'Ölüm üslerini istemiyoruz'
Geçtiğimiz günlerdeki İHA saldırısının ardından Güney Kıbrıs'taki İngiliz üslerinin varlığı bir kez daha tartışmaya açıldı.
İngiltere, Fransa ve Yunanistan'ın başını çektiği 'deniz kalkanı,' Doğu Akdeniz’e doğru harekete geçti.
Güney Kıbrıs'taki Akrotiri (Ağrotur) Hava Üssü’ne geçtiğimiz hafta düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısının ardından yerel halk, İngiliz üslerinin kapatılması için sokaklara döküldü.
Adadaki sömürge geçmişine ve artan askeri hareketliliğe duyulan tepkiyle periyodik olarak alevlenen protestolar, son drone faaliyetlerinin ardından yeniden alevlendi.
Güney Kıbrıs halkı bu üsleri sadece bir askeri varlık değil, doğrudan bir "güvenlik tehdidi" olarak görüyor.
Cumartesi günü Güney Kıbrıs'ta başkanlık sarayına yürüyen yüzlerce protestocu, “Ölüm üsleri gitmeli” sloganları attı.
Güney Kıbrıs Barış Konseyi, İngiliz hükümetinin bu tesisleri lojistik amaçla kullandırmasının adayı doğrudan bir bölgesel savaşın hedefi haline getirdiğini savunuyor.
Saldırı, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın ABD’ye İngiltere üslerini kullanma izni verdiğini açıklamasından kısa süre sonra meydana geldi.
Starmer, İngiltere’nin İran’a yönelik saldırılara katılmayacağını ancak ABD’nin İran’ın füze sistemlerine yönelik “sınırlı ve savunma amaçlı” operasyonları için İngiliz üslerini kullanmasına onay verildiğini söylemişti.
Güney Kıbrıslı Bakan: 'Saldırıyı önceden haber verdik'
Guardian'a konuşan Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Constantinos Kombos, saldırıya dair çarpıcı detaylar paylaştı. Bakan Kombos, Akrotiri’yi vuran İran yapımı İHA’nın Lübnan’dan fırlatıldığını ilk kez teyit etti.
Kombos şu ifadeleri kullandı: "Şu an Lübnan cephesine bakmak zorunda olduğumuz bir gerçek. Kuzeydoğu yönünden gelecek hiçbir tehdidi dışlayamayız. Mevcut sistemlerin tüm tehdit olasılıklarını kapsadığından emin olmalıyız."
Bakan, saldırıdan önce Londra’yı defalarca uyardıklarını ancak bu uyarıların karşılık bulmadığını belirterek, "Bölgesel durum belirli bir yöne evrilirse bu üslerin hedef olabileceğini tutarlı bir şekilde ilettik. Pazar gecesi yaşananlar, bu görüşmelerin sonucunu açıkça ortaya koyuyor," dedi.
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, ülkesinin herhangi bir askeri operasyona dahil olma niyeti olmadığını yineledi.
Ancak İngiliz üslerinin geleceği hakkındaki bir soruya, "Hiçbir ihtimal dışlanmıyor" yanıtını vererek, üslerin statüsünün önümüzdeki dönemde masaya yatırılabileceğinin sinyalini verdi.
Avrupa ülkelerinden Kıbrıs'a 'askeri kalkan'
Saldırıların ardından NATO veya Avrupa Birliği nezdinde resmi bir kolektif savunma süreci henüz başlatılmadı.
Ancak Lefkoşa’nın bireysel yardım çağrıları, Avrupa genelinde hızlı bir askeri karşılık buldu. NATO müttefikleri arasında özel bir görüşme yapılmasa da, AB üyesi Kıbrıs'ı savunmak için adeta bir 'deniz kalkanı' oluşturuluyor.
İngiltere'nin HMS Dragon muhribi Güney Kıbrıs'a doğru ilerliyor ancak önümüzdeki haftalarda bölgeye ulaşması bekleniyor.
İngiliz Savunma Bakanı John Healey, çarşamba akşamı Kıbrıs'ta mevkidaşı Vasilis Palmas ile bir araya geldi.
Görüşmede, insansız hava araçları ve füze saldırılarına karşı savunma kapasitesinin nasıl güçlendirileceği ele alındı.
Yunanistan ve Fransa adanın savunmasına katkı sağlamak üzere askeri kapasite konuşlandırdı.
Yunanistan'ın bölgeye iki fırkateyn ve dört F-16 savaş uçağı sevk etme kararının ardından Fransa'nın nükleer enerjili Charles de Gaulle uçak gemisini Baltık'tan Güney Kıbrıs'a yönlendirerek verdiği hızlı karşılığa diğer Avrupa ülkeleri de katıldı.
İspanya, Fransız uçak gemisine refakat ve eğitim amacıyla eşlik eden Cristobal Colon fırkateyninin önümüzdeki hafta bölgeye ulaşacağını duyurdu.
İtalya tarafında ise Parlamento'nun nihai onayının ardından Kıbrıs'a takviye güç gönderilmesi planlanıyor.
Hollanda'ya ait HNLMS Evertsen fırkateyni de Kıbrıs'a doğru yol alırken, yakın zamana kadar Baltık Denizi'nde konuşlanmış olan Charles de Gaulle uçak gemisi ile birlikte seyre devam ediyor.
Yine de birçok Kıbrıslı söz konusu adımları "çok az ve çok geç" olarak değerlendiriyor.
RAF Akrotiri, İngiltere'nin Orta Doğu'daki denizaşırı askeri faaliyetleri açısından oldukça kritik bir üs.
1960'ta Kıbrıs'ın bağımsızlık anlaşmaları uyarınca İngiltere'nin elinde kalan ve ada yüzölçümünün yüzde 3'üne tekabül eden iki egemen üs bölgesinden — Akrotiri ve Dhekelia (Dikelya) — oluşan toprak parçaları arasında, askeri açıdan en hayati öneme sahip nokta olarak öne çıkıyor.
Bölgedeki askeri yığınak artarken, Kıbrıs’ın jeopolitik bir satranç tahtasına dönüşüp dönüşmeyeceği ise belirsizliğini koruyor.
Euro News