İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Veliaht Prensi’nin ABD’ye İran’a sert şekilde saldırması yönünde çağrıda bulunduğu iddiaları hakkında açıklama talep etti.
ABD güçlerine ev sahipliği yapan bazı Körfez ülkelerinin İranlıların öldürülmesini gizlice teşvik ediyor olabileceğini iddia etti. Bu açıklama, üstü örtülü biçimde Suudi Arabistan’a yönelik bir eleştiri olarak değerlendirildi.
Arakçi, ABD medyasında yer alan ve Suudi Veliaht Prensi Mohammed bin Salman’ın ABD Başkanı Donald Trumpile düzenli olarak özel görüşmeler yaptığı ve ona “İranlılara sert şekilde saldırmaya devam etmesi” yönünde telkinde bulunduğunu öne süren haberler hakkında açıklama istedi.
Arakçi’nin açıklaması, bir hafta içinde çıkan ikinci ABD medya haberine yanıt niteliğindeydi.
Bu haberlerde Suudi Veliaht Prensi’nin kamuoyunda ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına karşı çıkmasına rağmen, özel görüşmelerde farklı bir tutum sergilediği ileri sürülüyordu.
Arakçi, X platformunda yaptığı paylaşımda, ABD-İsrail saldırılarında 200’den fazlası çocuk olmak üzere yüzlerce sivilin öldüğünü belirterek, “Tutumlar derhal netleştirilmelidir” dedi.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Larijani de Körfez ülkelerindeki Müslüman halklara çağrıda bulunarak, savaşta hangi tarafta olduklarını ve neden hiçbir İslam ülkesinin İran halkının yanında durmadığını kendilerine sormaları gerektiğini söyledi.
İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını savunan Larijani şöyle konuştu:
“Ülkelerinizdeki ABD üsleri bize saldırmak için kullanılırken bizim hiçbir şey yapmadan durmamız mı isteniyor? Bugünkü çatışma bir tarafta Amerika ve İsrail, diğer tarafta Müslüman İran ve direniş güçleri arasındadır.”
Bu uyarılar, İran’ın pazartesi günü saldırılarını artırmasıyla geldi. İran, savaşın başlangıcından bu yana en kapsamlı saldırı dalgalarından birinde Bahreyn, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirdi.
İran ayrıca Hürmüz Boğazı'nı “düşmanlara ve onların saldırganlığını destekleyenlere” karşı süresiz olarak kapalı tutacağını açıkladı.
Bu açıklama, ülkede İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) kontrolünü daha da güçlendirdiğine dair işaretlerin ortaya çıktığı bir dönemde geldi.
Bu gelişmeler, sert görüşleriyle bilinen isimlerden Mohsen Reza’nin, ülkenin dini lideri Müctaba Hamaney’e askeri danışman olarak atanmasının ardından yaşandı.
IRGC’nin 16 yıl boyunca komutanlığını yapmış olan Rezaee, kanlı İran–Irak Savaşı sırasında önemli rol oynamıştı.
Hafta sonu yaptığı açıklamada, ABD Orta Doğu’daki askeri üslerini boşaltmayı kabul etmedikçe ateşkes olmaması gerektiğini söyledi.
Bu atama, son dönemde yapılan yeni atamalarla birlikte IRGC’nin ülkedeki etkisini daha da pekiştiriyor.
Savaşın başlamasından bu yana en yoğun bombardımanlardan birinin yaşandığı Tahran’da birçok mahalle ağır saldırılara maruz kaldı.
Elektrik altyapısının hedef alınması nedeniyle başkentin doğu kesimlerinde geçici elektrik kesintileri yaşandı.
Tahran Belediye Başkanı Alireza Zakani, başkentin 13 bin ayrı saldırıya maruz kaldığını ve bunun İran’a yönelik toplam saldırıların yarısından fazlasını oluşturduğunu söyledi. Tahran metrosunun bazı bölümleri de hizmet dışı kaldı.
İran’da sansür de son 48 saatte daha da yoğunlaştı. İnternet kesintileri nedeniyle gazeteler ve Telegram kanallarının çoğuna erişim büyük ölçüde engellendi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Baghai, haftalık basın toplantısında, “savaşa dahil olmayan ülkelere ait gemilerin İran ordusuyla koordinasyon ve izin çerçevesinde Hürmüz Boğazı’ndan geçmesine izin verildiğini” söyledi.
Hindistan bayraklı iki LNG tankeri, İran ile Hindistan arasında yapılan doğrudan görüşmelerin ardından Gücerat’a doğru ilerlemek üzere boğazdan geçebildi. Ancak gelecekte Hindistan gemilerinin geçişine dair genel bir anlaşmaya henüz varılmadı.
Arakçi, bu geçiş izninin Hindistan ile geçmişte yürüttüğü diplomatik ilişkiler nedeniyle tek seferlik olduğunu belirtti.
Buna karşılık İran’ın Hindistan’dan ilaç erişimi ve Hindistan tarafından el konulan üç İran gemisinin serbest bırakılmasını istediğine dair haberler bulunuyor.
İranlı yetkililer, Trump’ın Çin, Fransa ve Birleşik Krallık dahil yedi ülkeyi Hürmüz Boğazı’nı açmak için ABD öncülüğünde bir koalisyona katılmaya çağırmasının büyük ölçüde olumsuz karşılanmasından memnuniyet duydu.
ABD ile Avrupa arasındaki her türlü görüş ayrılığı, İranlı yetkililer ve medya tarafından Trump’ın tek taraflı savaşının —ki bu savaşa İsrail dışında hiçbir ülke önceden dahil edilmemişti— uluslararası destek bulamayacağının işareti olarak değerlendiriliyor.
The Guardian