GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 46,2963 ₺ 🇪🇺EUR: 53,4759 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.459,91 ₺ BTC: 2.991.380 ₺ 🇺🇸USD: 46,2963 ₺ 🇪🇺EUR: 53,4759 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.459,91 ₺ BTC: 2.991.380 ₺ 🇺🇸USD: 46,2963 ₺ 🇪🇺EUR: 53,4759 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.459,91 ₺ BTC: 2.991.380 ₺
18 Haziran 2026 - 12:23

info@turkglobalmedia.com

Çin Tartışması Kaynama Noktasına Ulaştı

Çin Tartışması Kaynama Noktasına Ulaştı

Politika
17.06.2026 23:30
TGM Haber Merkezi

AB Daha Sert Bir Tutumu Değerlendiriyor

Bu haberi paylaş:

Avrupalı liderler Pekin’e karşı daha sert bir yaklaşım konusunda yakınlaşıyor, ancak somut adımlar hâlâ belirsiz.

Avrupalı liderler perşembe günü Brüksel’de bir araya geldiklerinde Avrupa Birliği’nin Çin ile giderek daha sorunlu hâle gelen ilişkisini ele alacak. Ancak bu tartışmanın Pekin ile yaşanan gerilimleri azaltacağına dair pek fazla işaret bulunmuyor.

Yıllardır Çin’in giderek büyüyen ticaret fazlası, kritik tedarik zincirlerindeki hâkimiyeti ve Rusya ile derinleşen ilişkileri, Avrupa’nın dünyanın ikinci büyük ekonomisiyle olan ilişkilerini zorluyordu.

Son dönemde yaşanan gelişmeler bu gerilimleri daha da artırdı.

Mart ayında Avrupa Komisyonu, Çin’in stratejik sanayi sektörlerindeki rolünü sınırlandırmayı amaçlayan “Avrupa’da Üretildi” (Made in Europe) yasasını önererek Pekin’in tepkisini çekti.

Bu ayın başlarında ise Komisyon, Fransa öncülüğündeki ve Birliğin ekonomik zorlamalara karşı ticari savunma araçlarını güçlendirmeyi amaçlayan girişime destek verdi.

Pazartesi günü Brüksel, Çin vatandaşlarının Rusya tarafından Ukrayna’da savaşmaları için eğitildiğine ilişkin haberleri doğruladığını açıkladı. Pekin ise bu iddiaları reddetti.

Andrew Small, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin Asya Programı Direktörü olarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu haftaki Avrupa Konseyi toplantısı, Avrupa’nın Çin tartışmalarında son yılların en önemli anlarından biri olmaya aday.”

Small sözlerini şöyle sürdürdü:

“Artık mesele Çin’in sistemik bir meydan okuma oluşturup oluşturmadığı değil; AB liderleri bunu genel olarak kabul ediyor. Asıl mesele Avrupa’nın gereken ölçekte ve hızda harekete geçmeye hazır olup olmadığıdır.”

Geleneksel olarak Avrupa’nın Çin’e daha yakın başkentlerinden biri olarak görülen Almanya’nın bile tutumunu yeniden değerlendirdiğine dair işaretler bulunuyor. Bunun nedeni, ihracata dayalı Alman sanayisinin Çinli üreticilerden gelen giderek artan rekabet baskısıyla karşı karşıya kalması.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz geçen hafta yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Başkaları ortak kurallara uymadığında buna seyirci kalamayız ve kalmayacağız.”

Merz ayrıca Avrupa Birliği’nin kendisini:

“Diğer devletlerin ticaret uygulamalarının neden olduğu çarpıklıklardan”

koruması gerektiğini ifade etti.

Bazı siyasetçiler ise daha ileri gitti.

Belçika Başbakanı Bart De Wever kısa süre önce Çin’i bir “emperyal derebeyi” gibi davranmakla suçladı ve Pekin’in tedarik zincirleri aracılığıyla “sistemik bağımlılıklar” yaratma çabalarına karşı çıkmaktan korkan AB liderlerini eleştirdi.

AB yetkilileri ve uzmanlar, geçen yıl rekor seviyeye ulaşarak 1,2 trilyon dolara (1,04 trilyon avro) çıkan Çin ticaret fazlasının özellikle kimya, otomotiv ve makine sektörlerinde Avrupa sanayisinin karşı karşıya olduğu baskıları artırdığı konusunda uyarıyor.

Üst düzey bir AB yetkilisi şunları söyledi:

“Tüm üye devletlerin Çin ile yaşadığı ticaret dengesizliklerinin sürdürülemez olduğuna dair giderek büyüyen bir algı var.”

Yetkili, perşembe günkü görüşmenin “temel amacının”, ulusal başkentlerin Komisyona:

“Bu zorlukla nasıl başa çıkılacağı konusunda rehberlik sağlaması”

olduğunu belirtti.

Centre for European Reform araştırmacılarından James Green ise Çin’in ihracata dayalı büyüme modelinin, Avrupa’nın yüksek enerji maliyetleri ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa ürünlerine uyguladığı kapsamlı gümrük tarifeleri gibi daha geniş ekonomik sorunlarını ağırlaştırdığını söyledi.

Green şu ifadeleri kullandı:

“Eğer Çin sanayisi bir köpekbalığıysa, şu anda Avrupa sanayisinden büyük parçalar koparıyor.”

Pekin’den Karşı Tepki Gelebilir mi?

Buna rağmen birçok kişi Avrupa’nın sertleşen söylemini somut eylemlere dönüştürmeye hazır olduğundan şüphe duyuyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel bünyesinde çalışan Alicia García Herrero, AB ülkeleri arasındaki görüş ayrılıklarının ve Çin’in misilleme yapabileceği korkusunun liderlerin perşembe günü herhangi bir somut önlem üzerinde uzlaşmasını zorlaştıracağını söyledi.

Son yıllarda Pekin ile daha yakın ilişkiler geliştiren İspanya, başlangıçta destek verdiği hâlde Fransa’nın daha sert ticaret önlemleri çağrılarından yakın zamanda uzaklaştı.

García Herrero şöyle konuştu:

“Üye devletlerden çok güçlü bir destek almadığınız sürece ki şu anda böyle bir destek yok, liderler onaylanmış bir yol haritası ortaya koyamayacaktır.”

Ayrıca zirvenin büyük olasılıkla:

“Daha sert ifadelerden”

öteye geçmeyeceğini söyledi.

Misilleme endişeleri ise temelsiz değil.

Çin’in geçen yıl nadir toprak elementlerine yönelik ihracat kısıtlamaları uygulaması, Avrupa başkentlerinde alarma neden olmuş ve bazı üreticileri üretimi ertelemeye ya da durdurmaya zorlamıştı.

Sivil ve askerî teknolojilerde kullanılan bu malzemelere getirilen kısıtlamalar, Trump’ın Çin ürünlerine yüzde 145’e varan tarifeler uygulamasının ardından Pekin ile Washington arasında oluşan kırılgan ateşkese de katkıda bulundu.

ABD karşısında elde ettiği avantajla cesaretlenen Pekin, Brüksel’in daha sert ticaret önlemleri alması hâlinde misilleme yapacağını açıkça dile getirdi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Komisyon’un Avrupa’nın Çin’e bağımlılığını azaltmayı amaçlayan özel bir aracı desteklemesinin ardından şu açıklamayı yaptı:

“Bu durumda ‘çeşitlendirme’, korumacılığın başka bir versiyonu değil mi?”

Sözcü sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eski bir Çin atasözünün dediği gibi, kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkalarına yapmayın.”

Analistler ayrıca ilave ticaret önlemlerinin gerilimin asıl kaynağını çözmekte yetersiz kalacağını belirtiyor.

Bu temel sorun, Çin’in ihracata dayalı üretim modeline bağımlılığı.

Çin bugün küresel sanayi üretiminin yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. Bu oran ABD’nin yaklaşık üç katına ve Almanya’nın dokuz katına denk geliyor.

Green bu konuda şunları söyledi:

“Çin’in bu ihracata dayalı modeli sürdürmekte stratejik çıkarı var. Çünkü bu durum AB’nin, ABD’nin ve dünyanın birçok ülkesinin Çin ürünlerine bağımlı olmasını sağlıyor ve Pekin’e önemli bir nüfuz gücü veriyor.”

Ancak Avrupa’daki sertleşen yaklaşımın gerçekten politika değişikliğine dönüşüp dönüşmeyeceği henüz net değil.

Green son olarak şu değerlendirmede bulundu:

“Pekin’e karşı daha sert bir çizgiye doğru zihniyet değişimi yaşandığını düşünüyorum.”

“Ancak bu daha sert çizginin somut eylemlere nasıl dönüşeceğini zaman gösterecek.”

 

Euractiv

Yayınlanma: 17.06.2026 23:30
Ana Sayfaya Dön