Finans çevreleri, söz konusu vergilerden büyük kazanç elde edebileceklerini düşünüyor
Londra, New York ve ötesindeki finans çevreleri, nakit sıkıntısı çeken şirketlerin iadeleri indirimli satmasıyla büyük kazanç fırsatları görüyor.
Wall Street’ten Singapur’a kadar hedge fonlar, Donald Trump yönetiminden doğan yüksek getirili ancak riskli gümrük vergisi iadelerini satın alma fırsatına yöneliyor.
ABD Yüksek Mahkemesi, Şubat ayında başkanın “Kurtuluş Günü” tarifelerini iptal etmeden önce, ABD’li ithalatçılar sınırda 166 milyar dolar ek vergi ödemişti.
Şimdi bu tutarın tamamının iade edilmesini umuyorlar — ancak nakde ihtiyaç duyan ithalatçılar, alacakları iadeleri şimdiden hedge fonlara indirimli fiyatlarla satmaya başladı.
Şirketlerin iadeleri doğrudan alması bekleniyor, fakat Trump yönetiminden paralarını geri almalarının ne kadar süreceği belirsiz.
Bu nedenle fonlar devreye girerek şirketlere bugün alacaklarının belli bir yüzdesini veriyor ve karşılığında devlet ödeme yaptığında iadenin tamamını almayı hedefliyor.
İşler hızla büyüyor.
“Hüksek Mahkeme kararı piyasayı açtı,” diyen Seaport Global yöneticisi Wes Harrell, hedge fonları tarife alacakları olan ithalatçılarla buluşturduklarını söyledi.
Harrell, “Girdi maliyetlerindeki enflasyonun ve bunun likidite üzerindeki etkisinin artmasıyla daha fazla oyuncunun piyasaya gireceğini düşünüyorum,” dedi.
Yüksek Mahkeme kararından önce iadeler dolar başına 20 ila 40 sentten satılıyordu. Ancak büyük markaların paralarını geri almak için hukuki yollara başvurmasıyla fiyatlar hızla yükseldi.
Harrell’e göre, büyük ve güvenilir satıcılara ait alacaklar dolar başına 70 sente kadar çıkabiliyor. “Son bir ayda ithalatçılar hazırlıklarını yaptı, ticaret avukatlarıyla görüştü ve dava sürecinde ve iade mekanizmasında haklarını nasıl koruyacaklarını belirledi.”
Ortalama işlem büyüklüğü 10 ila 25 milyon dolar arasında değişirken, 5 milyon doların altındaki alacaklar alıcı bulmakta zorlanıyor. Daha büyük işlemlerde ise 100 milyon doların üzerindeki talepler için alıcı-satıcı eşleştirmeleri yapılmış durumda.
Bazı şirketler, hukuki ve süreç belirsizliğine karşı korunmak amacıyla iadelerinin yüzde 50 ila 75’ini satışa çıkarıyor. İran savaşı nedeniyle maliyetlerin artması, şirketlerin bu iadeleri banka kredileri için teminat olarak kullanma seçeneklerini de gündeme getiriyor.
Harrell, kurumsal yatırımcılar, “finans yöneticilerinin bilançolarını yönetmelerine ve sermaye kullanmalarına yardımcı olmak için bu alacaklara indirimli fiyatla erken likidite sağlamaya çalışıyor,” dedi.
Küresel ofislere sahip ve her biri 30 milyar doların üzerinde varlık yöneten hedge fonlar — King Street ve Fulcrum Capital gibi — bu iadeleri satın alırken, Oppenheimer ve Stifel gibi uzman bankalar da bu işlemlere aracılık ediyor.
Oppenheimer’ın sabit getirili ürünler küresel başkanı Peter Albano, “Geçtiğimiz yıl, nakit akışı ve günlük operasyonları tarifelerden etkilenen ithalatçılardan gelen talebin arttığını gördük,” dedi.
Bankanın şirketleri, “potansiyel gelecekteki ödemeleri hemen kullanılabilir işletme sermayesine dönüştürebilecek yatırımcılarla buluşturduğunu” belirtti.
Stifel’in kurumsal iletişim başkanı Neil Shapiro da “tarife kaynaklı geri ödemelere yönelik güçlü talebin sürdüğünü” ifade etti.
Piyasaya aşina üç kişi, özel görüşmeler hakkında rahat konuşabilmek için anonim kalmak kaydıyla Fulcrum’un iadeleri satın aldığını doğruladı. King Street ise yorum yapmayı reddetti.
Önde gelen bir dava finansörü, iflas ve borç yeniden yapılandırma alanında uzman bir meslektaşının getirdiği 12 milyon dolarlık bir iade talebini gördüğünü belirterek,
“Bize geldi, ama biz bu işi yapmıyoruz. İnsanların nereye başvuracaklarını bile tam olarak bilmediğini görebiliyorsunuz,” dedi.
Çoğu işlem 100 milyon doların altında gerçekleşiyor ve toplam piyasa hacminin yarım milyar doların altında olduğu tahmin ediliyor.
Trump faktörü
Ancak öngörülemez bir başkan, tüm süreci riskli bir kumara dönüştürüyor.
“Trump’ın sırada ne yapacağını kim bilebilir?” diyen bir başka dava finansörü, başkanın herhangi bir gün gümrük idaresine iadeleri ödememesi yönünde talimat verebileceğini söyledi.
“Trump kaynaklı politik risk çok büyük. Bu iade programının siyasi olarak nasıl şekilleneceğini bilmiyoruz. Bu süreç birçok farklı yöne gidebilir,” dedi.
Harrell ise, dijital iade sistemi kurulmuş olsa bile, “hükümetin geçen yıl topladığı 160 milyar dolarlık tarifeyi tek seferde geri ödemesinin zor göründüğünü” ifade etti.
1998’de Yüksek Mahkeme’nin ithalat vergisini iptal ettiği bir davanın ardından ABD hükümeti iadeleri ödemek için iki yıldan fazla süre almış, erken başvurmayan bazı firmalar paralarını yaklaşık altı yıl sonra alabilmişti.
Büyük ödeme beklentisi
ABD Ticaret Odası’nın politika şefi Neil Bradley, “İade süreci hızlı ve verimli olmalı, insanlar paralarına erişmek için haklarını satmak zorunda kalmamalı,” - “İdeal olarak bu süreç aylar değil, haftalar sürmeli.” dedi.
Mart ayı sonunda ABD Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu, New York’taki Uluslararası Ticaret Mahkemesi’ne yeni bir dijital iade başvuru sistemi üzerinde çalıştığını bildirdi.
Bu, bir yargıcın “Kurtuluş Günü” tarifelerinin tahsilatını durdurma kararı sonrası geldi. Kurum, ödemelerin yeni sistem üzerinden 45 güne kadar sürebileceğini belirtti.
Geçtiğimiz Cuma yayımlanan bültende, iade başvurularının aşamalı olarak kabul edileceği ve sürecin 20 Nisan itibarıyla başlayacağı duyuruldu. İlk aşamada sistem, daha yeni ve basit başvurulara odaklanacak ve tüm ithalatçıları kapsamayacak.
Grayhawk Law kurucusu Matthew Seligman, “Bültende sürecin tüm ithalatçılara açılacağına dair bir taahhüt yok. Daha karmaşık işlemler ilerleyen aşamalarda kapsanacak.” dedi.
Şu ana kadar 26.600’den fazla ithalatçı otomatik iade sistemine kayıt yaptırdı — bu sayı, tarifeleri ödeyen yüz binlerce ABD’li ithalatçının yaklaşık yüzde 8’ine denk geliyor.
Bradley’ye göre, Orta Doğu’daki çatışmanın yarattığı maliyet baskısı henüz şirketleri daha hızlı nakit elde etmek için iadelerini indirimli satmaya zorlayacak seviyede değil.
Ancak “çatışmanın etkileri uzadıkça ve iadelerin işlenmesi geciktikçe bu durum değişebilir.”
Politico