“Brexit, Brexit’tir.”
Bir zamanlar Britanya hükümetinin sloganı olan bu kısa ve sert ifade, şimdi beklenmedik biçimde Emmanuel Macron yönetimindeki Paris’te yankı buluyor.
Fransa’ya göre bu sözün anlamı net: Birlikten ayrılan Birleşik Krallık, artık Avrupa Birliği’nin tek pazarının avantajlarından yararlanamaz.
Bu yaklaşım, Londra’nın Avrupa ile ilişkileri “resetleme” ve yeniden Avrupa Birliği yörüngesine bir miktar yaklaşma çabalarını doğrudan etkiliyor.
“Made in Europe” Cephesi
Son gerilim hattı, AB’nin kamu ihaleleri ve devlet yardımlarında Avrupalı şirketleri yabancı firmalara karşı kayıracak “Made in Europe” kuralları.
Dört Fransız yetkiliye göre, Britanyalı şirketler AB firmalarıyla otomatik olarak aynı haklara sahip olmamalı. Taslak metin, Macron’un partisinden olan AB Sanayi Komiseri Stéphane Séjourné tarafından hazırlandı; bu da Fransa’ya müzakerelerde güçlü bir etki alanı sağlıyor.
Ancak Britanyalı firmaların dışarıda bırakılması yönündeki baskı Londra’da ciddi kaygı yaratmış durumda. Hükümet, İngiliz şirketlerinin diğer Avrupalı firmalardan farklı muamele görmemesi gerektiğini savunuyor.
İş Bakanı Peter Kyle Brüksel’de üst düzey Komisyon yetkilileriyle görüşmeye hazırlanırken, Ticaret Bakanı Chris Bryant da Paris’te temaslarda bulunacak. Londra’nın mesajı açık: İngiltere dışlanmamalı.
Londra’nın Endişesi
İngiliz hükümeti, yeni kuralların Birleşik Krallık iş dünyasını zayıflatabileceğinden korkuyor ve “Made in Europe kulübüne” dahil olmak için diplomatik bir girişim başlatmış durumda.
Bir İngiliz yetkili, İngiltere’nin dışlanmasının Fransa başta olmak üzere AB şirketlerine de zarar verebileceğini savunuyor:
“Birçok Fransız şirketinin tedarik zinciri Birleşik Krallık ile iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle Fransız hükümetiyle ciddi görüşmeler yapacaklar.”
Ancak Paris bu argümana sıcak bakmıyor. Fransız yetkililerin mantığı basit:
Tek pazardan ayrılan bir ülke, onun avantajlarından yararlanamaz.
Bir Fransız yetkilinin ifadesi sert:
“Pastayı hem alıp hem yiyemezsiniz.”
Brexit Gerçekliği
İngiltere’de iş dünyası alarm veriyor. (SMMT), Birleşik Krallık otomotiv sektörünü temsil eden ana sektör kuruluşu, Brüksel’i “korumacılık” ile suçladı.
Maliye Bakanı Rachel Reeves ise daha diplomatik bir ton benimsedi ve İngiltere’nin sistem dışında bırakılmasının Avrupa’nın dayanıklılığını artırma hedefiyle çelişeceğini söyledi.
Fransa ise şimdilik İngiltere’ye AB dışındaki diğer ülkelere göre ayrıcalık tanımaya karşı. Paris, Avrupa Ekonomik Alanı üyeleri — Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn — için kapıyı açık bırakırken, Birleşik Krallık’a ancak ilerleyen aşamada ve belirli koşullar altında sınırlı erişim tanınabileceğini belirtiyor.
Daha Geniş Bir Yaklaşım
Fransız Ekonomi Bakanı Roland Lescure, savunma ve enerji alanındaki ilişkiler bağlamında şunları söyledi:
“Birleşik Krallık’ı Avrupa’ya yaklaştıracak her şey memnuniyetle karşılanır. Ama Brexit oldu. Hiç olmamış gibi davranamayız.”
Avrupa Parlamentosu Birleşik Krallık Temas Grubu Eş Başkanı Sandro Gozi de benzer bir çizgide:
“Tek pazardan ayrılmakla Birleşik Krallık yalnızca mevcut sistemden değil, Made in Europe gibi gelecekteki gelişmelerden de kendini dışarı çekmiş oldu.”
AB İçinde de Tartışmalı
“Made in Europe” hükümleri, yaklaşan AB Industrial Accelerator Act’in parçası ve Birliğin geleneksel serbest ticaret yaklaşımından önemli bir sapma olarak görülüyor.
Metin, Komisyon içinde de ciddi itirazlarla karşılaştı ve kapsamı konusunda anlaşmazlıklar nedeniyle üçüncü kez ertelendi.
Taslağın son versiyonuna göre Komisyon, üretimi “Birlik menşeli içerikle eşdeğer” sayılabilecek “güvenilir ortakları” belirlemeyi taahhüt ediyor.
Britanyalı şirketlerin bu “kulübün” içinde mi yoksa dışında mı kalacağı ise henüz net değil.
Eski Fay Hatları Geri mi Dönüyor?
- Avrupa ticaret politikası ve Brexit tartışmaları yeniden eski hatlarına oturmuş görünüyor:
- Fransa daha sert ve korumacı çizgide
- Bazı diğer AB ülkeleri daha açık ve esnek yaklaşımda
- Sonuçta mesele teknik bir ihale düzenlemesinden çok daha fazlası:
- Bu, Brexit’in gerçekten ne anlama geldiğine dair süregelen siyasi ve ekonomik bir hesaplaşma.
- Ve görünen o ki, Paris için cevap hâlâ net:
Brexit, Brexit’tir.
Politico