Washington'dan Tokyo'ya şirket kurallarını değiştirdi
AB'nin Yapay Zekâ Yasası'na atıfta bulunan şirketlerin neredeyse yarısının bunu uygulama zorunluluğu yok.
Yeni araştırmalar, kuralların birlik sınırlarının ötesinde bile uygulamaları şekillendirdiğini gösteriyor.
Brüksel'in, sık sık aşırı düzenleme olarak algılanan yatkınlığının, AB'nin çok ötesinde de dalga etkisi yarattığı ortaya çıkıyor.
Yeni araştırmaya göre, yönetim açıklamalarında AB’nin Yapay Zekâ Yasası’na atıfta bulunan şirketlerin neredeyse yarısının merkezi aslında AB’de değil.
Bu da, birliğin en sert kuralları tam olarak yürürlüğe girmeden önce bile Brüksel’in yapay zekâ yönetişiminde küresel bir standart belirlemeye başladığını düşündürüyor.
Vakfın Yapay Zekâ Şirket Verileri Girişimi (AICDI) kapsamındaki verileri kullanarak yayımladığı analiz, dünya genelinde 2.973 şirketten toplanan 100 binin üzerinde veri noktasına dayanıyor.
Analiz, açıklamalarında yasaya atıfta bulunan şirketlerin yüzde 47’sinin merkezinin AB dışında olduğunu ortaya koyuyor.
Rapor, bunu yapay zekâ yönetişiminde bir “Brüksel Etkisi”nin kanıtı olarak nitelendiriyor; bu ifade, AB düzenlemelerinin küresel ölçekte referans noktası haline gelme eğilimini anlatmak için kullanılıyor; en bilinen örneği ise GDPR.
Bulgulara göre bu etki “henüz yaygın değil, ancak görünür, anlamlı ve uyum sağlama yönündeki piyasa teşviklerinin en güçlü olduğu alanlarda yoğunlaşıyor”.
2026 Ağustosundan itibaren tamamen uygulanabilir hale gelecek yasa, türünün ilk kapsamlı ve sektörler arası yapay zekâ düzenlemesi.
Yasanın etkisi AB sınırlarının da ötesine uzanıyor; düzenleme, yapay zekâ sistemleri birlik içinde kullanılan ya da çıktıları AB vatandaşlarını, şirketlerini veya kamu kurumlarını etkileyen tüm kuruluşlara uygulanıyor.
Yıllar süren hazırlık
Yasa 2024’ten bu yana yürürlükte, ancak yükümlülükler bir anda değil, kademeli olarak devreye giriyor.
En riskli yapay zekâ kullanım alanlarına getirilen yasaklar ile genel amaçlı yapay zekâ modellerine yönelik şeffaflık kuralları 2025 Aralık ayı itibarıyla zaten yürürlüğe girmişti. İşe alım, kredi ve sağlık gibi alanları kapsayan yüksek riskli sistemlere ilişkin kurallar ise 2026 Ağustosta tamamen bağlayıcı hale gelecek.
GDPR’de olduğu gibi, yasanın ülke sınırları dışına taşan kapsamı, AB dışındaki şirketlerin de aynı bağlayıcı yükümlülüklere tabi olduğu anlamına geliyor. En ağır ihlaller için cezalar 35 milyon avroya ya da küresel yıllık cironun yüzde 7’sine kadar çıkabiliyor.
Ancak bunu, şirketlerin yaygın şekilde yapay zekâ kullanımını kabul ettiği ya da yapay zekâya ilişkin kullanım çerçeveleri oluşturduğu şeklinde yorumlamamak gerekiyor.
Tüm sektörler genelinde, şirketlerin sadece yüzde 13’ünün, AB Yapay Zekâ Yasası’ndan bahsedip bahsetmemesine bakılmaksızın, herhangi bir resmî yapay zekâ yönetişim çerçevesi bulunuyor.
Bu çerçeveye sahip olan yüzde 13’lük kesimin biraz üzerindeki bir bölümü, yani yüzde 53’ü, özellikle AB Yapay Zekâ Yasası’na atıfta bulunuyor. Ve bu yasaya atıfta bulunan grubun yüzde 47’sinin merkezi AB dışında.
Teknoloji sektörü başı çekiyor
Yasayla ne kadar ilgilenildiği, sektöre ve coğrafi konuma göre büyük farklılıklar gösteriyor.
Bilgi teknolojileri şirketleri, yasaya atıfta bulunan AB dışı şirketlerin tek başına yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor; iletişim hizmetleri ve finansal hizmetler ise birlikte ilave yüzde 29 katkı sağlıyor.
Bölgesel olarak bakıldığında, AB dışı katılımda yüzde 40’ın biraz altında bir oranla Kuzey Amerika öne çıkıyor; bunu büyük ölçüde AB pazarında güçlü bir varlığı bulunan ABD’li teknoloji ve sağlık şirketleri sürüklüyor.
AB üyesi olmayan Avrupa şirketleri, özellikle de Birleşik Krallık, İsviçre ve Norveç merkezli firmalar, yüzde 24 civarında bir oranla bunu izliyor. Bu da birlikle kurulan yakın ticari ve düzenleyici bağları yansıtıyor.
Asya şirketlerinin atıf oranı ise yaklaşık yüzde 28 ve bu oran, küresel yapay zekâ tedarik zincirlerine entegre teknoloji şirketlerinde yoğunlaşıyor.
Kendi gevşek yapay zekâ düzenleme yaklaşımı düşünüldüğünde, Amerika Birleşik Devletleri özellikle çarpıcı bir örnek sunuyor.
ABD’de yapay zekâya ilişkin kapsamlı bir federal yasa bulunmuyor, buna karşın Amerikalı şirketler, AB dışında yasaya atıfta bulunanların yüzde 35’ini oluşturuyor ve böylece tek başına en büyük ulusal paya sahip oluyor.
ABD içinde, yasaya atıfta bulunan şirketlerin yüzde 53’ü bilişim teknolojileri sektöründen. Veri setindeki ABD’li BT şirketlerinin her beşinden biri yasaya atıfta bulunuyor; bu oran, ülkedeki sektörler arasında en yüksek seviye.
Rapora göre Microsoft, Google, OpenAI ve xAI gibi büyük ABD teknoloji şirketleri, Avrupa pazarına erişimi sürdürme motivasyonuyla AB’nin Yapay Zekâ Uygulama Kodu’nun bazı unsurlarıyla gönüllü olarak uyum sağladı.
İyi karnenin ardındaki boşluklar
Yasadan söz eden şirketler, temel gereklilikleri genelde iyi karşılıyor. Net bir yapay zekâ planları, yönetim kurulu düzeyinde gözetimleri ve kullandıkları verilere ilişkin şeffaflıkları var. Bu açılardan yasaya atıfta bulunan AB dışı şirketler, AB içindeki şirketlerden bile daha iyi performans gösteriyor.
Buna karşılık, çalışanların eğitimi söz konusu olduğunda AB şirketleri öne geçiyor; AB’de şirketlerin yüzde 49,4’ü yeniden beceri kazandırma ya da yapay zekâ okuryazarlığı programları sunarken, AB dışındaki şirketlerde bu oran yüzde 40,6.
Ancak stratejiyi gözetmek bir şey, yapay zekânın fiilen ne yaptığını tek tek kontrol etmek başka bir şey.
Dünya genelinde şirketlerin yalnızca yüzde 12,4’ünün, tekil yapay zekâ kararlarının insan tarafından gözden geçirilmesini zorunlu kılan bir politikası var ve bu şirketlerin bile neredeyse yarısı bunun uygulamada nasıl işleyeceğini netleştirmiş değil.
Hak denetimleri ise daha da nadir. Yasayla en fazla ilgilenenler arasında bile, şirketlerin dörtte birinden azı, yapay zekâlarının çalışan haklarına zarar verip vermeyeceğini değerlendiriyor.
Bu nokta yakında çok daha kritik hale gelecek. 2026 Ağustostan itibaren, işe alım, kredi ya da sağlıkta yüksek riskli yapay zekâ kullanan şirketler, sistemi devreye almadan önce bu denetimi yapmak ve sonuçlarını düzenleyicilere bildirmekle yasal olarak yükümlü olacak.
Euro News