"Savunma iş birliği ve siyasi gerilim aynı masada"
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çalışma yemeğinde taraflar arasındaki zorlu başlıkları masaya yatıracak.
Gözlemcilere göre von der Leyen, karşılıklı anlaşmazlıkları yumuşatma arayışıyla Türkiye’nin jeostratejik önemini dengelemeye çalışacak.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, çarşamba akşamı Ankara’da çalışma yemeğinde bir araya gelecek. Görüşme, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin hassas bir dönemden geçerken yapılacak.
Ankara’daki NATO zirvesinin ardından düzenlenecek yemekte von der Leyen’in, Türkiye ile ilişkileri geliştirme arayışıyla hukuk devleti alanındaki kaygılar ve taraflar arasındaki diğer anlaşmazlıklar arasında denge kurması bekleniyor.
Görüşmeye AB Konseyi Başkanı Antonio Costa da katılacak. Çalışma yemeğinin zaman zaman gergin bir atmosferde geçebileceği değerlendiriliyor.
Von der Leyen’in nisanda katıldığı halka açık bir etkinlikte, Avrupa’daki dış nüfuz faaliyetlerinden söz ederken 1999’dan bu yana AB’ye aday ülke olan Türkiye’yi Rusya ve Çin’le birlikte andığı bildirilmişti.
Euronews, bu sözlerin ve taraflar arasındaki diğer sorunların çarşamba günkü görüşmede gündeme gelip gelmeyeceğini Avrupa Komisyonu’na sordu.
Avrupa Komisyonu Başsözcü Yardımcısı Olof Gill, "Türkiye, Avrupa Birliği için önemli bir ortak. Çok sayıda alanda ortak stratejik çıkarlarımız bulunuyor. Görüşmede bu konuların ele alınmasını bekliyorum," dedi.
Von der Leyen’in önceki Ankara ziyaretleri de tartışmalara sahne olmuştu. 2021’de yaşanan ve "sofagate" olarak anılan koltuk krizinde von der Leyen, önemli bir siyasi görüşmede oturacak yer bulamamış ve protokol dışında bırakılmıştı.
Von der Leyen olaydan bir ay sonra "incindiğini" söylemişti.
Euronews’un bu görüşmede nerede oturacağını sorması üzerine Gill, "Akşam yemeği için uygun olduğu üzere yemek masasında oturmalarını bekliyorum," yanıtını verdi.

İlişkilerde yeni başlangıç arayışı
Türk kökenli Alman Avrupa Parlamentosu üyesi Engin Eroğlu, görüşmenin ilişkilerde yeni bir başlangıç için fırsat sunduğunu söyledi.
"Geçmişte yaşanan anlaşmazlıkların ardından bu görüşme, her şeyden önce ilişkileri yeniden rayına oturtma girişimi," diyen Eroğlu, "Ursula von der Leyen ve Antonio Costa’nın sorunları yumuşatmaya ve ilişkileri daha pragmatik, güvenlik odaklı bir düzeye taşımaya çalışacağını düşünüyorum," ifadelerini kullandı.
Eroglu, Türkiye’nin 150 milyar euroluk Avrupa için Güvenlik Eylemi (SAFE) savunma kredisi programına dahil edilmesi ihtimaline de işaret etti.
Ancak Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) itirazları nedeniyle Türkiye’nin programa tam katılımının önü kapandı. Bu nedenle Türkiye, AB ile güvenlik ve savunma ortaklığı bulunmayan diğer ülkeler gibi, herhangi bir projedeki toplam parça maliyetinin en fazla yüzde 35’ini karşılayabilecek.
Von der Leyen, salı günü NATO zirvesinde Genel Sekreter Mark Rutte ile düzenlediği ortak açıklamada, "Birbirimizle çok yakın iş birliği yapmak için geniş imkanlar bulunuyor," dedi. Ancak bu iş birliğinin hangi çerçevede yürütüleceğine açıklık getirmedi.
Brüksel ile Ankara’nın savunma iş birliği üzerinden yakınlaştırılması yönündeki bu yaklaşım daha önce de kamuoyuna yansımıştı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas geçen hafta Ankara’yı ziyaret etti. Kallas’a Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos ile İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner eşlik etti. Bir AB yetkilisi görüşmeleri "geniş katılımlı toplantı" olarak nitelendirdi.
Görüşmelerin ardından yayımlanan ortak açıklamada çok taraflılığa, kurallara dayalı uluslararası düzene ve küresel ve bölgesel sorunlarda ortak sorumluluğa bağlılık vurgulandı.
Kallas da ziyaretin ardından X’te yaptığı paylaşımda, "Türkiye, güvenlik, göç ve enerji alanlarında kilit bir ortak olmasının yanı sıra AB’ye aday bir ülkedir," ifadelerini kullandı.
AB’nin temel ilkeleri
Avrupa Parlamentosu’ndaki AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu üyelerinden Polonyalı milletvekili Joanna Scheuring-Wielgus, Euronews’a yaptığı açıklamada Türkiye’nin NATO açısından kilit bir müttefik olduğunu, güvenlik ve bölgesel istikrar konularındaki iş birliğinin önemini koruduğunu söyledi.
ABD’nin Avrupa’ya verdiği desteğin bir bölümünü azaltması ve Ankara’nın Rusya’nın geniş çaplı işgaline karşı Ukrayna’ya bazı silah sistemleri sağlamada önemli rol oynaması, yaklaşık 90 milyon nüfuslu Türkiye ile ilişkileri Avrupa için daha da kritik hale getirdi.
Scheuring-Wielgus ise "Ancak bu iş birliği, Avrupa Birliği’nin temel ilkeleri pahasına yürütülemez," uyarısında bulundu.
Polonyalı milletvekili, Türkiye’de demokrasinin gerilemesini ve yıllardır basına, eleştirel seslere ve muhalefet partilerine yönelik baskıları buna örnek gösterdi. Bu süreç, geçen mart ayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla yeni bir boyuta ulaştı.

"AB-Türkiye ilişkilerinde inandırıcı bir ilerleme sağlanabilmesi, özellikle ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik kaygı verici gelişmeler ve artan baskıların ardından bu alanlarda somut adımlar atılmasına bağlı," diyen Scheuring-Wielgus, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunlar ortaklıklarımızın tamamlayıcı unsurları değil, Avrupa projesinin temelidir. Bu yaklaşım hem iç politikalarımızda hem de müttefiklerimiz ve aday ülkelerle ilişkilerimizde açık ve tutarlı biçimde vurgulanmalıdır."
New York merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün direktör yardımcısı ve Türkiye Direktörü Emma Sinclair-Webb de NATO zirvesi öncesinde yaklaşık 200 kişinin gözaltına alındığını yazdı.
Sinclair-Webb, Erdoğan’ın "Türkiye’nin Avrupalı ortaklarından neredeyse hiçbir itiraz gelmeyeceğine güvenebildiğini" belirtti.
Euro News