GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 43,8596 ₺ 🇪🇺EUR: 51,8135 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.119,91 ₺ BTC: 2.869.296 ₺ 🇺🇸USD: 43,8596 ₺ 🇪🇺EUR: 51,8135 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.119,91 ₺ BTC: 2.869.296 ₺ 🇺🇸USD: 43,8596 ₺ 🇪🇺EUR: 51,8135 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.119,91 ₺ BTC: 2.869.296 ₺
02 Mart 2026 - 01:59

info@turkglobalmedia.com

Analiz: İran, Hamaney’den sonra ne yapacak?

Analiz: İran, Hamaney’den sonra ne yapacak?

Analiz
01.03.2026 14:51
TGM Haber Merkezi

Ali Laricani’nin yükselişi ve hayatta kalmak için “Deng Xiaoping” modeli

Bu haberi paylaş:

İran, Hamaney’den sonra nasıl bir yol izleyecek?

Yüce Lider’in ortadan kaldırılmasının ardından Ali Laricani’nin acımasız pragmatizmi İran’a yön veriyor. İç baskı, Çin’le 400 milyar dolarlık anlaşma ve nükleer tırmanma riski arasında. 

Scenari Economici'den Fabio Lugano İran ve ötesini analiz etti: İşte Tahran’ın “yeni Deng Xiaoping’i”.

İran İslam Cumhuriyeti uçurumun eşiğinde. Daha doğrusu, 1979’dan bu yana en büyük stres testinin karşısında. Bugün, 1 Mart 2026 itibarıyla devlet benzeri görülmemiş bir oynaklık içinde faaliyet gösteriyor. 

28 Şubat’ta ABD ve İsrail tarafından koordine edilen ve ülkenin siyasi ile askeri üst kademelerini hedef alan bir operasyonla Yüce Lider Ayetullah Ali Hamaney’in ortadan kaldırılması, Tahran’daki kurumların acil bir yeniden yapılanmaya gitmesine yol açtı.

Orta Doğu semalarında savaş uçakları dolaşırken ve ülke içindeki meydanlar kaynarken, bu güç boşluğunda “hayatta kalma mimarı” olarak bir figür öne çıkıyor: şu an Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi (SNSC) Sekreteri olan Ali Erdeşir Laricani.

Laricani’nin siyasi satranç tahtasının merkezine dönüşü basit bir koltuk değişimi değil, stratejik bir yeniden hizalanma anlamına geliyor. 

“İstikrar Cephesi”nin ideolojik saflığından pragmatik ve teknokratik bir otoriterliğe geçiş söz konusu. Tahran kulislerinde ona “Deng Xiaoping modeli” deniyordu: acımasız iç baskının, pervasız bir ekonomik ve diplomatik pragmatizmle birleşimi. 

Peki sistemi kurtarmakla görevlendirilen bu adam kim ve devam eden krizin mayınlı sahasında nasıl ilerlemeyi planlıyor?

Filozof ve Mandarin: Laricani Hanedanının Kökleri

Ali Laricani’nin çalışma tarzını anlamak için sosyo-kültürel arka planına bakmak gerekir. 1958’de Irak’ın Necef kentinde — dünya Şiiliğinin kalbinde — doğan Laricani, İran’ın “dini aristokrasisi” sayılabilecek bir aileye mensup. 

Babası büyük bir Ayetullahtı, ancak Ali farklı bir yol seçti. Din adamı değil, fakat dini müesses nizamın içine sıkı biçimde yerleşmiş durumda; Devrim’in teorik babalarından Ayetullah Murtaza Mutahhari’nin damadı.

Akademik eğitimi ise özgün ve açıklayıcı. Bilgisayar bilimi ve matematik mezunu olan Laricani, Tahran Üniversitesi’nde Batı felsefesi alanında doktora yaptı; Immanuel Kant ve analitik felsefe üzerine uzmanlaştı. 

Bu mantıksal-matematiksel yaklaşım, Kantçı disiplinle birleşerek siyasi tarzına yansıyor: devletin “rasyonelliği”ne takıntılı bir odak ve düzensizliği kontrol altına almak için katı sistemler kurma gerekliliği.

Kurumsal Yükseliş: Askerler ve Medya Arasında

Laricani’nin kariyeri, rejimin kusursuz bir mandarinini andırıyor. 1980’lerde İran-Irak Savaşı sırasında Devrim Muhafızları’na (IRGC/Pasdaran) katıldı ve Tuğgeneral rütbesine kadar yükseldi. Bugün gerçek güç tabanını oluşturan askeri ve istihbarat aygıtıyla yapısal bağlarını burada kurdu.

1994-2004 arasında devlet yayın kurumu IRIB’in başında geçirdiği on yıl ise onu kamu anlatısının efendisi yaptı. 

Onun yönetiminde IRIB güçlü bir propaganda makinesine dönüşürken, aynı zamanda Arap dünyasına yönelik İran “yumuşak gücünün” aracı oldu ve Direniş Ekseni’nin medya temellerini attı.

Nükleer Dosya ve “Stratejik Sabır”

Laricani zor dosyalara yabancı değil. 2005’te Ahmedinejad tarafından (Hamaney’in teşvikiyle) SNSC Sekreteri ve baş nükleer müzakereci olarak atandı. Başta kaslarını göstererek önceki anlaşmaları “değerli bir incinin bir lolipopla değiştirilmesi” olarak nitelendirdi. 

Ancak kısa sürede pragmatik doğası ağır bastı. Ahmedinejad’ın ateşli ve irrasyonel retoriğiyle çatıştı ve 2007’de istifa etti.

2008-2020 arasında güçlü Meclis Başkanı olarak geri döndü ve 2015 tarihli nükleer anlaşma JCPOA’nın onaylanmasında merkezi rol oynadı. 

Bu hamle, aşırı muhafazakârların tepkisini çekti, ancak ülkenin ekonomik istikrarı söz konusu olduğunda uzlaşmaya yatkınlığını gösterdi.

İzolasyon ve Mimarın Dönüşü

2021-2024 arasında Laricani ve ailesi tasfiye sürecine maruz kaldı. Cumhurbaşkanlığı yarışından diskalifiye edilerek İbrahim Reisi’ye alan açıldı; sistem “ideolojik arınma”yı denedi. Bu proje başarısız oldu. 

Reisi’nin 2024’teki ölümü ve Haziran 2025’te İsrail’le yaşanan 12 günlük felaket savaş, sistemi yeniden teknokratları çağırmaya zorladı. Hamaney, ideologların modern bir savaşı yönetemediğini anlayarak onu tekrar SNSC’nin başına getirdi.

Bugün Hamaney sahneden çekilmişken, Laricani fiilen zayıf Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ı etkisizleştirdi. Savaş komutasını kurumsallaştırdı, kilit figürleri yerleştirdi ve kontrol edilemeyen şahinleri marjinalleştirdi. 

Ocak 2026’da kitlesel protestolar karşısında demir yumruk uygulamaktan çekinmedi. İstihbarat kaynakları baskıyı Tiananmen Meydanı modeline benzetiyor: rejimin hayatta kalma mesajını net vermek için cerrahi ve ölümcül şiddet. 

Bu da ABD Hazine Bakanlığı’ndan yeni ve ağır yaptırımları beraberinde getirdi.

Can Simidi: Çin’le Anlaşma

Laricani’nin “Deng modeli”nin temeli, 2021’den beri özel temsilcisi olduğu Çin’le 25 yıllık Stratejik Anlaşma. Bu sadece ticari bir mutabakat değil, İslam Cumhuriyeti için bir hayat sigortası.

Enerji alanında 280 milyar dolar; ulaşımda (Çabahar, Cask limanları ve demiryolları) 120 milyar dolar yatırım öngörülüyor. Güvenlik alanında ortak tatbikatlar ve istihbarat işbirliği; teknoloji alanında 5G ve “Ulusal Bilgi Ağı”nın geliştirilmesi var. Amaç, Batı ambargosunu aşmak, Kuşak ve Yol’a entegre olmak ve iç gözetimi güçlendirmek.

Laricani bunu bir “ülkeyi satma” olarak değil, Amerikan “Maksimum Baskı” politikasına karşı yüksek teknolojili otoriter bir devlet inşa etmenin rasyonel yolu olarak görüyor.

Geçici Konsey ve Arabuluculuk Olasılığı

Anayasa’nın 111. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı, Yargı Başkanı ve bir hukukçudan oluşan Geçici Liderlik Konseyi kuruldu. Din adamı olmadığı için Laricani resmen üye değil, fakat perde arkasındaki motor o. Silahları ve istihbaratı kontrol eden isim.

Dünya başkentlerinin sorduğu soru şu: Laricani ABD ve Körfez ülkeleriyle arabuluculuk yapabilir mi?

Yanıt temkinli bir “evet”, ama kendi şartlarıyla. Laricani “dostluk olmadan yumuşama”nın savunucusu. Umman ya da Katar gibi kanallar üzerinden gerilimi düşürmek için pazarlık yapabilir. 

Ancak aynı zamanda agresif bir “nuclear hedging” uyguluyor: yeni saldırıların İran’ı bombaya yönelteceğini açıkça belirtti. Nükleer programı zaman kazanmak için taktik bir caydırıcı olarak kullanıyor.

Ali Laricani çağdaş İran’ın paradoksunu temsil ediyor: Kant uzmanı bir akademisyen olup kanlı baskılar emrediyor; muhafazakâr bir siyasetçi olarak “Büyük Şeytan”la pazarlık yapıyor; kurumsalcı bir figür olarak devleti korumak için biçimsel demokrasiyi aşıyor.

Görevi devasa: çöküşü önlemek, Asya eksenini pekiştirmek ve iktidarı pragmatik teknokratların elinde güvenceye alacak bir halefiyet sürecini yönetmek. 

Devrimci dönem ile otoriter-teknokratik gelecek arasında kurmaya çalıştığı köprünün, dışarıdan gelen füzeler ve içerideki öfke karşısında dayanıp dayanamayacağını önümüzdeki kritik aylarda göreceğiz. 

Çünkü alternatifler ya rejimin tamamen devrilmesi — Batı yanlısı güçlerin düşük olasılıklı dönüşüyle — ya da ülkenin topyekûn kaosa sürüklenmesi.

 

Scenari Economici

Haber Galerisi

Yayınlanma: 01.03.2026 14:51
Ana Sayfaya Dön