GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 48,0769 ₺ 🇪🇺EUR: 56,1798 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.708,37 ₺ BTC: 3.769.835 ₺ 🇺🇸USD: 48,0769 ₺ 🇪🇺EUR: 56,1798 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.708,37 ₺ BTC: 3.769.835 ₺ 🇺🇸USD: 48,0769 ₺ 🇪🇺EUR: 56,1798 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.708,37 ₺ BTC: 3.769.835 ₺
22 Ağustos 2026 - 01:45

info@turkglobalmedia.com

Avrupa

Avrupa'da, 40 trilyon dolarlık ABD borç sorunu

21.08.2026 15:01
TGM Haber Merkezi
38 okunma
Avrupa'da, 40 trilyon dolarlık ABD borç sorunu

Avrupa sorunun etkilerinden neden kaçamıyor?

Bu haberi paylaş:

Savaşlar ve büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ hayalleri, küresel sermaye için verilen mücadeleyi daha da yoğunlaştırıyor.

ABD hükümetinin 40 trilyon dolara ulaşan borç yükü, hızla herkesin sorunu hâline geliyor. Son günlerde dünya genelinde devletlerin borçlanma maliyetleri yılların en yüksek seviyelerine çıktı. 

Bu yükseliş; savaşların, demografik gerilemenin ve teknolojik dönüşümün öngörülemeyen sonuçlarının Washington’un mali yapısını kırılma noktasına kadar zorlayabileceği yönündeki endişeleri yansıtıyor.

Bu durum Avrupa’daki finansal piyasalara da yansıyor. Çünkü Avrupa hükümetleri, küresel tasarruf havuzundan pay alabilmek için Washington ile rekabet etmek zorunda. 

Üstelik ABD’li teknoloji devlerinin yapay zekâ alanındaki büyük kazanç beklentileri doğrultusunda yüzlerce milyar dolar borçlanmaya başlamasıyla bu rekabet, bu yıl çok daha sert bir hâl aldı.

Avrupa’nın geri kalanı için de referans niteliği taşıyan Almanya’nın 10 yıllık borçlanma maliyetleri, bu hafta başında 2011’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. 

Bunun arkasında, enflasyon endişeleri ve büyüyen ABD bütçe açığının, yatırımcıların devlete borç para vermeleri karşılığında elde ettikleri getiriyi ifade eden ABD’nin gösterge niteliğindeki 30 yıllık Hazine tahvili faizini son 19 yılın en yüksek seviyesine çıkarması yatıyor.

Sorunu daha da ağırlaştıran gelişme ise ABD hükümetinin toplam borcunun artık 40 trilyon doları aşması oldu.

Sonuç olarak birçok AB hükümeti, gelecek yılın bütçelerini planlamak üzere yaz tatilinden döndüğünde, savunma harcamalarını artırmaya çalışırken aynı zamanda vergileri yükseltme veya kamu harcamalarını azaltma yönünde ek baskılarla karşı karşıya kalacak.

Bu durum, Fransa, İspanya ve İtalya gibi ülkelerde gelecek yıl yapılması muhtemel ve zaten son derece gergin geçmesi beklenen ulusal seçimleri kolaylıkla daha da patlayıcı bir siyasi atmosfere sürükleyebilir.

Fransa’nın aşırı sağcı lideri Marine Le Pen, çarşamba günü bu durumu gelecek ilkbaharda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullanması beklenen temel mesajlarından biri hâline getirmeye başlamıştı. Tahvil getirilerindeki yükselişi, “Macronculuğun 10 yıllık amansız bir hesaplaşması” olarak nitelendirdi.

Le Pen, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada şöyle dedi:

“Kamu maliyesinin dönüştüğü Augeias ahırlarını temizlemenin zamanı geldi!”

Ancak bunu nasıl yapmayı planladığına ilişkin herhangi bir ayrıntı vermedi.

Fransa’da yedi yıl boyunca maliye bakanlığı yapan Bruno Le Maire ise buna karşılık, Le Pen’in partisinin Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hükümetlerinin bütçe açığını kontrol altına alma çabalarını sürekli engellediğini söyledi. Özellikle partinin, 2025 yılında önerilen bir emeklilik reformunun terk edilmesine yol açtığını vurguladı.

Yavaş ama sürekli sıkışma

Fransa’nın yıllar boyunca mali politikalarında gerekli düzeltmeleri yapmaması, yatırımcıların ülkeye duyduğu güveni giderek aşındırdı. Yatırımcılar artık Fransız tahvillerini satın almak için benzer nitelikteki İtalyan tahvillerinden daha yüksek getiri talep ediyor.

Bu nedenle Paris, Avrupa’daki neredeyse bütün başkentleri etkileyen ve “yeniden finansman riski” olarak bilinen olguya karşı özellikle kırılgan bir durumda.

Avrupa’daki ülkelerin çoğu son 20 yılda devasa borçlar biriktirdi. 

Pandemi ve 2008 küresel finans krizi gibi dönemsel krizler, sağlık ve emeklilik harcamalarındaki artış nedeniyle kamu maliyesinde uzun süredir devam eden bozulmayı daha da hızlandırdı.

Euro Bölgesi genelindeki kamu sektörü borçlarını ölçen oran, 2007’de GSYH’nin yüzde 66’sından, geçen yıl yüzde 88’in biraz altına yükseldi.

Avrupa Komisyonu ise İran ve Ukrayna’daki savaşların yarattığı baskı nedeniyle bütçe açıklarının yeniden genişlemesiyle birlikte, bu oranın yakın dönemde yükselmeye devam etmesini bekliyor.

Avrupa Merkez Bankası, 2009 ile 2022 yılları arasında yaptığı gibi faiz oranlarını sıfıra yakın seviyelerde tuttuğu sürece, bu borçların faiz maliyetini yönetmek mümkündü.

Ancak enflasyonun yeniden ortaya çıkmasıyla denklem değişti.

ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın petrol ve doğal gaz fiyatlarını yükseltmesi üzerine Avrupa Merkez Bankası bu yıl faiz oranlarını bir kez artırdı. Schroders’ın küresel ekonomi başkanı David Rees, yıl sonuna kadar faizin iki kez daha 0,25 puan artırılmasını bekliyor.

Bunun sonucunda, 10 yıl önce ihraç edilmesi neredeyse hiçbir maliyet yaratmayan tahvillerin — hatta 2022’ye kadar yatırımcıların Almanya’ya borç vermek için fiilen para ödediği dönemlerin — artık tarihsel olarak daha normal seviyelere yakın faiz oranlarıyla yeniden finanse edilmesi gerekiyor.

Fransa Ulusal İstatistik Enstitüsü INSEE, Paris’in borç faizlerine yaptığı harcamanın mevcut on yıl içinde dört kattan fazla artarak 2020’de 30 milyar avrodan 2030’da 124 milyar avroya çıkacağını tahmin ediyor.

Bu, farklı koşullarda yeni hastanelerin finansmanına, yeşil dönüşüme, yeniden silahlanmaya ya da hatta daha düşük vergilere ayrılabilecek bir para.

Siyasi takvimle çakışan borç baskısı

Yüksek borçlanma maliyetleriyle siyasi açıdan son derece hassas bir dönemde mücadele etmek zorunda olan tek ülke Fransa değil.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve İspanya Başbakanı Pedro Sánchez gelecek yıl yeniden seçilmek için sandığa gidecek. Ayrıca Finlandiya, Yunanistan, Estonya ve Slovakya’da da seçimler yapılacak. Avro Bölgesi dışında bulunan Polonya da sandığa gidecek ülkeler arasında.

Bununla birlikte Meloni ve Sánchez, en azından bazı hafifletici unsurlara sahip.

İtalya’nın borç servis yükü çok daha az ağır. Bunun nedeni, ülkenin bugün ihraç ettiği yeni tahvillerin, egemen borç krizi damgasını hâlâ taşıdığı on yıl öncesine kıyasla belirgin biçimde daha pahalı olmaması.

İspanya’da ise Sánchez, 2022’den bu yana yeni bir bütçeyi parlamentodan geçiremese de, gevşek göç politikalarının sağladığı hızlı nüfus artışı ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasını güçlendirdi. Aynı zamanda gelecekte borç yükünü taşıyacak daha fazla insanın bulunmasını sağladı.

Avrupa Komisyonu’na göre İspanya’nın kamu borcunun bu yıl yeniden GSYH’nin yüzde 100’ünün altına düşmesibekleniyor.

Avrupa henüz yeni bir borç krizinden uzak

Şimdilik genel görüş, Avrupa’nın kendi içinde yeni bir borç krizinden hâlâ oldukça uzak olduğu yönünde.

Euro Bölgesi’nin toplam bütçe açığı, ABD’ninkinin yalnızca yarısı düzeyinde. Ayrıca AB ve Avrupa Merkez Bankası, 2010’daki Avrupa egemen borç krizine yol açan kurumsal ve düzenleyici boşlukların en ciddi olanlarını büyük ölçüde kapattı.

Daha da önemlisi, Berenberg Bank baş ekonomisti Holger Schmieding’e göre Almanya’da Friedrich Merz hükümetinin hayata geçirdiği son reformlar, hem Almanya’da hem de AB genelinde ekonomik büyümeyi desteklemeye yardımcı olmalı.

Ancak özellikle Fransa’daki durumun ışığında, endişe giderek büyüyor.

Uluslararası Para Fonu’nun eski baş ekonomisti Olivier Blanchard, geçen hafta yaptığı açıklamada şu uyarıda bulundu:

“Krizin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin yatırımcıların tercih ve eğilimlerine bağlı olduğu, potansiyel olarak geniş bir tehlike alanı var. Borcumuz ve bütçe açığımız göz önüne alındığında, muhtemelen artık bu tehlike bölgesine girmiş bulunuyoruz.”

Özetle, 40 trilyon doları aşan ABD kamu borcu yalnızca Washington’un mali sorunu değil. Küresel tasarruflar için sertleşen rekabet, yükselen tahvil faizleri ve yapay zekâ yatırımları uğruna teknoloji devlerinin artan borçlanması, Avrupa hükümetlerinin finansman maliyetlerini de yukarı çekiyor. 

Bu süreç, savunma harcamalarını artırmak zorunda olan Avrupa ülkelerini daha fazla vergi, daha az kamu harcaması ve daha sert siyasi tartışmalarla karşı karşıya bırakabilir. 

En büyük risk ise mali baskının, zaten kırılgan olan Avrupa siyasetindeki seçim süreçleriyle aynı dönemde yoğunlaşması gibi görünüyor.

 

Politico

Yayınlanma: 21.08.2026 15:01
Ana Sayfaya Dön