Portekiz polisi, protestolarda "köpek ve cop" kullandı.
Portekiz polisi, barınma krizini protesto etmek amacıyla kurulan kampları dağıtmak için "köpekler ve coplar" kullandı.
Lizbon'un merkezinde en az 100, Porto'da ise yaklaşık 50 çadırın kaldırıldığı operasyonlarda 30'dan fazla kişi gözaltına alındı.
Portekiz polisi, Pazar günü sabaha karşı Lizbon ve Porto'daki barınma protestosu kamplarına müdahale ederek eylemcilere coplarla saldırdı ve 30'dan fazla kişiyi gözaltına aldı.
Bu baskınlar, İspanya'daki benzer eylemlerden esinlenerek ülkedeki derinleşen barınma krizini protesto etmek için şehir merkezlerindeki meydanlara çadır kuran eylemciler ile polis arasında günlerdir süren çatışmaların son halkası oldu.
Pazar günü saat 02.00'den (GMT 02.00) kısa bir süre sonra, bazıları köpekli olan onlarca polis memuru, Lizbon'daki Rossio Meydanı'nda kurulan 100'den fazla çadırı kaldırmak üzere harekete geçti. Polis, Porto'daki Dom João I Meydanı'nda bulunan ve yaklaşık 50 çadırdan oluşan daha küçük bir kampın da kaldırıldığını açıkladı.
Lizbon'un kalbindeki bu kamp, binlerce kişinin Portekiz başkentinin ana caddelerinden birinde yürüyüş yaparak, ülkede ortalama gelir seviyesinin çok üzerine çıkan konut fiyatlarını protesto etmesinin ardından kurulmuştu.
Polis, Pazar günkü müdahalenin orantılı olduğunu savunarak, öncesinde eylemcilerden kampları kendi istekleriyle terk etmelerinin istendiğini belirtti.
Polis, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, iki şehirdeki operasyonlar sırasında "emre itaatsizlik" gerekçesiyle 31 kişinin gözaltına alındığını ve toplam 171 yapının (çadırın) kaldırıldığını duyurdu.
Olaylarda, üç polis memuru dahil olmak üzere 11 kişi yaralandı. Reuters haber ajansı, Lizbon'da gözaltına alınan 25 kişinin, Pazartesi günü mahkemeye çıkmaları şartıyla serbest bırakıldığını bildirdi.

"Casa Para Viver" (Yaşamak İçin Bir Ev) adlı grup, polisin verdiği rakamlara itiraz ederek, güvenlik güçlerinin coplar, köpekler ve plastik mermilerle kamplara girmesi sonucu 20'den fazla kişinin yaralandığını öne sürdü.
Grup yaptığı açıklamada, "Uyuyan veya barışçıl bir şekilde protesto gösterisi yapan insanların üzerine polis köpeklerini salmak ve plastik mermilerle ateş açmak için sabaha karşı vaktin seçilmesi, siyasi bir karardır" ifadelerini kullandı ve Çarşamba günü yeni protestolar düzenlenmesi çağrısında bulundu.
Grup ayrıca, "Bu durum, hükümetin barınma krizini çözmek yerine, krize karşı sesini yükseltenleri bastırmayı tercih ettiğini gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu. Sol Blok (Left Bloc) milletvekili Fabian Figueiredo, polisin müdahalesini ülkenin demokrasisine “açılmış bir yara” olarak tanımladı.
Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Barınma hakkı için mücadele etmek bir haktır. Barışçıl protesto da öyle. Anayasa her ikisini de güvence altına alıyor,” ifadelerini kullandı ve ekledi: “Geleceğimiz için mücadeleye devam edelim.”
Portekiz’deki barınma hakkı protestosu kampları, ekim ayı başında aktivistlerin Porto’da çadır kurmasıyla başladı; ancak polis bu çadırları kısa sürede kaldırdı.
Benzer eylemler kısa süre sonra Lizbon’da da ortaya çıktı; polis ile eylemciler arasında yaşanan çatışmalar sonucunda çok sayıda kişi gözaltına alındı ve yaralanma haberleri geldi.
Avrupa kentleri bir hoşnutsuzluk dalgasıyla boğuşurken, İspanya ve Portekiz’de dikkatler büyük ölçüde, yerel halkın konut piyasasından dışlanmasına yol açan yüksek konut maliyetleri üzerinde yoğunlaşıyor.
Portekiz’de konut fiyatları 2017’den bu yana iki katından fazla arttı. Kiralık konut arayanlar ise neredeyse iki katına çıkan fiyatlarla mücadele etmek zorunda kalıyor; bu durum, Avrupa’nın en ciddi konut erişilebilirliği krizlerinden birini körüklüyor.
Bölge sakinleri uzun süredir, piyasanın serbestleştirilmesi, “altın vize” uygulamaları, dijital göçebelere yönelik programlar ve kısa dönemli kiralık konutların yaygınlaşması nedeniyle hızla yükselen fiyatların yükünü en ağır şekilde kendilerinin çektiğini dile getiriyor.
Eylemciler, merkez sağ hükümete, parlamentoda ilk okuması yakın zamanda kabul edilen ve tahliyeleri kolaylaştırıp yeni kira sözleşmelerindeki kira artış sınırlarını kaldıran yasa tasarısını geri çekmesi çağrısında bulunuyor.
İspanya’da ise Madrid’in merkezinde kurulan geniş kapsamlı barınma hakkı kampı, cumartesi günü dördüncü haftasına girdi. Bu kamp, 29 Kasım’da erken genel seçimlere gidilmesine yol açan yaygın protesto hareketinin en somut sembollerinden biri haline geldi.
The Guardian