Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış müzakerelerinin ivme kazandığı bir dönemde, son ekonomik işbirliği sinyalleri dikkat çekiyor.
Ermenistan Ekonomi Bakanı, iki tarafın karşılıklı olarak ihraç edilebilecek ürün listelerini şimdiden paylaştığını açıkladı.
Mütevazı görünse de bu gelişme, onlarca yıllık düşmanlığın ardından ortaya çıkan yeni bir gerçekliğe işaret ediyor.
Bu iki Güney Kafkasya ülkesinin çatışma geçmişi, 1991’deki bağımsızlıklarından da öncesine uzanıyor. 1988’de Ermenistan’dan gelen irredentist taleplerle başlayan süreç, 1994’te sona eren Birinci Karabağ Savaşı’yla sonuçlandı.
Bunun neticesinde Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20’si işgal edildi. Sonuçlar yıkıcıydı: Bir milyondan fazla mülteci ve yerinden edilmiş kişi, harap edilmiş şehir ve köyler, çöken yerel sanayi ve tarım.
Savaşın yalnızca Azerbaycan’a değil, tüm Güney Kafkasya bölgesine acı getirdiğini belirtmek gerekir. Örneğin, her iki taraftan yaklaşık 30 bin kişi hayatını kaybetti, on binlercesi yaralandı.
Çatışma ayrıca bölgesel transit hatlarının gelişimini sekteye uğratarak Güney Kafkasya genelinde ekonomik büyümeyi sınırladı.
Uzun süren çatışma Ermenistan’ın kendisine de ağır zarar verdi. Ekonomisi zayıfladı ve göç hızla arttı. Son otuz yılda Ermenistan nüfusunun önemli bir bölümü ülkeyi terk etti ve bu durum ülkenin bölgede en yoksul devletlerden biri haline gelmesine katkıda bulundu.
2020’deki 44 günlük savaş bir dönüm noktası oldu. Azerbaycan, uluslararası hukuk çerçevesinde topraklarını geri aldı ve ardından gerçekleştirilen yerel çaplı anti-terör operasyonlarıyla tam egemenliğini tesis etti.
Ermenistan’daki bazı siyasi güçler rövanşist bir gündemi yeniden canlandırmaya çalışsa da ülkenin derin sosyal ve ekonomik krizi bu çabaları zayıflattı. Güçlü ordusu ve istikrarlı ekonomisiyle Azerbaycan, barış sürecini ileri taşıyabilecek bir konumda ortaya çıktı.
Ancak barış bir gecede inşa edilemez. Otuz yılı aşkın savaşın travması kendiliğinden ortadan kalkmayacaktır. Buna yardımcı olabilecek unsur ise ekonomik işbirliğidir.
Entegrasyon, gerilimi azaltmak ve çatışmanın yeniden alevlenmesini önlemek için pratik bir yol sunar. Son aylarda küçük ama anlamlı adımlar atıldı. Azerbaycan, Ermenistan’a yakıt ihracatına başladı.
Hacmi sınırlı olsa da sembolik değeri büyüktür: Azerbaycan için küçük bir adım, barış için ise önemli bir ilerleme.
Ayrıca, Azerbaycan uçaklarının Ermenistan hava sahasını kullandığına dair haberler de artan güvenin bir başka göstergesi olarak değerlendiriliyor.
İhracat listelerinin hazırlanması mantıklı bir sonraki adımdır.
Ticari bağların genişlemesi karşılıklı güveni güçlendirecek ve barış sürecini pekiştirecektir. Lojistik açıdan bakıldığında, komşu bir ülkeyle işbirliği yapmak, yalnızca uzak pazarlara dayanmakten daha maliyet etkin bir seçenektir.
Örneğin Azerbaycan, Rusya’nın başlıca pazar olduğu gelişmiş bir meyve-sebze sektörüne sahiptir. İhracatı çeşitlendirmek stratejik bir hedeftir ve Ermenistan ek bir pazar haline gelebilir.
Buna karşılık, Ermenistan’ın dağlık coğrafyası hayvancılığı daha öne çıkarır ve hayvansal ürünler Azerbaycan’da pazar bulabilir.
İhraç edilebilecek ürünlerin listesi şimdiden geniştir. Ancak asıl mesele yalnızca ürün değişimi değildir. Güney Kafkasya küçük ama stratejik açıdan hayati bir bölgedir.
Kuzeyde Rusya’yı, güneyde İran’ı, batıda Türkiye ve Avrupa’yı birbirine bağlar. Burada sağlanacak istikrar, bölgeyi dinamik bir transit merkezine dönüştürerek ekonomik ve sosyal kalkınmayı hızlandıracaktır.
Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış görüşmeleri henüz nihai bir anlaşmayla sonuçlanmış değildir, ancak ekonomik işbirliğine yönelik adımlar cesaret vericidir.
Tarihsel düşmanlık ve savaşın izleri bir anda silinemez; ancak ekonomik karşılıklı bağımlılık kalıcı barışın temelini atabilir.
Tarafların artık yalnızca diplomatik masada değil, pratik ticaret görüşmelerinde de angaje olması gerçek bir değişime işaret etmektedir.
Süreç bu şekilde devam ederse, Güney Kafkasya savaşla değil işbirliğiyle tanımlanan yeni bir döneme girebilir.
Dünya genelinde devletler dikenli tel sınırları söküyor ve yerlerine mal, hizmet ve insan akışını koyuyor.
Böyle bir bağlamda, sınırlar boyunca mayınlı arazileri ve siperleri sürdürmek ne sürdürülebilirdir ne de kârlıdır.
Temenni, Ermenistan’ın siyasi irade ve ciddiyet göstererek taahhütlerini yerine getirmesi ve barışın yalnızca konuşulan değil, hayata geçirilen bir gerçeklik haline gelmesidir.
Azer News