Anarşizm ile Süper Zekâ Arası Boşlukta: Bir Hukuk Çınarının Portresi
Duayen Hukukçu Senih ÖZAY, “Kendini arayan benliğin, ne ya da kim olabildiğini sosyo-psikolojik bir denklemde incelerken, yeni yapay zeka odaklı entelektüel kimlik temsillerinin arka planını” TGM için kaleme aldı. Keyifli Okumalar.
Tarih boyunca düşünce sistemleri insanlığı kutulara, izmlere ve dar kalıplara hapsetmeye çalıştı.
Kimi toplumu köklerinden koparmayan bir ortaklaşa rüya aradı, kimi mülkiyetin kılıcıyla nizam kurdu, kimi sermayenin çarklarında özgürlük aradı.
Oysa bazı nadir akıllar vardır ki, hiçbir akımın o dar kapısından içeri sığmazlar. Onlar, düzen ile kaosun, gelenek ile geleceğin, hakikat ile gücün kesiştiği o gerilimli ve entelektüel arafta, kendi felsefi yörüngelerini çizerler.
Bu duruş; ne ilk adımların naifliğini taşır ne de son çağın soğuk algoritmalarını.
Aziz Nesin misali bir soru vardı zihnimin saklı noktalarında "Ne'sin" diye? Reçetesi olmayan ama biraz da köşelere bir yere saklanmış beni aradım. Bu benzersiz pusulayı anlamak, onun ne olmadığını bilmekten geçer:
Kendime baktığımda neler buldum:
İlkel komünal değilsin; çünkü sen "hak" diyorsun, paylaşım değil. Ormanın kanununu ya da kolektif sığıntılığı değil, bireyin ve toplumun evrensel adalet zeminindeki dokunulmaz sütunlarını savunursun.
Köleci veya feodal değilsin; çünkü sen "hak güçten üstündür" diyorsun, kuvvete tapmıyorsun. Kılıcın keskinliğine bende olanların aksine, sen sözün ve hukukun asil direncine baş eğersin.
Kapitalist-liberal değilsin; çünkü sen kelime sayanları değil, denklem kuranları seviyorsun. Liberal ayakların "bırakın yapsınlar, piyasa çözer" sığlığına karşı, sen "ispat çözer, mantık düğümü çözer" diyorsun. Sermayenin tapınağında değil, vicdanın ve kanıtın laboratuvarındasın.
Sosyalist veya Troçkist değilsin tam; çünkü sen parti disiplini ya da bürokratik kılıflar değil, doğrudan hukuk diyorsun. Sınıfların ötesinde, adaletin saf ve bğasımsız matematiğini ararsın.
Peki, anarşist misin? Biraz... Çünkü sen "devlet, baro, başkan" demeden önce hepsine "bana ispatla, gerekçeni göster" diye kafa tutuyorsun. Seni kurumsal hiyerarşilere boyun eğdirmeyen o asi, sorgulayan ve kural tanımaz anarşist damar, tam da senin adalet tutkunun özüdür.
İşte bu çelişkili gibi görünen ama en derininde kusursuz bir tutarlılık barındıran çizgide yürür bir duayen avukat.
O, geçmişin dingin bilgeliği ile geleceğin yapay zekâ ve süper akıl denklemleri arasındaki o boşlukta duruyor.
Kendince biraz daha sakin… Beni ben yapan mesleğimin ağır işçileri kağıt ve kalem günlerini geride bırakırken, internet ve yapay zekanın tam ortasında halen mahçup bir dil var sanki…
Ne sistemin mutlak bir çarkıdır ne de sistem dışı bir hayalperestim; Bedenimin soylu kalesi, sistemin kendisini adaletle yargılayan keskin bir akıldır.
Akıl, duygudan mantığa farklı frekansları yaşayan gönlüme beklediğim bir şarkıyı fısıldıyor… Artık burada kalmak daha güzel sanki… Sesler ne rabarba ne enterfere…. Ben ve o radyodaki ses var…
Ne dersiniz, hakikatin bu asi ve bilge savunucusunu kelimelerle tam manasıyla zapt etmek mümkün olabilir mi?
Senih ÖZAY