Benzinli ve dizel otomobillere yönelik yasağın yakın zamanda yumuşatılması, havacılık sektöründe de benzer bir geri adım atılması çağrılarını güçlendiriyor.
Güçlü siyasi müttefiklerin desteğiyle otomotiv üreticilerinin AB’yi otomobillere ilişkin iklim yasalarını sulandırmaya zorlamasının ardından, havacılık sektörü de şimdi aynı taktikleri ödünç alıyor.
Sektörün temel hedefi, havayollarını giderek artan oranlarda daha temiz jet yakıtları kullanmaya zorlayan AB düzenlemesinin gevşetilmesini sağlamak. Bu yakıtlar, kerosene alternatif olsa da çok daha pahalı ve temini zor.
Havacılık, Avrupa’daki zor durumdaki şirketleri desteklemek için “ne gerekiyorsa yapmaya” kararlı liderlerin baskısı altında, AB’nin iklim gündemi açısından bir sonraki kritik stres testi olarak öne çıkıyor.
Sanayi ve müttefik hükümetlerin maliyetli yeşil kurallardan muafiyet talep etmesiyle birlikte, bu mücadele Brüksel’in iklim hedefleri uğruna ne kadar ileri gitmeye — ve nelerden vazgeçmeye — hazır olduğunu gösterecek.
Fransız enerji devi TotalEnergies’in CEO’su Patrick Pouyanné, bu ayın başında Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda,
“Bugün bir iddiaya giriyorum: Otomobil düzenlemesinde ne olduysa, Avrupa’da Sürdürülebilir Havacılık Yakıtları (SAF) düzenlemesinde de aynısı olacak” dedi.
Otomotiv sektörü emsal oluşturdu
Otomobil üreticileri, AB’yi geri adım attırmanın nasıl mümkün olduğunu gösterdi. Birlik, 2035’ten itibaren CO₂ salımı yapan otomobillerin satışını yasaklamış, bu da fiilen içten yanmalı motorların sonu anlamına gelmişti. Yerine bataryalı araçlar (kısmen hidrojenle) geçecekti.
Ancak birçok otomobil üreticisi; Almanya, İtalya ve Orta Avrupa’daki otomotiv ülkeleriyle birlikte bu karara karşı çıktı. Üreticiler, ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük tarifeleri, zayıf talep ve Çinli rakiplerin artan tehdidiyle boğuşan sektörün bu düzenlemeyle yıkıma sürükleneceğini savundu.
Sonuçta Avrupa Komisyonu geri adım attı ve 2035 hedefini yumuşattı. Yeni hedef, CO₂ emisyonlarının tamamen sıfırlanması yerine yüzde 90 azaltılması oldu.
Havacılığın talepleri
Bu yeşil girişimlerin her biri artık saldırı altında.
ReFuelEU düzenlemesi, tüm havayollarının bu yıldan itibaren yakıt karışımlarının en az yüzde 2’sini SAF’tan karşılamasını zorunlu kılıyor. Bu oran 2030’da yüzde 6’ya, 2035’te yüzde 20’ye ve 2050’de yüzde 70’e çıkacak.
Pouyanné, “Bugün tüm havayolu şirketleri, açıkçası ulaşılması kolay olan yüzde 6’ya bile karşı mücadele ediyor” dedi ve ekledi: “Beş yıl sonra yüzde 20’ye çıkmak ise hiçbir anlam ifade etmiyor.”
Bu görüş, Ryanair’in agresif CEO’su Michael O’Leary gibi isimler tarafından da paylaşılıyor. O’Leary, SAF zorunluluğunu “saçmalık” olarak nitelendirdi.
“Her şey yavaş yavaş yok olup gidiyor; zaten hak ettiği de bu,” diyen O’Leary, geçen yıl şunları söylemişti: “Yüzde 2 hedefini zar zor tuttuk. 2030’a kadar yüzde 6’ya ulaşmanın hiçbir ihtimali yok; yüzde 10’a ise hiç umudumuz yok. 2050’de net sıfıra ulaşamayacağız.”
Brüksel merkezli havayolu lobileri, SAF zorunluluğunun tamamen kaldırılmasını değil, ‘book-and-claim’ adı verilen bir sistemin getirilmesini talep ediyor. Bu sistemde havayolları, yakıtı kendi uçaklarında kullanmasalar bile belirli miktarda SAF için karbon kredisi talep edebilecek. Yakıtın bulunduğu bir havalimanından satın alıp başka havayollarının kullanmasına izin verecekler.
Diğer iklim politikaları da hedefte
Havacılık sektörü, AB’nin Emisyon Ticaret Sistemi’ne (ETS) havacılığın dahil edilmesi ve uçakların oluşturduğu iz bulutları (contrails) gibi CO₂ dışı etkilerin düzenlenmesi dahil olmak üzere birçok iklim politikasını da hedef alıyor.
Brüksel, son 15 yılda hava taşımacılığının artan iklim etkisini sınırlamak için çeşitli düzenlemeler getirdi. Havacılık, küresel CO₂ emisyonlarının yaklaşık yüzde 3’ünden sorumlu. Bu politikalar; sürdürülebilir yakıt kullanımı zorunluluğu, karbon fiyatlandırması ve CO₂ dışı emisyonlara müdahaleyi içeriyor.
Bunlar, yakıtın bulunmasının zor olduğu durumlarda bile havayollarının SAF yükümlülüklerini yerine getirmesini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Ancak Komisyon şu ana kadar bu esnekliğe karşı çıkıyor.
Lobicilik savaşı
Otomotiv koalisyonu, sanayi ile ülkelerin ittifakı sayesinde başarılı olmuştu. Benzer bir sürecin havacılıkta da başladığına dair işaretler var.
Havacılık sektörünün karbon fiyatlandırmasını düşürme çabası, rekabetçiliği artırmayı amaçlayan yeni İtalyan-Alman iş birliğinden destek bulabilir.
Alman hükümeti geçen yıl ulusal havacılık vergilerini düşürme planını açıkladı; bu çağrı COP30 iklim konferansı sırasında yapılınca Alman Yeşillerin tepkisini çekti.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Cuma günü Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile birlikte “işletmelerimizin rekabet gücü açısından belirleyici bir tempo değişikliği” başlatmak istediklerini söyledi.
Meloni, “Yeşil dönüşümün belirli ideolojik bir yorumu, çevrenin küresel korunmasına gerçek bir katkı sağlamadan sanayilerimizi diz çöktürdü ve Avrupa için yeni, tehlikeli stratejik bağımlılıklar yarattı” dedi.
Aşırı sağcı koalisyon ortağı Ulaştırma Bakanı Matteo Salvini ise ETS’yi ve denizcilik ile havacılığa getirilen vergileri “ekonomik intihar” olarak niteleyerek “parça parça sökülmesi gerektiğini” söyledi.
Komisyon geri adım atmıyor
Avrupa Komisyonu ise, otomobillerde olduğu gibi bu saldırılara karşı politikasını güçlü biçimde savunuyor.
Ulaştırmadan Sorumlu Komiser Apostolos Tzitzikostas, AB’nin havacılıkta karbonsuzlaşma politikalarına olan “sarsılmaz bağlılığını” vurguladı.
“Yatırım kararları ve inşaatlar 2027’ye kadar başlamazsa, 2030 hedeflerini kaçırırız. Bu kadar basit,” diyen komiser, Kasım ayında sürdürülebilir havacılık ve denizcilik yakıtlarına yatırımı artırmaya yönelik yeni planları açıklamıştı.
İklim kampanyacıları, otomotiv sektörünün 2035 hedefini sulandırma girişimine karşı sert bir mücadele vermişti. Şimdi benzer bir savaşın havacılıkta yaşanmasına hazırlanıyorlar.
Yeşil STK Transport & Environment’tan havacılık politika sorumlusu Marte van der Graaf,
“Havayollarının sızlanması şaşırtıcı değil; ancak AB mevzuatının böylesine temel bir parçasına saldırmaları hayal kırıklığı yaratıyor” dedi.
A4E adlı havayolu lobisi, üyelerinin geçen yıl ETS izinleri için 2,3 milyar euro ödediğini açıkladı. Politika Direktörü Monika Rybakowska, “2030’a gelindiğinde bu maliyet, ücretsiz tahsislerin kaldırılmasıyla 5 milyar euroya çıkabilir” dedi.
Düşünce kuruluşu InfluenceMap tarafından yapılan son bir çalışma, havayollarının ETS konusundaki pozisyonlarını uyumlu hale getirerek karar alıcılar üzerindeki etkilerini artırmaya çalıştığını ortaya koydu.
T&E ayrıca A4E’nin, azot oksitler ve is parçacıkları gibi iz bulutlarına katkı yapan CO₂ dışı kirliliğin sınırlandırılmasına yönelik önlemlerin ertelenmesini isteyen tutum belgesini de eleştirdi.
- A4E belgesinde, “CO₂ dışı etkilerin düzenlenmesi için bilimsel temelin yetersiz olduğu” ve “mali sorumluluk getirilmesinin kaynakları yanlış yönlendireceği” savunuldu.
- T&E ise buna, “Bu modası geçmiş bir bahane” diyerek yanıt verdi ve iz bulutlarının iklim etkisinin 20 yılı aşkın süredir bilindiğini vurguladı.
Politico