Kentbilimci, STK Yöneticisi ve TGM Başyazarı Dr. Ahmet GÜLER, İzmir–Urla–Çeşme Otoyolu satışına yönelik son durumu kaleme aldı.
Dr. Ahmet GÜLER: "Halkın parasıyla yapılan bir yol, kısa vadeli bütçe ihtiyacı için yeniden satılamaz."
"1990’lı yıllarda Türkiye’nin ilk büyük otoyol projelerinden biri olarak sunulan yaklaşık 100 kilometrelik İzmir–Urla–Çeşme Otoyolu, bu millete neredeyse 650 milyon dolara mal oldu".
Dönemin resmi kayıtları ve TBMM belgeleri, 1996 itibarıyla harcamanın 573 milyon doların üzerine çıktığını, tamamlanması için ilave ödenek gerektiğini gösteriyor.
Fiyat farkları ve ek ödeneklerle birlikte toplam maliyet kamuoyunda 600–650 milyon dolar bandında anıldı.
Bu otoyol sıradan bir ulaşım projesi olarak tasarlanmadı. O dönemde Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vizyon projeleri arasında yer alan Çeşme Teknoparkı ve büyük bir liman yatırımı ile birlikte düşünülüyor; Ege’de bölgesel bir kalkınma hamlesinin altyapısı olarak sunuluyordu.
Ama sonuçta ne teknopark gerçekleşti ne de o ölçekte bir liman hamlesi hayata geçti. Kalkınma iddiası gerçekleşmedi; ancak maliyet gerçekleşti.
Dahası, o yıllarda ekonomik olarak zorlanan, döviz darboğazı yaşayan bir ülkede, dünyada kilometresi yaklaşık 1 milyon dolara yapılabilen otoyolun, kilometre başına yaklaşık 6–6,5 milyon dolara mal edilmesi ayrı bir tartışma konusu oldu. Yani bu proje yalnızca büyük değil; pahalı da bir projeydi.
Bugün ise başka bir tabloyla karşı karşıyayız.
Merkezi yönetimin, seçim öncesi finansman ihtiyacı çerçevesinde üç köprü ve yedi otoyolu işletme hakkı devri yoluyla paraya çevirmeyi planladığı konuşuluyor.
İzmir–Çeşme Otoyolu da bu paketin içinde anılıyor. Üstelik geçiş ücretinin 53 TL’den 300–365 TL seviyesine çıkabileceği iddiası kamuoyuna yansımış durumda.
Bu, teknik bir özelleştirme tartışması değildir.
Bu;
-Turizmin maliyetini artırmak,
-Esnafın giderini yükseltmek,
-Günübirlik çalışan emekçinin ulaşımını zorlaştırmak,
-Öğrencinin, servisçinin, üreticinin cebinden daha fazla para çıkarmak demektir.
Yarımada ekonomisi ulaşım üzerinden şekillenir.
Ulaşımı pahalılaştırmak, fiilen yarımadanın kapısına kilit vurmak anlamına gelir.
En büyük çelişki şudur:
Vergilerle yapılan, kamu bütçesiyle finanse edilen, ekonomik olarak zaten tartışmalı bir maliyetle tamamlanan bu yol, şimdi 25 yıllığına devredilerek yeniden gelir kaynağına dönüştürülmek istenmektedir.
Yani halk önce yapım bedelini ödedi, sonra geçiş ücretini ödedi; şimdi de yüksek tarifeyle bir kez daha ödemesi isteniyor.
Bu model sürdürülebilir değildir. Bu yaklaşım bölgesel kalkınma değil, bölgesel daralmaya yol açar.
Umarız aklıselim galip gelir ve bu düşünceden vazgeçilir.
Aksi halde artan ulaşım maliyetleri, Çeşme Yarımadası’nı yalnızca pahalı bir turizm adasına değil; erişimi zor, ekonomisi daralan bir bölgeye dönüştürecektir.
Halkın parasıyla yapılan bir yol, kısa vadeli bütçe ihtiyacı için yeniden satılamaz.
Dr.Ahmet GÜLER
Kent Bilimci & Çeşme Kent Konseyi Başkanı