Güzellik Uzmanı ve Estetik Eğitmeni Ceren CEVİZ, "Sağlıklı bir cilt bakımı için belirleyici faktörleri ve cildin dinlenmesinin muhtemel yararlarını" TGM için kaleme aldı. Keyifli okumalar…
Son yıllarda nereye baksam cilt bakımı konuşuluyor. Bir uzman olarak bu değişimi görmek beni gerçekten mutlu ediyor.
Artık körü körüne ürün satın almak yerine araştıran, cildini tanımaya çalışan ve bilinçli seçimler yapmak isteyen harika bir kitle var karşımızda.
Fakat madalyonun bir de diğer yüzü var.
Eskiden danışanlarıma ciltlerine özen göstermelerini aşılamaya çalışırdım. Şimdilerde ise tam tersi bir tabloyla karşılaşıyorum: İyi bir şey yapma arzusuyla cildine adeta aşırı yüklenen, onu yoran insanlar...
Her gün yeni bir serum trend oluyor. Bir gün asitler havada uçuşuyor, ertesi gün başka bir mucize içerik... Sosyal medyada önümüze düşen 15 saniyelik bir video, banyomuzdaki rutinleri bir anda altüst etmeye yetiyor.
Sanki cildimizin ihtiyaçları değil, algoritmalar karar veriyor. Cilt bakımımız cildimizin o anki ihtiyacına göre değil, ne yazık ki gündeme göre şekilleniyor.
Burada durup kendimize dürüstçe bir soru soralım: Cildimizi gerçekten iyileştiriyor muyuz, yoksa farkında olmadan onu hırpalıyor muyuz?
İşte bu kafa karışıklığının tam ortasında, son zamanlarda dilimizden düşmeyen o meşhur kavram çıkıyor karşımıza: Cilt bariyeri.
Bariyer dediğimiz şey, aslında cildimizin en üst katmanında yer alan o çok hassas, bizi dış dünyaya karşı koruyan doğal güvenlik duvarımız. Nemi içeride tutmak, mikropları ve çevresel kirliliği dışarıda bırakmak onun görevi.
Peki, bu koruma kalkanı aşındığında ne oluyor? Cilt hemen bizimle konuşmaya, sinyal göndermeye başlıyor:
• Geçmek bilmeyen bir kuruluk ve gerginlik hissi
• Durup dururken beliren kızarıklıklar
• Normalde cildinizi hiç rahatsız etmeyen o çok sevdiğiniz kremin bile artık yüzünüzü cayır cayır yakması...
Bunların hiçbiri tesadüf değil; hepsi cildinizin kendi dilinde fısıldadığı o küçük acil durum sinyalleri.
Biz ne yapıyoruz peki? Çoğu zaman bu sinyalleri yanlış okuyup "Cildim kurudu, hemen güçlü bir asit peelingi yapayım" ya da "Yeni bir serum alayım" diyerek ateşe körükle gidiyoruz.
Oysa bazen sorun ürünün kendisinde değil, cildin artık yeni bir şeyi tolere edecek gücünün kalmamasında. Cildin sadece dinlenmeye ihtiyacı var.
Gerek kendi merkezimde danışanlarımla bir araya geldiğimde gerekse verdiğim eğitimlerde her zaman söylerim: En sağlıklı cilt, en çok ürünün üst üste sürüldüğü cilt değildir.
Cildinin dilini en iyi anlayan ve ona ihtiyacı olanı, gerektiği kadar veren insanın cildidir.
Cilt bakımında başarı banyo raflarını doldurmakla değil, doğru zamanda doğru hamleyi yapmakla ilgilidir. Bazen en iyi bakım, yeni bir şey sürmek değil, cildi biraz kendi hâline bırakmaktır.
“Bugün yüzüme ne sürsem?” sorusuyla değil,
“Cildim bugün bana ne anlatmak istiyor?” sorusuyla başlamalıyız.
Bir sonraki yazımda, bu yıpranan güvenlik duvarını, yani cilt bariyerini evdeki alışkanlıklarımızın dışına çıkmadan, doğru ve temel adımlarla nasıl adım adım tamir edebileceğimizi konuşacağız.
Çünkü bazen en doğru adım, durmayı bilmek ve cildin kendi mucizesine alan açmaktır.
Ceren CEVİZ
Güzellik Uzmanı & Estetik Eğitmeni