GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 44,2478 ₺ 🇪🇺EUR: 51,0204 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.174,08 ₺ BTC: 2.975.542 ₺ 🇺🇸USD: 44,2478 ₺ 🇪🇺EUR: 51,0204 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.174,08 ₺ BTC: 2.975.542 ₺ 🇺🇸USD: 44,2478 ₺ 🇪🇺EUR: 51,0204 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.174,08 ₺ BTC: 2.975.542 ₺
09 Mart 2026 - 09:34

info@turkglobalmedia.com

Çin neden hâlâ küresel büyümenin motoru olmaya devam ediyor?

Çin neden hâlâ küresel büyümenin motoru olmaya devam ediyor?

Çin
08.03.2026 22:23
TGM Haber Merkezi

Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreter Yardımcısı Erik Solheim, Çin ekonomisinin küresel sistemdeki rolünü değerlendirirdi.

Bu haberi paylaş:

Solheim, “Öngörülebilir gelecekte Çin dünya büyümesinin motoru olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

Küresel ekonomik belirsizliklerin arttığı bir dönemde Çin’in büyüme performansı, uluslararası piyasalarda yakından izleniyor.

Çin hükümetinin ülkenin en üst yasama organı olan Çin Ulusal Halk Meclisi’nin sunduğu hükümet çalışma raporuna göre, ülke 2026 yılı için yüzde 4,5 ile 5 arasında ekonomik büyüme hedefi belirledi. 

Bu oran, Uluslararası Para Fonu (IMF)’in küresel ekonomi için öngördüğü yüzde 3,3’lük büyüme tahmininin ve gelişmekte olan ekonomiler için öngörülen yüzde 4,2’lik büyümenin üzerinde bulunuyor.

Uzmanlara göre büyümenin yalnızca rakamsal boyutu değil, niteliği de önem taşıyor. Kıdemli ekonomist Tianchen Xu, Çin’in yüksek kaliteli kalkınmaya geçiş sürecinin büyümeyi gelir artışı, kamu hizmetlerine erişim ve ileri teknolojilerin yaygın kullanımı gibi somut kazanımlara dönüştürmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Yapay zekâ küresel yatırımcılar için çekim merkezi

Çin’in büyüme dinamiklerinin önemli bir kısmı teknoloji sektöründen geliyor. Hükümet raporuna göre 2025 yılında endüstriyel robot üretimi yüzde 28, entegre devre üretimi ise yüzde 10,9 artış gösterdi.

Dünyanın en büyük büyük model API toplama platformu olan OpenRouter verilerine göre, platformdaki en büyük on modelin toplam token tüketimi Şubat ayı sonu itibarıyla 28,7 trilyonu aştı. 

Bu tüketimin 14,69 trilyondan fazlası Çin kaynaklı modellerden geldi ve ilk kez aylık kullanım payı yüzde 50’nin üzerine çıktı.

Xu’ya göre yapay zekâ geliştirme süreçlerinin yüksek enerji talebi yaratmasına rağmen Çin son yıllarda elektrik üretim kapasitesini hızla artırdı. 

Özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarının büyümesi, yapay zekâ sektörünün sürdürülebilir şekilde gelişmesini mümkün kılıyor. 

Bu durum Çin’in küresel kullanıcılara daha düşük maliyetli yapay zekâ hizmetleri sunmasını sağlayabilir ve ülkeye küresel AI pazarında baskın bir konum kazandırabilir.

Bu teknolojik ilerleme uluslararası yatırımcıların Çin varlıklarına bakışını da değiştirdi. 

2025 yılında MSCI China Indexyüzde 31,4 yükselerek küresel piyasalardan daha iyi performans gösterdi. 

Pakistan merkezli KTrade Securities’te yardımcı direktör olan Muhammad Faran Khan, yükselişin özellikle teknoloji ve yapay zekâ odaklı inovasyon temaları tarafından desteklendiğini belirtiyor.

Hükümet raporunda ayrıca yapay zekânın kilit sektörlerde ticari ve büyük ölçekli uygulamalarının yaygınlaştırılması, açık kaynaklı AI topluluklarının desteklenmesi ve yeni nesil akıllı fabrikalar ile akıllı tedarik zincirlerinin kurulması planlarının yer aldığı ifade ediliyor.

Tüketim piyasasında geniş fırsatlar

Çin’in büyüme potansiyelinin önemli bir diğer kaynağı ise iç tüketim pazarı. Lou Qinjian, önümüzdeki on yıl içinde Çin’de orta gelir grubunun 800 milyonu aşmasının beklendiğini belirtti. Bu büyüklük, yeni teknolojik dönüşüm ve sanayi devrimi için dünyanın en geniş uygulama alanlarından biri olarak görülüyor.

Avrupa Birliği merkezli Avrupa Birliği Genç Girişimciler Derneği danışmanı ve Portekiz- Çin Ticaret Odası Genel Sekreteri Bernardo Mendia, Avrupa şirketlerinin Çin pazarına yaklaşımında önemli bir değişim yaşandığını söylüyor. 

Mendia’ya göre işletmeler artık yalnızca ticari alışverişten ziyade stratejik sanayi ortaklıklarına odaklanıyor ve rekabet için yenilikçi ve yüksek kaliteli ürünler sunmak zorunda olduklarının farkında.

Dijitalleşme ise küçük ve orta ölçekli işletmeler için yeni fırsatlar yaratıyor. 

Çin, dünyanın en büyük e-ticaret pazarı olarak kabul ediliyor ve sınır ötesi e-ticaret kanalları sayesinde yabancı KOBİ’ler yerel fiziksel varlık kurmadan pazara girebiliyor. 

Özellikle gurme gıda ürünleri, özel yaşam tarzı markaları ve danışmanlık hizmetleri gibi alanlarda yeni niş pazarların oluştuğu belirtiliyor.

2025 yılında Çin’de toplam perakende tüketim malları satışları ilk kez 50 trilyon yuanı aşarak ekonomik büyümenin yüzde 52’sini oluşturdu. 

Lou, hükümetin bu yıl sosyal yardım, sağlık güvencesi ve çocuk bakım hizmetleri alanında yeni yasalar hazırlayacağını ve halkın tüketim kapasitesini artıracak politikalar geliştireceğini açıkladı.

Çin-ABD ilişkilerinde iş birliği alanı

Çin yönetimi, ekonomik rekabete rağmen ABD ile iş birliğini tamamen dışlamıyor. Lou Qinjian, Çin’in dünyanın iki büyük ekonomisi arasında daha geniş bir iş birliği alanı oluşturmak için iletişimi sürdürmeye hazır olduğunu ifade etti.

Çin gümrük verilerine göre 2025 yılında Çin-ABD ticareti 4,01 trilyon yuan seviyesine ulaştı ve Çin’in toplam dış ticaretinin yüzde 8,8’ini oluşturdu. ABD verileri ise ilk on ayda ikili ticaretin 373,64 milyar dolar olduğunu gösteriyor.

Ticaret yapısında da önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Çin’in ABD’ye ihracatında büyümeyi artık yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünler yönlendiriyor. 

Elektronik ekipmanlar, makineler, elektrikli ürünler ve fotovoltaik modüller bu büyümenin başlıca alanları arasında yer alıyor.

Uzmanlara göre ABD’nin üretim kapasitesini artırma hedefi göz önüne alındığında, dünyanın en büyük üreticisi olan Çin ile ekonomik iş birliği kaçınılmaz bir unsur olarak görülüyor.

Bu bağlamda Çin Uluslararası Ticareti Teşvik Konseyi, iki ülke şirketleri arasındaki tedarik zinciri ve sanayi iş birliklerini geliştirmek amacıyla çeşitli platformları kullanmaya devam edeceğini açıkladı. 

Bu platformlar arasında Çin Uluslararası Tedarik Zinciri Fuarı ve ABD-Çin Ticari İş Eşleştirme Programı yer alıyor.

Erik Solheim ise özellikle yenilenebilir enerji alanında Çin’in küresel rolüne dikkat çekiyor.

Çin’in dünya çapındaki yeşil teknolojilerin yüzde 60’tan fazlasını, güneş enerjisi teknolojilerinin ise yüzde 90’a kadarını ürettiğini belirten Solheim, yeşil dönüşüm hedefi olan her ülkenin Çin ile iş birliği yapmak zorunda olduğunu ifade ediyor.

Sonuç olarak, teknolojik yenilikler, devasa iç tüketim pazarı ve küresel tedarik zincirlerindeki merkezi konumu sayesinde Çin, küresel ekonomik büyümenin başlıca motorlarından biri olmaya devam ediyor.

 

Azer News

Yayınlanma: 08.03.2026 22:23
Ana Sayfaya Dön

İlgili Haberler

Benzer konularda diğer haberlerimiz