Oyunun kurallarını değiştirecek yeni çip (Dünya’da da)
Kozmik boşlukta ve ölümcül radyasyonda hayatta kalmak: işte NASA’nın Mars’a doğru yol alacak (ve otomobillerimizin teknolojisini değiştirecek) yeni yapay zekâ “beyni”.
NASA, uzay araçlarına bir “beyin” vermek üzere.
Bu, bilim kurgu değil; uzay keşfini devrim niteliğinde değiştirmeyi ve en azından burada, gezegenimizde de birinci sınıf ekonomik ve teknolojik geri dönüşler üretmeyi vaat eden ticari ve stratejik bir ortaklığın somut sonucudur.
Bu devrimin merkezinde High Performance Spaceflight Computing (HPSC) yer alıyor; bu proje kapsamında NASA, yeni nesil bir işlemci geliştirmek için Microchip Technology Inc. ile iş birliği yapıyor. Peki bu cihazı bu kadar özel kılan nedir?
Bugüne kadar uzay sondalarının yerleşik bilgisayarları, eski ama sağlam traktörlerin eşdeğeri olmuştur: yavaş, akıllı telefonlarımıza kıyasla teknolojik olarak geri kalmış, ancak en kötü kozmik radyasyona bile bozulmadan dayanabilen sistemler.
Uzay, aslında normal ticari elektroniği birkaç saniye içinde “kızartacak” kadar son derece düşmanca bir ortamdır ve bu nedenle genellikle belki eski ama son derece güvenilir işlemcilere dayanılır.
Ancak Mars’a gitmek ya da kalıcı Ay yaşam alanları kurmak için artık yalnızca dayanıklılık yeterli değildir: çok büyük bir hesaplama gücüne ihtiyaç vardır.
İşte burada yeni SoC (System-on-a-Chip) işlemci devreye giriyor.
Avuç içi büyüklüğündeki bu cihaz, merkezi işlem birimlerini, belleği ve ağ arayüzlerini tek bir son derece kompakt blokta birleştirir. Özellikleri gerçek bir paradigma değişimini işaret eder:
- Hız: Mevcut bilgisayarlara kıyasla 100 kata kadar daha yüksek bir hesaplama kapasitesi sunmak üzere tasarlanmıştır; ancak son testlerde 500 kata kadar performansla çalışabildiğini göstermiştir.
- Yapay Zekâ: Bu gerçek kırılma noktasıdır. Sondaların verileri gerçek zamanlı olarak işlemesine ve otonom kararlar almasına olanak tanıyacaktır. Mars’taki bir rover beklenmedik bir durumla karşılaşırsa, ne yapacağını öğrenmek için Dünya ile iletişimdeki dakikalar (hatta saatler) süren gecikmeyi beklemek zorunda kalmayacak ve potansiyel olarak felaket sonuçların önüne geçilecektir. Yapay zekâ tarafından yönlendirilen ve otonom şekilde hareket eden sondalara sahip olacağız.
- Aşırı Dayanıklılık: Şu anda Kaliforniya’daki Jet Propulsion Laboratory’de son derece zorlu testlerden geçirilmektedir. Ölümcül sıcaklık değişimlerine, şiddetli darbelere ve normalde sistemleri hayatta kalmak için kapanmaya zorlayacak elektromanyetik radyasyona maruz bırakılmaktadır.
- Verimlilik: Testler sırasında mühendisler yalnızca çipi radyasyona maruz bırakmakla kalmıyor. Aynı zamanda son derece yüksek doğrulukta iniş senaryolarını simüle ediyor, diğer dünyalara iniş sırasında sensörler tarafından üretilen devasa veri miktarını minimum enerji tüketimiyle yönetiyorlar. Şubat ayında JPL ekibi, “Hello Universe” başlıklı bir e-posta göndererek testlerin başlangıcını işaretledi; bu, bilgisayar tarihindeki ilk mesajlara küçük ve ironik bir göndermedir.
Ekonomik Etki: İtici Güç Olarak Kamu Harcaması
İşte burada konu, yalnızca yıldızlara değil, bütçelere bakanlar için de ilginç hale geliyor. NASA, yalnızca bilim insanları için pahalı bir oyuncak finanse etmiyor.
Bu proje, stratejik kamu yatırımının özel sektör için güçlü bir çarpana dönüşmesinin klasik ve son derece başarılı bir örneğidir.
Microchip Technology Inc., ürünü geliştirerek araştırmayı ortak finanse etti.
Nedeni mi? Dünya’daki devasa yan etkiler.
Tamamen otonom şekilde büyük veri miktarlarını işleyebilen, miliwatt düzeyinde enerji tüketimini yöneten ve aşırı çalışma koşullarında hayatta kalabilen bir teknoloji, otomotiv endüstrisi (ileri düzey otonom sürüş düşünüldüğünde) ve ticari havacılık için adeta “kutsal kâse” niteliğindedir.
Uzay keşfi için yapılan harcamalar, bir kez daha saf bir sanayi politikası yatırımı olduğunu kanıtlıyor.
Piyasanın tek başına finanse etme gücüne veya zaman ufkuna sahip olmadığı teknolojiler için talep yaratarak, devlet kurumu kısa sürede otomobillerimizde veya seyahat ettiğimiz uçaklarda göreceğimiz yeniliklerin önünü açıyor.
Mars’a inişi beklerken, bu yatırım Dünya’da şimdiden karşılığını vermeye başlamış durumda.
Scenari Economici