaması, doğru işler yapıldığı anlamına gelmez; bu sadece görünürlüğün yokluğunu yansıtabilir. 

“Her şey kurallara uygun” savunması, eğer bu kurallar sorumluluk yükümlülüğünü azaltmak üzere kurgulanmışsa, yeterli değildir. 

Üstelik bu tabloya bir diğer gizli unsur ekleniyor: AB kurumları personelinin vergi rejimi. Bu çalışanların gelirleri, çoğu üye ülkedeki progressif gelir vergisine tabi olmuyor; bunun yerine yaklaşık %20–21 civarında sabit bir vergiyle vergilendiriliyorlar. 

Bu da yüksek maaşların, ulusal sistemlerdeki yüksek marjinal vergi dilimlerine tabi olmayanşekilde daha da yüksek net gelir elde etmelerine neden oluyor. 

Bu durum sadece yasal bir avantaj değil, siyasi açıdan da hassas bir konudur, çünkü aynı kurumlar katı mali disiplin ve bütçe kısıtlamaları çağrısında bulunurken, kendi içlerinde çok daha esnek ve avantajlı uygulamalar sürdürüyor gibi görünüyorlar. 

Bu yüzden BCE’ye yönelik soruşturma bir son değil, başlangıç olmalıdır. Tüm Avrupa kurumlarının ücret, vergi ve denetim mekanizmaları kapsamlı biçimde incelenmeli. Bu, tartışma yaratmak için değil, kamu kaynaklarını yönetenlerin hesap verme sorumluluğunu somutlaştırmak için gereklidir. 

Şeffaflık yoksa güven olmaz. Denetim yoksa meşruiyet olmaz. Ve meşruiyet yoksa bağımsızlık bile kendi içinde dönen bir otoriterliğe dönüşebilir.

Mini Yorum

Özellikle Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın maaşı, kamuoyunda şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. 

Yazıda, AB kurumlarının kendi iç denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığı ve demokratik kontrolün zayıfladığı ileri sürülüyor. Eleştiriler, ekonomik sıkıntılarla boğuşan Avrupa vatandaşları ile Brüksel merkezli kurumlar arasındaki mesafenin giderek açıldığına işaret ediyor. 

Rinaldi, bu durumun Avrupa projesine olan güveni aşındırdığını ve kurumsal reform ihtiyacını güçlendirdiğini savunuyor.

 

Scenari Economici 

Yayınlanma: 07.01.2026 20:32
Ana Sayfaya Dön