AB’ye çelik ve alüminyum ihraç edenler, 1 Ocak 2026’dan itibaren üretim süreçleriyle bağlantılı CO₂ emisyonları için ödeme yapmaya başlayacak.
Eleştirmenler, AB’nin bu düzenlemesini 'korumacılık' olarak nitelendirirken, ticarete zarar vereceğini savunuyor.
Avrupa Birliği’ne çelik, alüminyum, çimento ve diğer ağır sanayi ürünlerinin ithalatı, AB’li üreticilerin yabancı rakiplerine kıyasla daha sıkı yükümlülüklerle karşı karşıya kalmasını dengelemek amacıyla, 1 Ocak’tan itibaren üretim sırasında ortaya çıkan CO₂ emisyonları için ödeme yapmaya başlayacak.
Önlem, Avrupa sanayileri için adil rekabet sağlamayı hedeflese de, AB’nin karbon sınır vergisi olarak bilinen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), AB dışındaki ülkelerle ticari gerilimler yaratabilir ve Donald Trump’ın agresif küresel gümrük tarifeleriyle Beyaz Saray’a gelişi sonrasında uluslararası alanda öne çıkan ticaret anlaşmazlıklarını daha da körükleyebilir.
ABD, ekim ayında ABD Enerji Bakanı Chris Wright’ın Brüksel’e yaptığı resmi ziyaret sırasında, düzenlemenin transatlantik ortaklar arasında ciddi ticaret engelleri oluşturacağını savunarak AB’ye yasayı geri çekmesi yönünde baskı yaptı.
Washington, yılın başlarında AB ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini üç katına çıkarmış, çelik ve alüminyuma yönelik tarifeleri ise yüzde 50’ye yükseltmişti.
Çin, Hindistan, Rusya ve Güney Afrika da AB’nin düzenlemesine karşı çıkarak bunun korumacılık anlamına geldiğini savundu. Bazı ülkeler ise CBAM’in Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarıyla uyumuna ilişkin soru işaretleri dile getirdi.
Yerel medyaya göre Mısır, şu ana kadar AB’den CBAM muafiyeti talep eden ilk ülke oldu. Kahire, demir-çelik sektörünün karbon vergisinin mali yükünün yaklaşık yüzde 74’ünü üstlenebileceğine dikkat çekerek, yerli sanayiyi AB’nin CBAM’ine karşı korumak amacıyla kendi ulusal karbon vergisi üzerinde çalışıyor.
Raporlama standartlarından mali yükümlülüklere
Karbon vergisine ilişkin üç yıllık geçiş süreci 2023’te başladı. Bu dönem, sanayilere CO₂ emisyonlarını raporlamak için veri toplama ve yöntemleri test etme imkânı tanımayı amaçladı.
2026’dan itibaren ise AB ithalatçıları, ithal ettikleri ürünlerde gömülü CO₂ emisyonlarına karşılık gelen CBAM sertifikalarını satın almak ve teslim etmek zorunda olacak.
Sertifikaların fiyatı, AB karbon piyasasına paralel şekilde, ton başına yaklaşık 70–100 euro seviyesinde olacak.
Halihazırda kendi karbon piyasasına sahip ülkeler, ihracatlarını ulusal karbon vergileri üzerinden mahsup edebilecek.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC) göre çelik ve alüminyum gibi ağır sanayi kolları, enerji sektöründeki CO₂ emisyonlarının başlıca kaynakları arasında yer alıyor ve AB’de enerji kaynaklı toplam sera gazı emisyonlarının yüzde 15’ine kadarını oluşturuyor.
Alüminyum sektörünü temsil eden Constellium’un CEO’su Jean-Marc Germain, CBAM’in nihayetinde Avrupa’da alüminyum maliyetlerini artıracağını söyledi.
Germain, “CBAM, mevcut haliyle tasarlandığı biçimde, anlamlı emisyon azaltımları sağlamadan Avrupa alüminyumunun rekabet gücünü zayıflatma riski taşıyor,” dedi.
CBAM eleştirmenleri ayrıca, sisteme ilişkin yükümlülüklerin fazla ağır olduğunu savunuyor. Eleştiriler, ürünlere gömülü karbon emisyonlarının doğru şekilde ölçülmesindeki teknik karmaşıklıklara dikkat çekiyor.
Sürdürülebilir uygulamalar konusunda şirketleri akredite eden The ESG Institute’ün icra direktörü ve kurucu ortağı Jaime Amoedo’ya göre, AB’ye çelik, çimento, alüminyum veya gübre ithal eden firmalar, özellikle emisyon verilerinin eksik olduğu ya da varsayılan değerlerin kullanıldığı durumlarda, ciddi maliyet artışlarıyla karşılaşabilir.
İhracatçılar AB hukuku uyarınca doğrudan yükümlülük altında olmasalar da, ortaya çıkan sonuçlar onlar açısından da aynı derecede önemli.
Amoedo, “Bir ihracatçı güvenilir ve doğrulanabilir emisyon bilgisi sunamazsa, ithalatçı daha ihtiyatlı varsayılan değerleri kullanmak zorunda kalır; bu da sertifika maliyetlerini artırır,” dedi.
“Pratikte bu durum, yüksek kaliteli veriyi bir düzenleme ayrıntısı değil, ticari bir zorunluluk haline getiriyor. Bu beklentileri karşılayamayan ihracatçılar, AB’deki müşterilerini tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.”
CBAM gelirleri Avrupa sanayisine destek olacak
AB’nin karbon sınır vergisi, birlik dışındaki ülkelere küresel bir mesaj vermeyi; karbon fiyatlandırmasını ve daha temiz üretim yöntemlerini benimsemelerini teşvik etmeyi amaçlıyor.
AB, yeni düzenlemenin sanayilerin daha gevşek sürdürülebilirlik kurallarına sahip ülkelere taşınmasını yani “karbon kaçağını" önleyeceğini savunuyor.
Ancak karbon sınır vergisinin üretim maliyetlerini kaçınılmaz olarak artıracağı da kabul ediliyor. Bu nedenle Avrupa sanayileri, ortaya çıkacak kayıpların telafi edilmesi için Avrupa Komisyonu nezdinde yoğun lobi faaliyeti yürüttü.
Avrupa Komisyonu, 17 Aralık’ta CBAM gelirleriyle desteklenecek geçici bir fon önererek, sanayilerin uygulama sürecine uyum sağlamasına yardımcı olmayı hedefledi.
Komisyon’a göre 2028’e kadar CBAM’den yaklaşık 1,5 milyar euro gelir elde edilmesi bekleniyor.
Küresel şirketler ve sektör birliklerinin iklim politikalarına yönelik lobi faaliyetlerini inceleyen bağımsız düşünce kuruluşu InfluenceMap’in genel müdürü Ed Collins, söz konusu fonun, ihraç edilen ürünler için karbon maliyetlerinin geri ödenmesini talep eden “yerleşik sanayi aktörlerinden gelen yoğun lobi baskısının” sonucu olduğunu söyledi.
Collins, “Karbon azaltım yatırımı şartlarına bağlı olsa da ‘Geçici Karbonsuzlaşma Fonu’nun hayata geçirilmesi, şirketlerin saldıkları karbonun tüm maliyetini ödemek zorunda kalmamasını sağlayarak bu talebi kısmen karşılıyor gibi görünüyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Euro News