“Nitelikli Eleman Bulamıyoruz!”
İnsan Kaynakları Danışmanı & Yazar, Gökşin KONSOLOĞLU, "İş dünyasında en çok ihtiyaç duyulan nitelikli personel istihdamı, efektif çalışma koşullarını ve sektörün yaşadığı ikilemleri" TGM için kaleme aldı. Keyifli okumalar...
Nitelikli Eleman mı Bulamıyoruz, Yoksa Çalışma Hayatını mı Yeniden Anlamamız Gerekiyor?
Son zamanlarda işverenlerle yaptığımız görüşmelerde en sık duyduğumuz cümlelerden biri şu:
“Nitelikli eleman bulamıyoruz!”
Peki, gerçekten nitelikli çalışan mı bulamıyoruz? Yoksa çalışanların iş hayatından beklentilerinin değiştiğini görmekte mi zorlanıyoruz?
İnsan kaynakları yönetimini yalnızca işe alım, ücret politikaları ve performans değerlendirmelerinden ibaret görmemek gerekiyor. Artık çalışma hayatını sosyoloji, psikoloji ve ekonomiyle birlikte değerlendirmek zorundayız.
Çünkü insan, yalnızca geçimini sağlamak için çalışan bir varlık değildir. Aynı zamanda geleceğini kurmak, kendisini geliştirmek, ailesine zaman ayırmak, sosyal hayata katılmak ve emeğinin karşılığını hissedebilmek ister.
Bugün birçok çalışan, aldığı ücretin önemli bir bölümünü barınma, beslenme, ulaşım ve diğer zorunlu ihtiyaçlarına ayırmak durumunda kalıyor.
Çalışıyor, üretiyor, yoruluyor…
Ama ay sonunda kendisine, hayallerine ve geleceğine ayırabileceği kaynak giderek azalıyor.
İşte tam da burada önemli bir ayrımı görmemiz gerekiyor:
İnsanların çalışmak istememesiyle, çalışmanın hayatlarında bir karşılık bulmadığını düşünmeleri aynı şey değildir.
Elbette nitelikli iş gücü açığı gerçektir. Mesleki eğitimdeki eksiklikler, değişen teknolojiler ve sektörlerin ihtiyaç duyduğu yetkinlikler bu sorunun önemli parçalarıdır.
Ancak meseleyi yalnızca çalışanların isteksizliğine, gençlerin iş beğenmemesine ya da sadakat eksikliğine bağlamak, sorunun sosyolojik boyutunu görmezden gelmektir.
İşverenlerin artık kendilerine şu soruları da sormaları gerekiyor:
Sunduğumuz ücret, çalışanımıza yalnızca hayatta kalma imkânı mı veriyor, yoksa bir gelecek kurma fırsatı da sunuyor mu?
Çalışanlarımız kendilerini değerli ve güvende hissediyor mu?
İşyerimizde adil bir yönetim anlayışı ve gelişim fırsatları var mı?
Çalışanlarımızın değişen sosyal ve ekonomik beklentilerini ne kadar anlayabiliyoruz?
Unutmayalım ki iş gücü piyasasındaki sorunların tamamı insan kaynakları departmanlarının çözebileceği sorunlar değildir. Bir kısmı ekonomik, bir kısmı toplumsal, bir kısmı da yönetim anlayışımızla ilgilidir.
Yaklaşık otuz yıllık insan kaynakları deneyimimin bana öğrettiği önemli gerçeklerden biri şudur:
İnsanı anlamadan insan kaynağını yönetemezsiniz.
Bugün şirketlerin yalnızca nitelikli çalışan aramaya değil, nitelikli çalışanların neden kendilerini o şirketin bir parçası olarak görmek isteyeceklerini düşünmeye de ihtiyacı var.
Çünkü geleceğin iş dünyasında rekabet yalnızca ürün, teknoloji ve sermaye üzerinden değil; insana sunulan yaşam kalitesi, güven ve gelecek duygusu üzerinden de şekillenecek.
Belki de artık soruyu değiştirmeliyiz:
“Neden kimse çalışmak istemiyor?” yerine, “İnsanlara çalışmak için nasıl bir gelecek sunuyoruz?” diye sormalıyız.
Gökşin KONSOLOĞLU