Avrupa Komisyonu ve Fransa, “Avrupa’da Üretildi” politikalarını güçlü biçimde destekliyor.
Brüksel’in kamu alımları ve yatırımlarda AB şirketlerini kayırma yönündeki hamlesi, Birliğin bürokrasiyi azaltma çabalarından elde edilen kazanımları ortadan kaldırma riski taşıyor; kuzey Avrupa’daki bir grup başkent bu konuda uyarıda bulundu.
Bu endişeler, gelecek hafta Belçika kırsalında düzenlenecek gayriresmî AB zirvesi öncesinde gündeme geldi.
Zirvede liderlerin rekabetçiliğe odaklanması ve Avrupa’nın rekabetçiliği üzerine çığır açan bir raporun yazarı olan, eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin de katılması bekleniyor.
Finlandiya, İsveç, Hollanda, Estonya, Letonya ve Litvanya, ortak bir “non-paper”da (resmî olmayan belge) “Avrupa tercihi” ilkesinin “basitleştirme çabalarımızı silip süpürme” ve AB şirketleri için “bir başka karmaşık düzenleme katmanı” ekleme riski taşıdığını belirtti.
Bu kriterlerin kullanılması hâlinde, sınırlı, orantılı ve sonuçlarının net biçimde anlaşıldığı bir çerçeveye dayanması gerektiğini eklediler.
Bunun yerine AB’nin, üye ülkeler arasındaki ticaret engellerini kaldırarak, sermaye piyasalarını birleştirerek ve devlet yardımlarını yalnızca “başka yollarla daha verimli biçimde ele alınamayacak açık piyasa başarısızlıkları” durumlarıyla sınırlayarak “gerçek bir sadeleştirmeyi” önceliklendirmesi gerektiği vurgulandı.
Söz konusu non-paper, Avrupa Sanayi Komiseri Stéphane Séjourné’nin, AB’nin “en stratejik sektörlerinde” “gerçek bir Avrupa tercihi” çağrısı yapan ve 1.000’den fazla AB şirketi tarafından imzalanan bir köşe yazısı yayımlamasından sadece birkaç gün sonra geldi.
Séjourné, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yakın müttefiki olan Fransız siyasetçi, “İster kamu ihalesi, ister doğrudan devlet yardımı ya da başka herhangi bir finansal destek biçimi olsun, yararlanıcı şirket üretiminin önemli bir kısmını Avrupa topraklarında gerçekleştirmek zorunda kalacak. Fransa da Avrupa tercihi ilkesini güçlü biçimde destekliyor.” dedi.
Savunma tedariki
AB başkentleri Çarşamba günü ayrıca Ukrayna’ya 90 milyar avroluk bir krediyi onayladı; bunun üçte ikisi askerî yardıma ayrıldı.
Silah ve mühimmat, “kademeli ilke” temelinde tedarik edilecek; buna göre AB, yalnızca Avrupa menşeli bir muadil bulunmadığı takdirde ABD ve diğer AB dışı ülkelerden silah alacak.
Draghi, 2024 tarihli raporunda savunma tedarikinde sınırlı bir Avrupa tercihi ilkesine çağrıda bulunmuştu.
Bu adım, Amerikan şirketleri tarafından sert biçimde eleştirildi; söz konusu şirketler böyle bir hamlenin, “AB ekonomisinin dokusuna işlemiş” ABD işletmelerine karşı ayrımcılık anlamına geleceği uyarısında bulundu.
Fransa ayrıca, AB’nin kendi savunma sanayi tabanını güçlendirme ve giderek daha oynak bir Washington’a olan bağımlılığını azaltma ihtiyacını gerekçe göstererek, söz konusu paranın yalnızca Avrupa içinde harcanması için baskı yapmıştı.
ABD, Avrupa güvenliğine olan taahhüdünü azaltmak istiyor ve Danimarka’ya bağlı yarı özerk bir bölge olan Grönland’ın kontrolünü ele geçirme tehdidinde defalarca bulundu.
Buna karşılık Almanya ve Rusya sınırındaki birçok doğu AB ülkesi, ABD’den silah tedarikini reddetmenin Kiev’in Rusya’ya karşı savaş çabasını sekteye uğratacağını savundu.
Euractiv