Fransız polisine, okul protestolarında şiddet suçlaması
Fransız polisi, okul protestoları sırasında gençlerin savaş benzeri yaralanmalara maruz kalmasına yol açmakla suçlanıyor.
Dört çocuğun patlayıcı silahlar nedeniyle "uzuv kaybına uğradığı" (sakat kaldığı) iddia edilirken, avukatlar gözaltına alınan çocuk sayısının benzeri görülmemiş bir seviyede olduğunu belirtiyor.
Fransız avukatlar ve insan hakları grupları, okul protestoları sırasında polisin kullandığı silahlar nedeniyle birçok gencin savaş benzeri yaralanmalar yaşadığını; ayrıca çok sayıda çocuğun gözaltına alındığını ve bu çocuklardan bazılarının darp edildiklerini ya da ırkçı hakaretlere maruz kaldıklarını bildirdiklerini açıkladı.
Fransa, son yılların en büyük gençlik protesto hareketinin dördüncü haftasını yaşıyor. Ülke genelinde yüzlerce lisede öğrenciler, eksik öğretmenlerin yerlerine yenilerinin atanması ve harap durumdaki okul binalarının onarılması talebiyle eylemler düzenliyor.
İçişleri Bakanı Laurent Nuñez'in Senato'ya verdiği bilgiye göre polis, memurların göstericilere uyguladığı şiddete ilişkin 36 iddia hakkında kurum içi soruşturma başlattı.
Bu iddialar arasında dört çocuğun patlayıcı silahlar nedeniyle "uzuv kaybına uğraması", altı çocuğun "ciddi şekilde yaralanması" ve ayrıca fiziksel saldırı, hakaret veya cinsel saldırı şikayetleri yer alıyor.
Meslek lisesinde marangozluk eğitimi alan 15 yaşındaki Evan, 5 Ekim'de Fransa'nın kuzeyindeki Lens kentinde bir okul protestosu sırasında polisin kullandığı ses bombasının (şok bombasının) patlaması sonucu elini kaybetti. Avukatı Bertrand Wattez, "Yaraları savaş yaralarını andırıyor" dedi.
Wattez, Evan'ın okula derslerine girmek için gittiğini ve orada bir protesto ile karşılaştığını belirtti. Evan'ın şiddet olaylarına karışmadığını vurgulayan Wattez, Béthune savcısının "bomba yerden alındı" şeklindeki iddiasını da reddetti.
Patlama sonucunda Evan sol elini ve sağ elindeki bazı parmaklarını kaybetti, vücudunun diğer kısımlarında da yaralanmalar meydana geldi. Wattez, Evan'ın hastanede "çok ağır bir durumda" bulunduğunu ve ailesinin suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti.
Paris'in kuzeybatısındaki Saint-Ouen-l’Aumône'da bir okul protestosunun yakınında bulunan 14 yaşındaki Eden adlı bir başka çocuk ise, iddiaya göre bir bombaatarla ateşlenen mühimmatın isabet etmesi sonucu yüzünde ağır yaralar aldı. Eden'in çenesinde iki kırık oluştu, alt dişlerini kaybetti ve üst dişlerinin tamamı kırıldı.
Avukatı Elsa Marcel, el bombası fırlatıcısından ateşlenen mühimmatın 1,5 metre gibi çok yakın bir mesafeden atıldığını belirtti. Marcel, "Bu, savaş silahı kullanmakla eşdeğerdir" dedi. Aile, "öldürmeye teşebbüs" suçlamasıyla yasal şikayette bulundu.
Eden’in ailesi, çocuğun okula gittiğini ancak okulun ablukaya alındığını görünce eve dönmek istediğini ifade etti. Görüntülerde, Eden’in üç çevik kuvvet polisiyle karşı karşıya kaldığı görülüyor. Bir polis memuru copla ona doğru hamle yaparken, Eden de polise doğru tekme atıyor; hemen ardından el bombası fırlatıcısından ateş açılıyor. Söz konusu polis memuru açığa alındı ve hakkında resmi soruşturma başlatıldı.
Bu hafta, ülkenin batısındaki Tours şehrinde bir polis memuru, meslek lisesi öğrencisi 16 yaşındaki Maël’in —iddiaya göre plastik mermi benzeri bir fırlatıcıdan ateşlenen mühimmat yüzünden— gözünü kaybetmesiyle bağlantılı olarak "ağır yaralamaya sebebiyet vermek" suçlamasıyla karşı karşıya kaldı.
Polis memuru suçlamaları reddediyor. Ailenin avukatı, Maël’in polisle herhangi bir şiddet içerikli çatışmaya girmediğini, sadece okuldaki bir protestoda bulunduğunu belirterek, ailenin büyük bir "adaletsizlik" duygusu yaşadığını ifade etti.

Fransa, özellikle 2018-2019 yıllarındaki "sarı yelekliler" (gilets jaunes) protestoları sırasında yaşanan ciddi yaralanmaların —göz kaybı vakaları ile el ve ayaklarda meydana gelen ağır hasarlar dahil— ardından, polisin patlayıcı mühimmat kullanımı nedeniyle uzun süredir eleştirilerin odağında yer alıyor.
Mevcut protesto dalgası, avukatların, daha önce görülmemiş sayıda çocuğun tutuklanıp gözaltına alınmasıyla ilgili endişelerini dile getirmesine de yol açtı. Bazı avukatlar, gençlerin gözaltı sürecinde darp edildiklerini, aşağılandıklarını veya sözlü tacize uğradıklarını anlattıklarını aktardı.
Adalet Bakanlığı verilerine göre, okul protestolarının başladığı Eylül ayı ortasından bu yana 18 yaşın altındaki toplam 6.773 çocuk gözaltına alındı.
Bu çocuklardan 1.000’den fazlası hakkında herhangi bir suçlama getirilmedi; 2.190’ı hakkında yasal işlem başlatıldı; yaklaşık 2.000 çocuk için ise dava süreci işletilmeden ve herhangi bir mahkumiyet kararı verilmeden, vatandaşlık eğitimi gibi alternatif tedbirler uygulandı.
Avukatlar, çocuklara yöneltilen suçlamalar arasında şiddet amacıyla bir araya gelme, polise karşı şiddet kullanma ve mala zarar verme gibi eylemlerin bulunduğunu belirtti.
Bir avukat ve Fransız İnsan Hakları Ligi başkanı olan Nathalie Tehio, çocuklarla ilgili davaların yalnızca küçük bir kısmının bir hakimin önüne gelecek olmasının, tutuklamaların temelsiz olabileceğine dair endişeleri artırdığını ifade etti.
Tehio şunları söyledi: "Rekor sayıda tutuklama var... Çoğu durumda hukuki dosyalar boş. Aslında mesele, insanların gösteri yapmasını engellemekten ibaret. İnsanları caydırmak ve korkutmak için sert bir müdahalede bulunulduğu kanaatindeyim."
Tehio ayrıca şunları ekledi: "Irkçı yorumlar yapıldığına dair ifadeler aldık. Avukatlar, müvekkillerinin aşağılandıklarını, şiddete maruz kaldıklarını ya da itilip kakıldıklarını anlattıklarını belirttiler."
Fransa Ceza Avukatları Derneği eş başkanlarından Romain Boulet şunları söyledi: “Ceza avukatları, polis yetkilerinin, 18 yaşın altındaki vatandaşları gösteri yapmaktan caydırmak amacıyla kötüye kullanılabileceği konusunda endişeli ve bu duruma dair kaygılarını dile getiriyorlar.”

Sol eğilimli sendika Syndicat des Avocats de France’ın (Fransa Avukatlar Sendikası) Paris şubesi başkanı Mohamed Jaite, Paris ve banliyölerinde durdurulan birçok gencin avukatlığını üstlendi.
Jaite, “Bir gencin polis merkezinde topallayarak yürüdüğüne şahit oldum,” dedi ve ekledi: “Bazı gençler aşağılandıklarını ya da ırkçı ve cinsiyetçi hakaretlere maruz kaldıklarını belirttiler.”
Paris’in kuzey banliyölerinden Saint-Denis’deki bir lisenin önünde bu hafta gösteri düzenleyen, sol eğilimli avukatlardan oluşan "Collectif d’Action Judiciaire" (Yargısal Eylem Kolektifi) adlı gruptan avukat Prisca Ancion şunları söyledi: "Gözaltılar sırasında ırkçı hakaretlerin yanı sıra homofobik ve cinsiyetçi yorumlar yapıldı, cinsel içerikli fiziksel temaslar yaşandı. Aileleri şikayette bulunmaya teşvik ediyoruz."
Aynı kolektiften, gözaltına alınan birçok gence destek veren avukat Romane Bartoli ise, "Gençler bize tokatlandıklarını, tekmelendiklerini veya yumruklandıklarını anlattılar" dedi.
Paris’in kuzey banliyösündeki bir lisede okuyan 16 yaşındaki bir genç, eylül ayı sonundaki bir okul ablukası sırasında, okulundan 100 metre uzakta gözaltına alındığını aktardı. Üniversitede tıp okumayı hedefleyen genç, protestoyu görmeden önce derse girmeyi planladığını belirtti.
Avukatıyla birlikte The Guardian’ın sorularını yanıtlayan genç, 12 saatten uzun süre gözaltında tutulduğunu; bu sürenin büyük kısmını, iki yatağın bulunduğu bir polis nezarethanesinde iki kişiyle birlikte geçirdiğini ifade etti.
Genç, "Psikolojik olarak çok zordu çünkü hiçbir yanlış yapmadığımı biliyordum. Copla vuruldum ve yumruklandım" dedi.
Bir polis memurunun kendisine "çeneni kapa" dediğini ve "Hep siz böylesiniz" ifadesini kullandığını belirten genç, bunu ırkçı bir hakaret olarak algıladığını söyledi.
Savcının, hakkında yasal işlem başlatmak yerine bir vatandaşlık eğitimi programına katılmasına karar vermesinin ardından serbest bırakıldı. Adalet Bakanlığı ve polis teşkilatından sorumlu İçişleri Bakanlığı, gözaltı sürecindeki hakaret veya şiddet iddialarına ilişkin bir açıklama yapmadı.
Parlamentoda konuşan Nuñez, aşırı polis gücü kullanımı veya polis baskısı iddialarını reddetti. Okul gösterilerinde ses bombalarının (şok bombalarının) kullanımını ise askıya aldı.
Hakim ve "Union Syndicale des Magistrats" (Hakimler Sendikası) ulusal temsilcisi Audrey Bailleul, şu aşamada yaşananlara dair net bir tablo çizmenin zor olduğunu belirtti. Bailleul, "Yasal prosedürlere uymama konusunda kasıtlı ve yaygın bir niyetin varlığını gösteren hiçbir bulgu yok" dedi.
The Guardian