Valdis Dombrovskis, G7’nin desteği olmadan da Rus petrol tankerlerine yönelik tam kapsamlı bir denizcilik hizmetleri yasağının uygulanabileceğini söyledi.
Bu açıklama, söz konusu önlemin yalnızca Batılı müttefiklerle koordinasyon içinde ilerleyeceğine dair önceki değerlendirmelerle çelişiyor gibi görünüyor.
ABD, Japonya, Birleşik Krallık ve Kanada’nın da aralarında bulunduğu büyük gelişmiş ekonomiler grubunu ifade eden G7’nin desteği, denizcilik hizmetleri yasağı için “mutlak bir ön koşul değil,” diyen Dombrovskis, salı günü Brüksel’de düzenlenen AB maliye bakanları toplantısının ardından konuştu.
“G7 düzeyi de dahil olmak üzere ne kadar yüksek bir uyum sağlayabilirsek o kadar iyi,” diye ekledi. “Ancak daha geniş bir mutabakat sağlanamazsa, AB düzeyinde adım atmaktan da geri durmayacağız.”
Denizcilik yasağı, Kremlin’in ham petrol sevkiyatını zorlaştırmayı ve nihayetinde Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı finanse etme kapasitesini sekteye uğratmayı amaçlıyor.
Bu önlem, Moskova’nın 24 Şubat’taki geniş çaplı işgalinin dördüncü yıldönümünden önce tamamlanması hedeflenen Brüksel’in Rusya’ya yönelik 20’nci yaptırım paketinin temel unsurunu oluşturuyor.
AB düzeyinde ise yasak, ekonomileri küresel deniz taşımacılığına büyük ölçüde bağımlı olan Malta ve Yunanistan’ın güçlü direnciyle karşı karşıya.
Yasağın, hâlihazırdaki G7 petrol tavan fiyatı uygulamasının yerini alması öngörülüyor. Mevcut uygulama, ham petrol belirli bir fiyatın altında satıldığı sürece Batılı şirketlerin Rus tankerlerine sigorta ve hizmet sağlamasına izin veriyor.
Her iki ülke de yasağın ancak G7’nin, özellikle de ABD’nin katılımıyla yürürlüğe girmesini istiyor. Diplomatlar, aksi halde yasağın Çin ve Hindistan denizcilik sektörlerine yarar sağlayabileceği ve bunun da Rusya’nın “gölge filosunun” fiyat tavanını aşmasını kolaylaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Sürpriz bir hamle
Dombrovskis’in açıklamaları bazı AB diplomatlarını şaşırttı. İçlerinden biri esprili bir dille, “Belki birisi ona [Dombrovskis’e] Komisyon’un teklifini destekleyip desteklemediğini sormalı,” dedi.
Ursula von der Leyen ise bu ayın başlarında yasağın yalnızca G7’nin desteğiyle yürürlüğe gireceğini ima etmişti.
Finlandiya ile birlikte denizcilik yasağının ilk savunucularından olan İsveç de G7 desteğinin zorunlu olmadığı yönündeki görüşü yineledi.
İsveç Maliye Bakanı Elisabeth Svantesson, salı günkü toplantı öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Elbette mümkün olduğunca çok sayıda ülkenin katılması iyidir,” dedi.
Ancak “kimsenin bir şey yapmamasındansa, bazılarının doğru olanı yapması daha iyidir,” diye ekledi.
İthalat yasakları, ihracat kısıtlamaları ve Rus bankaları ile Moskova’nın gölge filosuna yönelik ek yaptırım listelerini de içeren yaptırım paketi, yarın Brüksel’de AB büyükelçileri tarafından tartışılacak; uzlaşma sağlanamazsa cuma günü de görüşmeler sürebilir.
Dönem başkanlığını yürüten Kıbrıs, dışişleri bakanlarının paketi, geniş çaplı işgalin dördüncü yıldönümünden önce, pazartesi günü Brüksel’de yapılacak toplantıda onaylamasını hedefliyor.
Euractiv